Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma kararıyla ilgili yaptığı değerlendirmede, “Hürmüz’de vazo kırıldı bir kere. İnsanlar alternatif arayacak. Ben Basra-Ceyhan (BC) boru hattının son derece çekici …
Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma kararıyla ilgili yaptığı değerlendirmede, “Hürmüz’de vazo kırıldı bir kere. İnsanlar alternatif arayacak. Ben Basra-Ceyhan (BC) boru hattının son derece çekici olabileceğini, hem Irak hem Türkiye hem de bölgesel arz güvenliği açısından ve özellikle Avrupa açısından son derece önemli ve stratejik bir proje olduğunu düşünüyorum.” dedi.
Hürriyet’ten Sefer Levent’e konuşan Time Dergisi tarafından “en etkili 100 lider” listesine giren ve Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol, dünyada yaşanan petrol kriziyle ilgili yorumlarını paylaştı. “Hürmüz Boğazı’nın açılması yüreklere su serpen bir haberdi. Fakat artık bir kere kapandığı için ve kapanma tehlikesi artık bundan sonra hep Demokles’in kılıcı gibi bütün aktörlerin gündeminde olacağı için alternatif güzergahlar, alternatif teknolojiler ve alternatif yakıtlar aramaya dair çeşitlendirme gayretleri aynı hızla devam edecektir.” diye konuşan Birol, şöyle devam etti:
“Türkiye, uluslararası petrol ve doğalgaz fiyatlarını koyan değil ona tabi olan bir ülke. Fiyat dünya pazarlarında oluşuyor. Bu yüzden bu yüksek petrol ve doğalgaz fiyatları Türkiye’de enflasyona baskı yapacak, cari açığı da olumsuz yönde etkileyecek. Bu dünyanın her yerinde olan bir şey. Türkiye biraz daha bu konuda daha dayanıklı ama ciddi bir ekonomik sınanmadan dünya ile birlikte Türkiye de geçecek.
Ama bununla birlikte önemli bir ayrıntı var. Savaş bittiği zaman Orta Doğu eski Orta Doğu olmayacak. Orta Doğu’nun ekonomisine siyasi düzenine güvende haklı ya da haksız ciddi bir sarsılma olacak. İnsanlar alternatif aramaya başlayacaklar. Bu açıdan ben Türkiye için iki konuda önemli alternatif olabileceğini, bunları iyi değerlendirmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bir tanesi finansla ilgili, diğeri de petrolle ilgili. Bunları açmak isterim.
“İstanbul, Dubai’ye alternatif olabilir”
Biliyorsunuz, Dubai gelişen, cazibe merkezi haline gelen bir finans merkeziydi. Ben geldiğimiz noktada İstanbul’un Dubai’ye bir alternatif olma şansının olduğunu düşünüyorum. Ama bunu yapmak için de bir alt yapının hazırlanması gerekir. Ben konuşuyorum birçok büyük şirket ‘Acaba Dubai eskisi kadar hâlâ güvenli olur mu olmaz mı’ diye düşünmeye, alternatifler aramaya başladı. Eğer biz Türkiye’de bazı tedbirleri alırsak önemli bir alternatif olabiliriz. Yani İstanbul’u daha cazip hale getirmek, finans merkezi olarak ön plana çıkarmak için vergi indirimleri, muafiyetler vs. düzenlemeler yaparsak başarılı olabiliriz. Özellikle, vergi sistemimiz biraz komplike onu biraz basitleştirebilirsek ki bizim makro ekonomik istikrarımız olduğunu da düşünürsek ben İstanbul’un bir finansal merkez olarak birçok alanda ön plana çıkabileceğini düşünüyorum. Sigortada, altın borsasında, bankacılıkta alternatif olabiliriz.
“Basra-Ceyhan boru hattı son derece çekici”
İkinci fırsat ise petrolde. Bizim Türkiye olarak çevremizde çok komşumuz var. Bunlar arasında ekonomik olarak böyle uykulu bir dev dikkat çekiyor: Irak. Irak’ın Basra Körfezi’nden çıkan petrolü Hürmüz Boğazı’ndan geçiyor. Basra’daki petrol dünyanın en büyük rezervlerinden birine sahip. 90 milyarlık bir rezerv ve şu anda Irak’ın petrol ihracatının yüzde 90’ı Basra’dan geliyor. Hürmüz Boğazı’nda yaşanan bu gelişmelerle birlikte vazo bir kere kırıldı. Kırıldıktan sonra yapıştırmak çok zor. Hürmüz’e karşı insanlar alternatif aramaya başlayacaklar. Ben bir Basra-Ceyhan (BC) boru hattının son derece çekici olabileceğini, hem Irak hem Türkiye hem de bölgesel arz güvenliği açısından ve özellikle Avrupa açısından son derece önemli bir proje olduğunu düşünüyorum.”
“Şu anda tam zamanı”
“Peki Basra-Ceyhan boru hattı konuşuluyor mu, gündeme geldi mi?” sorusunu da yanıtlayan Birol, şunları kaydetti:
“Ben bunu yıllar önce zamanın Irak Cumhurbaşkanı Berham Salih ile de konuşmuştum. Maliki ile de konuştum. Tabii o zamanki şartlarda herkes çok iyi fikir diyordu ama bir zorunluluk yoktu. Şu anda savaştan sonra zorunluluk var. Yani Irak için zorunluluk, Türkiye için fırsat var. Avrupa için de büyük bir fırsat tamamıyla arz güvenliği açısından. Bunu bence stratejik bir proje olarak düşünmek lazım. Burada iki tane kritik aşama var. Bir tanesi Türkiye ile Irak’ın politik olarak anlaşması, ki ben bunun yapılabileceğini düşünüyorum. İkincisi de bunun finanse edilmesi. Ben böyle bir projenin Avrupa’dan da destek alabileceğini düşünüyorum. Hatta düşünmenin de ötesi şu anda tam zamanı.”
Röportajın tamamını okumak için .