Karar yazarı Akyol: Yastık altında tuttuğumuz altınların toplamı 600 milyar dolara çıkmış, bunun iki sebebi var…

Karar yazarı Taha Akyol, Türkiye’de yastık altında tutulan 600 milyar dolar değerinde altın olduğunu belirterek, “Neden böyle? İki sebepten bahsetmek mümkün: Bir, ekonomi yönetimine güvensizlik… İkincisi, tarihten gelen alışkanlık ya da gelenek …

Karar yazarı Akyol: Yastık altında tuttuğumuz altınların toplamı 600 milyar dolara çıkmış, bunun iki sebebi var…
Yayınlama: 01.03.2026
A+
A-

Karar yazarı Taha Akyol, Türkiye’de yastık altında tutulan 600 milyar dolar değerinde altın olduğunu belirterek, “Neden böyle? İki sebepten bahsetmek mümkün: Bir, ekonomi yönetimine güvensizlik… İkincisi, tarihten gelen alışkanlık ya da gelenek.” diye yazdı.

Karar yazarı Akyol, “Reuters’a göre, Yastık altında tuttuğumuz altınların toplamı 600 milyar dolara çıkmış! Milli gelirimizin yüze 48’i gibi muazzam bir oran! Bu paraları ihtiyaç halinde bozdurup harcadığımız için, Merkez Bankası’nın “sıkı para politikası” beklenen kadar etkili olamıyor. Merkez Bankası’nın sürekli “hedef revizyonu” yaparak enflasyon tahminini yükseltmek zorunda kalmasının sebeplerinden biri buymuş. Başkan Fatih Karahan böyle diyor. İkincisi ve en önemlisi, böylesine muazzam bir servetin ekonomiye bir finansman katkısı olmadan yastık altında yatıyor olmasıdır. Eskilerin “iddihar” dediği bu olaya, fakültedeki iktisat hocamız merhum Prof. Yüksel Ülken “gömüleme” derdi. Bu 600 milyar dolarlık servetin onda biri bankalara yatırılarak veya tahvil alarak ekonomiye girse önemli bir rahatlama olur; ama hayır; yastık altında bekliyor.” diye yazdı.

“Neden böyle? İki sebepten bahsetmek mümkün: Bir, ekonomi yönetimine güvensizlik… İkincisi, tarihten gelen alışkanlık ya da gelenek.” ifadelerini kullanan Akyol, şunları kaydetti:

“Hükümetin Türk lirasının değerinde uzun vadeli istikrar sağlayacağına güven olsaydı, bu 600 milyar dolarlık servetin önemli bir bölümü bankalara ya da borsaya gider; ülkemizin kredi kapasitesi ve borsanın işlem hacmi büyürdü… Tahvile gitseydi hükümetin borçlanmalarında faiz bu kadar yükselmezdi.

İktidarın yanlış politikaları ve özellikle de “faiz sebeptir” politikası yüzünden TL değer kaybetti, enflasyon yükseldi. Makro dengelerin bozulması karşısında hükümet, giderleri karşılamak için yüksek faizle borçlanıyor. Ali Babacan’a göre 2026 bütçesinde faize ayırılan para toplamı 2 trilyon 742 milyar TL!

(…)

Hatırlıyorsunuz, “paradigma değişimi, heterodoks iktisat, Türkiye modeli” diye tantanalarla ilan edilen politikaların sonucudur bunlar.

Bu yanlış politikalardan Mehmet Şimşek’le kısmen dönüldü fakat yapısal reformlar yapılmadı. CB sisteminde, başta Merkez Bankası olmak üzere kurumların bağımsızlığı kaldırıldı. Yargı bağımsızlığı yerlerde sürünüyor.

Her şey hâlâ “tek kişilik hükümet”in iki dudağının arasında. Bu yüzden “yatırım güvenliği”ni hâlâ sağlayamıyor.

Aslında Erdoğan hükümeti, kendi karnesini kendi rakamlarıyla ortaya koydu.

İlk on yıldaki yüksek ekonomik performansa bakarak, kişi başı gelirde 2023 yılında 25.000 dolara çıkacağımız ilan edilmişti; 2011 seçim bildirisinde.

Hesaplar bunun mümkün olduğunu gösteriyordu. Oysa, 25.000 doları hedefleyen Türkiye’de, Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2025 yılında “17 bin dolara ulaştık” diye “müjde” veriyordu! (17 Kasım 2025)

Karne dediğim bu, kendisinin rakamları.

Türkiye için, hukuk devleti, bağımsız yargı, güçlü kurumlar ve liyakat sistemi, ekmeğimizi büyütmek için ön şartlardır.”

Yazının tamamını okumak için .

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.