İngiliz Financial Times (FT) gazetesi, İsviçre merkezli ticaret bankası MBaer’in kuruluştan iflasa uzanan çarpıcı çöküş hikayesini mercek altına aldı. Kendisini “ruhu olan banka” olarak tanıtan ve İsviçre makamlarının uzun süren incelemelerine rağmen …
İngiliz Financial Times (FT) gazetesi, İsviçre merkezli ticaret bankası MBaer’in kuruluştan iflasa uzanan çarpıcı çöküş hikayesini mercek altına aldı. Kendisini “ruhu olan banka” olarak tanıtan ve İsviçre makamlarının uzun süren incelemelerine rağmen faaliyetlerini sürdüren MBaer’in kaderini, Washington’un devreye girerek finansal sistemden dışlama yetkisini kullanması belirledi.
İsviçre özel bankacılığının altın çağında büyüyen ve Julius Baer’ın kurucusunun torunlarından biri olan Michael Bär tarafından 2018’de kurulan banka, ABD’nin vergi kaçakçılığı ve yaptırım ihlallerine karşı başlattığı baskı sürecinde geleneksel aktörlere bir “alternatif” olarak sahneye çıkmıştı. Büyük bankaların milyarlarca dolarlık cezalar ödeyip riskli müşterilerden kaçındığı bir dönemde MBaer, daha yüksek riskli müşteri gruplarına yöneldi. Ancak bu strateji, bankanın 2026 yılında tasfiye sürecine girmesiyle sonuçlandı.
“Section 311” kararı: Finansal ölüm öpücüğü
Bankanın çöküşünü hazırlayan asıl hamle, ABD Hazine Bakanlığı’nın şubat ayında devreye aldığı “Section 311” yetkisi oldu. Bu yetki, “birincil kara para aklama endişesi” taşıyan bankaların Amerikan finans sisteminden tamamen dışlanmasını sağlıyor.
Royal United Services Institute bünyesindeki Finansal Suç ve Güvenlik Merkezi Direktörü Tom Keatinge, bu yetkinin önemini, “Section 311 çok sık kullanılmaz ama kullanıldığında bu, ölüm öpücüğüdür” sözleriyle özetledi.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ise şubat ayında yaptığı açıklamada bankaya yönelik çok ağır suçlamalar yönelterek, “MBaer, İran ve Rusya bağlantılı yasa dışı aktörler adına ABD finans sistemi üzerinden yüz milyonlarca doları dolaşıma soktu” ifadelerini kullandı.
Rusya, Venezuela ve İran ağları
ABD Hazine Bakanlığı’na bağlı Mali Suçları Araştırma Ağı’nın (FinCEN) raporuna göre MBaer, “çok çeşitli yasa dışı aktörler için ABD dolarına erişimde kritik bir kapı” haline gelmişti. FinCEN, iddialarını üç ana yaptırım cephesine dayandırdı:
Rusya: Bankanın, ABD yaptırımları altındaki eski Rusya Devlet Başkanı Dmitri Medvedev dahil bazı isimlerle bağlantılı hesaplar tuttuğu, oligarklar için kara para akladığı ve askeri tedarikle bağlantılı işlemleri yürüttüğü öne sürüldü.
Venezuela: Devlet petrol şirketi PDVSA ile bağlantılı yolsuzluk ve yaptırımları delme şemalarına aracılık edildiği iddia edildi.
İran: ABD tarafından yabancı terör örgütü kabul edilen İran Devrim Muhafızları Ordusu’yla bağlantılı bir ağın petrol kaçakçılığı ve kara para aklama işlemlerinin kolaylaştırıldığı belirtildi.
Raporlara göre MBaer, iç uyum ekiplerinin “kırmızı bayrak” uyarılarına ve eksik durum tespitlerine rağmen yüksek riskli müşterilerle çalışmaya devam etti.
İsviçre makamlarının yavaşlığı eleştirilerin odağında
MBaer’in çöküşü, İsviçre makamlarının finansal suçlara karşı yeterince hızlı hareket edip etmediği tartışmalarını da yeniden alevlendirdi. İsviçre finansal düzenleyicisi Finma, bankayı 2023 yılında incelemeye alıp resmi yaptırım sürecini başlatmış olsa da, İsviçre yasaları gereği itiraz süreci devam ederken bankanın faaliyet göstermesine izin verilmişti.
Beyaz yaka suçlar uzmanı hukuk profesörü Mark Pieth, süreci “utanç verici” olarak nitelendirerek, “Finma’nın yavaş hareket etme yönünde bir mirası var ve bu bir sorun. FinCEN ise sert ve hızlı hareket etti” değerlendirmesinde bulundu.
Aylar süren sürecin ardından Finma, ocak ayının sonunda lisans iptali ve tasfiye kararı aldı. Ancak bankanın bu karara itiraz etmesi yürütmeyi durdurdu. Nihayetinde bankayı iş yapamaz hale getiren ve 27 Şubat’ta itirazını geri çekmeye zorlayan unsur Washington’un ağır yaptırım baskısı oldu.
İsviçre’nin bankalar arası ödeme sisteminden çıkarılan MBaer’de, şu an için müşterilere ait fonların geri ödenmesinin mümkün olmadığı açıklandı. Kurucu Michael Bär’ın geçmişini anlatan sayfalar bankanın internet sitesinden kaldırılırken, tasfiye süreci Zürih gölü kıyısındaki ofislerde devam ediyor.