Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) araştırmacıları, kronik karaciğer yetmezliği yaşayan hastalar için enjekte edilebilir doku nakli yöntemi geliştirdi. “Uydu karaciğer” olarak tanımlanan bu yapıların, cerrahi müdahale olmadan ana organın …
Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) araştırmacıları, kronik karaciğer yetmezliği yaşayan hastalar için enjekte edilebilir doku nakli yöntemi geliştirdi. “Uydu karaciğer” olarak tanımlanan bu yapıların, cerrahi müdahale olmadan ana organın yükünü hafifletmesi ve temel işlevleri desteklemesi amaçlanıyor.
Dünyanın önde gelen bilim kurumlarından MIT’de geliştirilen yeni yöntem, organ nakli bekleyen karaciğer hastaları için alternatif bir destek tedavisi sunmayı hedefliyor. Laboratuvarda hazırlanan hücre yapılarının vücuda enjekte edilmesiyle, karaciğerin bazı görevlerini üstlenen ek bir doku oluşturuluyor.
Cerrahiye gerek kalmadan uygulanıyor
10Haber’in aktardığına göre, yeni teknikte hepatosit adı verilen karaciğer hücreleri, hidrojel içeren biyolojik bir yapıya yerleştiriliyor. Şırıngayla vücuda verilen bu mikro yapılar, kısa sürede organize olarak işlev görebilen bir dokuya dönüşüyor. Sürece eşlik eden fibroblast hücreleri de yeni dokunun damar sistemiyle bağlantı kurmasını kolaylaştırıyor.
Deneylerde iki ay işlev gördü
Araştırmacılar, fareler üzerinde yapılan deneylerde bu dokuların gerçek karaciğerin ürettiği enzim ve proteinleri sentezlediğini belirtti. Üstelik yapının vücut içinde en az iki ay boyunca işlevini koruduğu aktarıldı.
Karaciğerin yanına yerleştirilmesi gerekmiyor
Çalışmanın dikkat çeken sonuçlarından biri, bu dokuların yalnızca karaciğer çevresine uygulanma zorunluluğunun bulunmaması oldu. Karın yağ dokusu, dalak ya da böbrek çevresi gibi bölgelere yerleştirilen hücreler de, kan dolaşımına eriştikleri sürece benzer işlev gösterebildi.
Hedef kalıcı tedavi seçeneği
Araştırmanın mevcut aşamasında bağışıklık baskılayıcı ilaçlara ihtiyaç duyulsa da, bilim insanları ileride vücut tarafından reddedilmeyecek hücreler geliştirmeyi hedefliyor. MIT ekibi, bu yaklaşımın yalnızca geçici bir destek değil, uzun vadede kalıcı bir tedavi seçeneğine dönüşebileceğini değerlendiriyor.