Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi (STRATCOM), ikinci gününde ABD-İsrail ile İran arasında yaşanan savaşın nedenleri ve Türkiye’nin stratejileri ele alındı.
Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi (STRATCOM), ikinci gününde İstanbul’da devam ediyor. “Bölgesel gerilimlerden küresel kırılmalara: İran savaşının stratejik etkileri” panelinde Prof. Dr. Murat Yeşiltaş, ABD-İsrail ve İran savaşının nedenlerini, Türkiye’nin pozisyonunu ve Körfez ülkelerine etkilerini anlattı.
‘İran’a karşı İsrail ve ABD’nin ikinci operasyon dalgasına ilişkin bir öngörü zaten vardı’
Prof. Dr. Murat Yeşiltaş, bu savaşın tesadüfi bir savaş olmadığının altını çizerken olası bir görüşmenin Türkiye’de yapılmasına ilişkin şunları söyledi:
“Türkiye’deki görüşmelerin olası sonuçlarına ilişkin iki temel soru var. Elbette daha olumlu bir atmosfer üretmiş olması tercih edilirdi. Ancak günün sonunda bu savaş tesadüfi bir savaş değil. Türkiye’deki stratejik çevrelere istihbarat camiasından dış politika çevrelerine kadar baktığımızda, İran’a karşı İsrail ve ABD’nin ikinci operasyon dalgasına ilişkin bir beklenti, bir değerlendirme ve bir öngörü zaten vardı. Bu nedenle, Türkiye’nin arabuluculuk çabalarıyla oluşabilecek diplomatik masanın çok olumlu sonuçlar doğuracağından emin değilim. Çünkü burada yapısal bir durum söz konusu.”
“İsrail İran’a saldırmak istiyordu. ABD ise İsrail’in bu ikinci operasyonunu bir anlamda destekleme ve örtme pozisyonundaydı. İran diplomatik kanalı açık tutarak krizi aşmaya çalışsa da, ABD ve İsrail tarafından yeniden hedef alınacağını biliyordu. Dolayısıyla bu savaş kazara çıkmış bir savaş değil. İkinci operasyon dalgasında ne olacağı aslında herkes tarafından öngörülüyordu.”
‘Savaşın bölgeselleşmesi Türkiye açısından stratejik bir kabus senaryosu’
Prof. Dr. Murat Yeşiltaş, Türkiye’nin pozisyonunu şu sözlerle açıkladı:
“Türkiye bu savaşın parçası olmak istemiyor. Elbette doğrudan bir hedef haline gelmediği sürece özellikle İran balistik füzeleri bağlamında çatışmanın dışında kalmayı tercih ediyor. Ancak esas mesele, daha geniş bir bloklaşma oluşmasını önlemektir.”
‘İran, Körfez ülkelerinin altyapılarını hedef almaya devam ederse, bu ülkeler savaşa dahil olma konusunda daha istekli hale gelebilir’
Prof. Dr. Murat Yeşiltaş, savaşın Körfez ülkelerine yayılarak bölgeselleşme riskine ilişkin şunları aktardı:
“Körfez ülkeleri arasında farklı stratejik pozisyonlar da söz konusu. Örneğin Birleşik Arap Emirlikleri, İran’a karşı daha sert bir yanıt verilmesi konusunda istekli görünüyor. Çünkü savaşın henüz yapısal bir sonuç üretmemiş olması, İran’ın bölgeyi daha fazla askerileştirebileceği yönünde bir stratejik kaygı yaratıyor. Bu ülkeler İran’ın özellikle askeri açıdan daha da zayıflamasını tercih edebilirler. Dolayısıyla Türkiye açısından bu denge çok kritik. Hem Körfez ülkeleriyle ilişkiler hem de savaşın Körfez üzerinden diğer ülkelere sıçrama ihtimali Türkiye için ciddi bir risk.”