Dervişoğlu: Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı atanmış bir vali değildir!

Dervişoğlu: Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı atanmış bir vali değildir!

Dervişoğlu: Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı atanmış bir vali değildir!
Yayınlama: 22.10.2025
A+
A-

İyi Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda gündeme dair açıklamalarda bulunuyor.

 

Dervişoğlu’nun açıklamalarından öne çıkan satır başları şu şekilde:

“Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin bağımsız bir devlet olduğunu savunup, bunu dünyaya kabul ettirmeye çalışırken, bağımsızlığına önce Türkiye’nin saygı duyması gerekir. Çünkü Türkiye’nin saygı göstermediği bir alanda başkalarının saygı göstermesi beklenemez.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin bağımsız ve egemen bir ülke olduğuna inanan ve bu davayı destekleyen herkes, Kıbrıs Türk halkının hür iradesiyle yaptığı seçimlerin sonuçlarının Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını perçinlediğini kabul etmelidir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı atanmış bir vali değildir.

Bağımsız bir Türk devletinin adil ve özgür seçimler sonucu seçilmiş devlet başkanıdır. Yapılan seçimleri federasyon ile bağımsız devlet arasında bir referandummuş gibi sunmak, hadiseyi bu şekilde ele almak, düşmanları sevindirmek, Türkiye için de bir mağlubiyet algısı yaratmaktır.

Okumadıkları, okuyup anlayamadıkları, anlayıp da inanmadıkları tarihî gerçeği tekrarlayayım ki o pamuk ipliğine bağlı millî özgüvenleri öğrensin. Kıbrıs Türk halkının bir devleti vardır ve garantörü de Türkiye Cumhuriyeti Devleti’dir.

Açıkları, kıyafetler ve kıyafetler de birbirine bağlı bir şey var. Bu hakikat öylesine köklü ve öylesine güçlüdür ki ne tek bir seçimle değişir ne de değiştirmeye kimsenin gücü yetebilir. Devlet aklı ve ahlâkı olanlar bunu bilirler ve buna dikkat ederek söylem üretirler.

Düşünebiliyor musunuz, ne hâle getirilmiş? Cebimizdeki parada imzası bulunan kişi yolsuzluk iddialarıyla tutuklanıyor. “İngiliz Mehmet”ten sabık damat bakana, oradan da ışıldayan gözlü bakanlara kadar; atandıkları dönemde öve öve bitirilemeyen, Türkiye’yi milyarlarca dolar zarara uğratan kur korumalı mevduatın mucitlerinden olan Merkez Bankası Başkan Yardımcısından bahsediyorum. Bu başka bir yerde olsa hükümetler istifa eder, bakanlar istifa eder… Daha neler var arkadaşlar! Hiç kimse kılını kıpırdatmıyor. Söz konusu soruşturmaya göre Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın iştiraki olan Bankalararası Kart Merkezi’nde yapılan çipli kart alımı ve troll yazılım geliştirme ihalelerinde ciddi usulsüzlükler tespit edilmiş ve devletimiz milyonlarca lira zarara uğratılmıştır. Hiç kimse ağzını eğip bükmesin; bu basit bir ihale tartışması yahut bir usul hatasından kaynaklanan bir zarar değildir.

Bu mesele, devletin en güvenilir kurumu sayılan ve öyle de olması gereken Merkez Bankası’nın gölgesinde doğmuş bir yönetim zafiyetidir; saray çürümüşlüğünün en açık özetidir.

Bütçe açığıyla aynı miktarda, yani iki nokta yedi trilyon lira. Büyüme ise yüzde üç nokta sekiz olacakmış. Bu açıklamada enflasyon yüzde on altıya düşecekmiş. Üç haftada çöken üç yıllık orta vadeli yalanların yeni bir versiyonudur hazırlanan bu bütçe.

Yahu arkadaş, bu bütçe açığıyla bu enflasyon o seviyeye nasıl düşecek, hiç düşündünüz mü? Rakamlar yalan söylemez ama bu bütçe yalan söylemekten imtina etmiyor. Çünkü iki bin yirmi altı rakamlarının gerçekle uzaktan yakından ilgisi yok. Bütçe eskiden bir hükümetin yol haritasıydı ve namusuydu. Şimdi ise yalanın resmî belgesi hâline gelmiş durumdadır. Hakikatin bütçesi değil, amirine yaranma telaşıyla yapılmış bir palavra sporudur. Yanlış ekonomik politikalar yüzünden millet tükenmiştir. Kepenk kapatan esnaf, ay sonunu getiremeyen emekli, toprağına küsen çiftçi tükenmiştir. Emeği zayıf olan emekçi, maaşı kuşa dönen memur, maaşının yarıdan fazlasını kiraya veren kiracı tükenmiştir. Çarkı döndüremeyen KOBİ’ler, finansmana ulaşamayan sanayiciler, geleceğinden umudu kesmiş, kayırmacılık altında ezilen gençler tükenmiştir.

Tablo ortadadır. Aslına bakarsanız, milleti tüketen iktidar tükenmiştir. Hazırladıkları bütçe de bir tükeniş bütçesidir. Her bütçe döneminde yaşıyoruz. Özellikle Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçtiğimiz andan itibaren Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde saraydan hazırlanarak yapılmış bütçe, binlerce sayfa döküm hâli ile birlikte komisyona gelir. Üzerinde günlerce tartışırız. Saatlerce konuşuruz. Hatta yapılan tartışmalar neticesinde “Ne kadar büyük bir performans gösterdik” diye de bütçeyi savunanlar çıkar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde iftiharla anlatır. Ama bir tek cümlesini bile, bir tek rakamını bile değiştiremeyiz o bütçenin. Çünkü Sayın Recep Tayyip Erdoğan öyle emretmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne gelmiştir ve Türk milletine dayatılmak istemektedir. Buradan açıkça söylüyorum: Bütçenin sahibi Recep Tayyip Erdoğan geride bıraktığımız yıllarda yaptığı gibi yapmasın. Bütçesini gelsin ya delikanlı gibi savunsun ya da bu büyük millete kendisi sunsun. Suçu bürokrasinin üstüne, bakanların üstüne atmasın.

Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden kaçmamaya davet ediyorum. Tekrar söylüyorum: Delikanlıysa gelsin bütçesini sunsun ya da milletin huzurunda o bütçeyi savunsun.”

 

Ayrıntılar gelecek…

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.