Boykotun etkileri: Firmaları politikalarını ve stratejilerini değiştirmeye zorlayan itici bir güç, şiddet içermeyen bir tepki!

Boykotun etkileri: Firmaları politikalarını ve stratejilerini değiştirmeye zorlayan itici bir güç, şiddet içermeyen bir tepki!

Boykotun etkileri: Firmaları politikalarını ve stratejilerini değiştirmeye zorlayan itici bir güç, şiddet içermeyen bir tepki!
Yayınlama: 12.10.2025
A+
A-

Yeni Şafak yazarı Yaşar Süngü, İslam İktisadı Araştırma Merkezi’nin (İKAM) özellikle Gazze saldırıları ardından İsrail ile ilişikli markalara yapılan boykotun boyutlarını incelediği raporu kaleme aldı. Boykotun şiddet içermeyen bir tepki olduğunu vurgulayan raporda; firmaları, politika ve strateji olarak değişime zorlayan itici bir güç olduğu da belirtildi. 

Özgür Özel, Espressolab’i boykot listesinden çıkardı: Takdir gençlerindir

Süngü’nün yazısı şöyle: 

“İslam İktisadı Araştırma Merkezi (İKAM), 7 Ekim 2023 sonrası dünya genelinde yoğunlaşan İsrail karşıtı boykotların küresel markalar üzerindeki etkilerini kapsamlı biçimde incelemiş.

Tüketici Boykotuna Karşı Pazarlama Stratejilerindeki Değişim: İsrail’i Destekleyen Markalar Örneği” başlıklı politika notu, boykotun hedefindeki firmaların izlediği yeni iletişim ve pazarlama stratejilerini analiz ediyor. Raporda, Starbucks, Coca-Cola, McDonald’s, Burger King, Fairy ve Persil gibi çok uluslu markaların, tüketici tepkilerini bastırmak için etik tutum sergilemek yerine yerelleşme, ilgisiz olumlu çağrışım ve muhafazakâr dil kullanımı gibi taktiklerle algı yönetimi yaptığı vurgulanıyor.

İKAM raporuna göre tüketici boykotları, artık bir ürün tercihinden çok daha fazlasını ifade ediyor.

Tüketiciler, şiddet içermeyen bir tepki biçimi olarak boykot yoluyla güçlü sosyal ve ekonomik etkiler yaratabiliyor.

Boykotlar firmaları politikalarını ve stratejilerini değiştirmeye zorlayan itici bir güç haline gelmiştir.”

Politika notunda, özellikle 7 Ekim sonrasında İsrail’e destek açıklaması yapan markaların Müslüman ülkelerde yerelleşme (blend in) stratejisine yöneldiği belirtiliyor.

Bu stratejinin en çarpıcı örneklerinden biri olarak, Coca-Cola’nın “Senin İçin Türkiye’de Üretildi” kampanyası ele alınıyor.

Benzer biçimde, Burger King’in ‘Börgır’ kampanyası da markanın yabancı kimliğini geri plana çekerek yerel aidiyet inşasına yönelik bir adım olarak değerlendiriliyor.

Firmalar, Filistin meselesine doğrudan değinmeden toplumsal fayda temalı kampanyalarla imajlarını parlatmaya çalışıyor.

Örneğin Fairy, Refika Birgül’le yürüttüğü Bereket Serisi kampanyasında gıda israfı ve sürdürülebilirlik temasını işleyerek muhafazakâr bir kelime olan “bereket” üzerinden pozitif algı oluşturuyor.

Starbucks, Müslüman ülkelerde zedelenen imajını düzeltmek için Gazze’ye gıda yardımı yapan World Central Kitchen’a 3 milyon dolar bağış açıklıyor.

Persil ise reklam yüzü olarak Arda Güler’i seçerek muhafazakâr kitleyle duygusal bağ kurmayı hedefliyor.

Çalışmada boykotun yalnızca ekonomik bir tepki değil, adaleti tesis etme ve insan haklarını savunma biçimi olduğu vurgulanıyor.

Raporda yer alan şu ifade, çalışmanın vicdani tonunu yansıtıyor:

“Boykot, zulme ortak olmama iradesini ifade ederken, karınca misali doğru safta yer almanın tezahürüdür.”

İKAM’a göre, 7 Ekim sonrasında yükselen Filistin hassasiyetiyle birlikte boykotlar, küresel düzeyde bir vicdan simgesi haline gelmiştir.”

Yazının tamamını okumak için . 

 

 

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.