Sendikacı Mehmet Türkmen, tahliye olduktan sonra ilk röportajını Radyo Sputnik’e verdi

Mustafa Hoş’la Yol Arkadaşı’nın bugünkü konukları Eğitim İş Sendikası MYK Üyesi Yeliz Toy, Emekli Albay Orkun Özeller ve Bir Tek-Sen Genel Başkanı Mehmet Türkmen oldu.

Sendikacı Mehmet Türkmen, tahliye olduktan sonra ilk röportajını Radyo Sputnik’e verdi
Yayınlama: 12.05.2026
A+
A-

Kahramanmaraşta’ki okul katliamının cenaze töreninde “öldürülmek istemiyoruz” dediği için Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin tarafından ‘şov yapma’ denilerek azarlanan öğretmenlerden Yeliz Toy hakkında soruşturma açıldı. Eğitim İş Sendikası MYK Üyesi Yeliz Toy yaşananları canlı yayında anlattı

Bakan Tekin tarafından azarlanan Yeliz Toy: İfade vermeyeceğim

Eğitim İş Sendikası MYK Üyesi Yeliz Toy şunları söyledi:

Türkiye kamuoyunun gündemine de düştü. Talihsiz bir olay ama ne yazık ki son dönemde mülki amirlerin, bakanların, devlet yetkililerinin halka karşı, kamu emekçilerine karşı kullandıkları o hoyrat dilin bir benzerini bu kez Milli Eğitim Bakanı’ndan gördük. Olay şöyle gelişiyor: Ankara’da bir cenaze töreni sırasında, emekli bir öğretmenimiz olan ve aynı zamanda sendikamızın üyesi olan arkadaşımız, Sayın Bakan’a yaklaşıp eğitimdeki sorunlara dair, özellikle mülakat meselesine dair birkaç cümle söylemek istiyor. Biliyorsunuz mülakat konusu bugün on binlerce öğretmenin canını yakan, geleceğini çalan bir mesele. Arkadaşımız da nezaketle bu konudaki rahatsızlığını dile getirmeye çalışırken Sayın Bakan’ın çok sert, azarlayıcı ve ‘Sen kimsin?’, ‘Haddini bil’ gibi ifadelerle karşılık verdiği görülüyor. Cenaze sonrası arkadaşımız hakkında jet hızıyla bir inceleme/soruşturma başlatıldığını öğrendik. Biz buna ‘ifade vermeye gitmeyeceğim’ şeklinde bir tavır koyduk ama mesele sadece bir soruşturma meselesi değil. Mesele, bir bakanın kendi personeline, bu ülkenin bir öğretmenine sokak ortasında, bir cenaze evinde gösterdiği bu tahammülsüzlük. Biz Eğitim-Sen olarak bu soruşturmanın derhal geri çekilmesini ve Sayın Bakan’ın o öğretmenimizden, dolayısıyla tüm eğitim camiasından özür dilemesini bekliyoruz.

“İktidar Barrack’a ‘Kapa çeneni’ diyemiyor”

ABD Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack için istenmeyen insan ilan edilmesi yürüyüşü 19 Mayıs’ta yaşılacak. Emekli Albay Orkun Özeller canlı yayında yürüyüş hakkında bilgiler verdi.

Emekli Albay Orkun Özeller, şöyle konuştu:

“Şimdi tabii ki bu, sizin de ifade ettiğiniz gibi gerçekten bir pervasızlık, bir hadsizlik, boyunu aşan konuşmalar. Buna aslında tüm Türkiye, buna siyasi partilerin genel başkanları, özellikle muhalefet partilerinin genel başkanlarıyla hemfikir olduğumuz bir konu. Ve yapılan açıklamalara baktığımız zaman, geçmiş dönemden bugüne kadar Tom Barack’ın yapmış olduğu açıklamalarda, efendim işte en son söylediği; demokratik toplumların değil de güçlü liderlerin Orta Doğu’da daha başarılı olduklarını, tutunduklarını, monarşi rejiminin daha etkili olacağını tavsiye eden bir forumda söylüyor üstelik bunları. Tom Barack şunu bilsin ki, hani o çok methettiği Osmanlı bir Orta Doğu ülkesi değil, Avrupa ülkesidir. Avrupa’da, daha İstanbul fethedilmeden önce Osmanlı Avrupa topraklarındaydı. Dolayısıyla eğer Osmanlı örnek alınıyorsa, Osmanlı üzerinden gidiliyorsa, Tom Barack da önce Türkiye’nin de bir Avrupa ülkesi olacağı, Orta Doğu değil Avrupa ülkesi olduğu gerçeğini görmesi gerekiyor. Ha, bizim topraklarımızı işte ‘Suriye’de, Irak’ta sen yönet’ tarzındaki konuşmalarını da efendim biz orada duralım; neden Yunanistan’ı, Bulgaristan’ı da sen yönet diye söylemiyor diye Tom Barack ‘a söyleriz. Biz kimsenin toprağında gözümüz yok ama bizi Orta Doğu’ya sürükleyen, Orta Doğu’ya iten bu anlayışa itirazımız var. Tom Barack’ın haddine düşmez Türkiye’nin rejimi veyahut da nereye yöneleceği ile ilgili fikir beyan etmek… Kızılcagün Platformu’nu oluşturmuştuk biz 27 Aralık’ta. Herkes… yani herkes demeyeyim de bazıları İmralı’ya koşarken biz dedik ki: ‘Bizim yerimiz bellidir, biz Anıtkabir’e gidiyoruz.’ ve 27 Aralık’ta Atatürk’ün Ankara’ya gelişinin yıl dönümünde, bu anlamlı günde, bu süreci karşı duranların, kabul etmeyenlerin hepsi Anıtkabir’de toplanalım dedik ve orada bir başlangıçtı. O gün bir ‘Kızılcagün’ dedik ve bu Kızılcagün Platformu aynı zamanda çeşitli şehirlerde de çeşitli panellerde bulunuyoruz. En son 19 Mayıs’ta, bu hadsiz açıklamaları veren, yapan ve birçok siyasi partinin genel başkanının da -buna CHP de dahil olmak üzere- açıkladığı gibi ‘Bu tür konuşmalar, hadsiz açıklamalar kabul edilemez, istenmeyen adam ilan edilmelidir’ düşüncesini ifade etmelerinden dolayı bir genel kanı var ve biz bu kanıyı eyleme dökelim. Çünkü mevcut iktidar bu açıklamalara gerekli cevabı vermiyor. Mevcut iktidar ‘Kardeşim sen kimsin?’ diyemiyor, ‘Kapa çeneni’ diyemiyor. Dolayısıyla biz milletin iradesi olarak, Türk milletinin iradesi olarak -ki Türk milleti bu açıklamalardan son derece rahatsız- ve bu iktidarın yapamadığını Türk milleti olarak yapmak istedik.”

Mehmet Türkmen: Asıl amaç işçiyi susturmaktı

Gaziantep’te ücretlerini alamadıklarını söyleyerek eylem yapan Sırma Halı işçilerine destek için katıldığı basın açıklamasındaki sözleri nedeniyle gözaltına alınan Türkmen, ‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama’ suçlamasıyla mahkemeye sevk edilerek 16 Mart’ta cezaevine gönderildi. Türkmen, bugün tahliye edildi. Tahliye olan Türkmen, ayağının tozuyla Radyo Sputnik canlı yayınına bağlandı.

Mehmet Türkmen, şu duyguları paylaştı:

“Aslında bu sadece benim ya da sendikamızın yaşadığı bir süreç değil. Özak Tekstil işçilerinin 80 günü aşan onurlu direnişi, Türkiye’deki sarı sendikacılığa, sömürü düzenine ve mülki amirlerin sermayeyle el ele vererek işçileri nasıl ezmeye çalıştığına dair çok net bir tablo ortaya koydu. Biz BİRTEK-SEN olarak işçilerin anayasal hakkını savunduğumuz için, kölelik düzenine boyun eğmediğimiz için hem patronun hem de yerel iktidar odaklarının hedefi haline geldik. Gerekçe aslında hepimizin bildiği o klasik ‘2911 sayılı kanuna muhalefet’ gibi iddialar ama asıl mesele direnişi kırmaktı. Beni ve arkadaşlarımızı tutuklayarak işçilere gözdağı vermek istediler. Ancak içeride de olsak dışarıda da olsak işçilerin birliğini bozamadılar. Bugün tahliye olduk ama mücadelemiz bitmedi. Özak işçisi kazanana kadar, sendikal özgürlükler tam anlamıyla tanınana kadar bu kavga sürecek. Bizi dört duvarla korkutamazlar.”

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.