Eğitim Sen 4 No’lu Şube, 1 Mayıs öncesi yaptığı açıklamada MESEM uygulamasının çocuk işçiliğini yaygınlaştırdığını ve eğitimi piyasalaştırdığını belirterek programın kaldırılması çağrısında bulundu. Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen …
Eğitim Sen 4 No’lu Şube, 1 Mayıs öncesi yaptığı açıklamada MESEM uygulamasının çocuk işçiliğini yaygınlaştırdığını ve eğitimi piyasalaştırdığını belirterek programın kaldırılması çağrısında bulundu.
Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) 4 No’lu Şube, 1 Mayıs İşçi Bayramı yaklaşırken Mesleki Eğitim Merkezleri’ne (MESEM) yönelik eleştirilerini dile getirdi. Gaziosmanpaşa’daki Yüksel Akkaya Eğitim Merkezi önünde yapılan açıklamada, “Çocuklarımız sermayeye ucuz işgücü yapılamaz, MESEM’ler kapatılsın” çağrısı yapıldı.
Açıklamayı Eğitim Sen 4 No’lu Şube Eğitim Sekreteri Pervin Türkdoğan okudu. 1 Mayıs’ın tarihsel anlamına dikkat çekilen metinde, 1886 Chicago işçi mücadelesinden bu yana emekçilerin eşitlik, özgürlük ve insanca yaşam taleplerinin devam ettiği vurgulandı.
Bir Gün’ün haberine göre, Türkiye’de artan yaşam maliyetleri, yoksulluk ve güvencesizliğin emekçileri kuşattığı ifade edilen açıklamada, eğitim ve sağlık gibi temel hakların giderek ticarileştiği belirtildi. Eğitim emekçilerinin düşük ücret ve güvencesiz çalışma koşullarına zorlandığı, gençlerin ise işsizlikle karşı karşıya bırakıldığı kaydedildi.
Okullarda yaşanan şiddet olaylarının “bireysel değil yapısal bir sorun” olduğuna dikkat çekilerek, son dönemde Maraş ve Urfa’da yaşanan olayların bu durumu görünür kıldığı ifade edildi.
MESEM uygulaması eğitimde eşitsizliği arttırıyor!
Açıklamada MESEM uygulamasının eğitimde eşitsizliği artırdığı ve çocuk işçiliğini yaygınlaştırdığı belirtilerek şu değerlendirmeler yapıldı: Öğrencilerin haftanın dört günü işyerlerinde çalıştırıldığı, Zorunlu eğitimin fiilen kısaltıldığı, Çocukların düşük ücretlerle ucuz işgücü haline getirildiği.
MESEM kapsamında öğrenci sayısının 528 bini aştığı hatırlatılırken, kamusal kaynakların özel sektöre aktarıldığı ve sistemin “rıza üretimi” üzerinden işlediği ifade edildi.
“Çocuk işçiliği bir halk sağlığı sorunu”
Çocuk işçiliğinin ciddi fiziksel ve psikolojik riskler barındırdığı belirtilen açıklamada; yetersiz beslenme, uyku problemleri, iş kazaları ve travmaların sık görüldüğü vurgulandı.
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) verilerine göre 2024-2025 eğitim döneminde en az 72 çocuğun çalışırken yaşamını yitirdiği, bunlardan 18’inin MESEM kapsamında olduğu hatırlatıldı.
“MESEM kapatılmalı”
Açıklamada MESEM’in bir eğitim modeli değil, çocuklar açısından riskli bir çıraklık sistemi olduğu savunularak şu talepler dile getirildi: MESEM programının kaldırılması, Mesleki eğitimin kamusal ve bilimsel temelde yeniden düzenlenmesi, Eğitimin okul ortamında ve çocukların üstün yararı gözetilerek sürdürülmesi, Eğitim Sen ayrıca Milli Eğitim Bakanlığı’nı çocuk işçiliğine göz yummakla eleştirerek kamuoyuna hesap vermeye çağırdı.
“Çağın utancıdır!”
Açıklamada konuşan KESK Genel Sekreteri Sevgi Yılmaz da MESEM uygulamasını eleştirdi. Yılmaz, yoksulluk ve şiddetin derinleştiği bir ortamda çocukların işyerlerine yönlendirilmesinin kabul edilemez olduğunu söyledi.
MESEM’i “yüzyılın ve çağın utancı” olarak nitelendiren Yılmaz, devletin çocukları korumakla yükümlü olduğunu ancak mevcut politikaların çocukları sermayeye ucuz işgücü haline getirdiğini ifade etti.
Yılmaz, 1 Mayıs sürecinde çocuk işçiliği ve iş cinayetlerini en önemli gündemlerinden biri yapacaklarını belirterek, “Gençler yalnız değil, eğitim emekçileri olarak yanlarında olacağız” dedi.