Rus dış politika uzmanı Dmitriy Suslov, Avrupa Birliği’nin Euroclear’de tutulan Rusya’ya ait egemen varlıklardan elde edilen gelirleri gasp ederek Ukrayna’ya aktarma kararının uluslararası hukukun açık ihlali olduğunu belirtti.
Rusya Yüksek Ekonomi Okulu Avrupa ve Uluslararası Araştırmalar Merkezi Başkan Yardımcısı ve Rusya Dış ve Savunma Politikası Konseyi Araştırma Direktör Yardımcısı Dmitriy Suslov, Sputnik’e yaptığı değerlendirmede, AB’nin Euroclear’da tutulan Rus egemen varlıklarının gelirlerine el koyarak Ukrayna’ya aktarmasını “resmileşmiş korsanlık ve açık soygun” olarak nitelendirerek, bu uygulamanın, daha önce İran, Libya, Venezüella ve Afganistan’a karşı da kullanılan bir baskı aracı olduğunu vurguladı.
Euroclear’da tutulan Rus egemen varlıklarından elde edilen gelirlerin Avrupa Birliği tarafından kamulaştırılması ve bu gelirlerin Ukrayna’ya aktarılması kuşkusuz korsanlıktır, uluslararası hukukun ihlalidir ve açık bir soygundur. Bu soygun, üstelik ilgili mevzuat çıkarılarak resmen yasallaştırılmış bir AB politikasına dönüştü. Rus egemen varlıklarından elde edilen gelirlerin Ukrayna’nın finansmanında kullanılmasına izin veren bu düzenleme, Euroclear’a bir saklama kurumu olarak, AB’ye ise uluslararası bir aktör olarak duyulan güveni azaltmaktadır.
Suslov, buna karşın AB’nin, özellikle Belçika’nın itirazları nedeniyle, Euroclear’da tutulan Rus varlıklarının “ana gövdesine” doğrudan el koymaya cesaret edemediğine dikkat çekti:
Belçika başta olmak üzere, Euroclear’da tutulan Rus varlıklarının ana gövdesinin kamulaştırılmasına gidilmesi halinde, aynı kurumda fon tutan çok sayıda diğer ülkenin, Arap monarşileri, muhtemelen Çin ve diğer gelişmekte olan ülkeler paralarını hızla çekmeye başlayacağından endişe ediliyordu. Bu, Euroclear’ı iflasa sürükleyebileceği gibi, AB’ye ve euro bölgesine de ağır darbe vururdu. Bu nedenle ana varlıklara el koyma yoluna gitmediler, ancak Rus varlıklarından elde edilen gelirlere el koymaya dayalı ‘kısmi bir soygun’ modeline yöneldiler.
Uzman, bu adımın “ahlaki-siyasi kılıfının” ise Rusya’ya karşı yürütülen “hibrit savaş” olduğunu belirtti:
AB, temel hedefinin Rusya’ya azami ekonomik zarar vermek ve Ukrayna’yı desteklemek olduğunu gizlemiyor. Ukrayna’nın, Avrupa’daki ‘savaş partisinin’ çıkarları doğrultusunda Rusya’ya karşı savaşmaya devam etmesi gerektiğini savunuyorlar. Gelirlere el koymayı da bu hibrit savaşın bir aracı olarak görüyorlar.
Suslov, yabancı devletlerin egemen varlıklarının dondurulması ve bunların daha sonra bu ülkelere karşı baskı aracı, müzakere kozuna dönüştürülmesinin, Batı açısından yeni bir uygulama olmadığını vurguladı:
Yabancı devletlerin egemen fonlarını dondurmak ve sonra bu fonları ilgili devletlere karşı baskı, müzakere kozu olarak kullanmak Batı için yeni bir pratik değil. Bu yöntem daha önce İran’a karşı, ondan önce de Batı ile ilişkilerinde sorunlar bulunan Libya, Kuzey Kore gibi bazı ülkelere karşı uzun süredir kullanılıyor. Bugün aynı yöntem Rusya’ya karşı devreye sokulmuş durumda.
Suslov, AB’nin Rus varlıklarının iadesini de siyasal önkoşullara bağladığını kaydetti:
Avrupa Birliği, dondurulan Rus varlıklarının ancak Rusya’nın mevcut çatışmada fiilen ‘kapitüle etmesinin’ ve Ukrayna’ya tazminat ödemesinin ardından iade edilebileceğini söylüyor. Yaptırımların kaldırılması ve yasa dışı şekilde dondurulmuş Rus varlıklarının geri verilmesi meselesi, Batı tarafından müzakerelerde bir baskı aracı olarak kullanılıyor.