Mutlak butlan kararıyla sarsılan CHP’de, istinaf mahkemesinin tedbir kararıyla CHP Genel Başkanlığı’na geri dönen Kemal Kılıçdaroğlu ile Genel Başkanlık koltuğunu kaybeden Özgür Özel’le yapılan görüşmenin ardından, kurultayın toplanıp toplanmayacağı …
Mutlak butlan kararıyla sarsılan CHP’de, istinaf mahkemesinin tedbir kararıyla CHP Genel Başkanlığı’na geri dönen Kemal Kılıçdaroğlu ile Genel Başkanlık koltuğunu kaybeden Özgür Özel’le yapılan görüşmenin ardından, kurultayın toplanıp toplanmayacağı, toplanacaksa tarihinin ne zaman olacağı tartışılmaya başlandı.
Yansıyan bilgilere göre Kılıçdaroğlu, kendisine, “İstediğiniz delege yapısıyla hemen kurultayı toplayın” çağrısında bulunan Özel’e, “Partiyi en uygun zamanda kurultaya götüreceğim” yanıtını verdi.
“Uygun zaman” ne anlama geliyor?
Bu yanıt kulisleri hareketlendirdi. Özel ve yakın ekibi, Kılıçdaroğlu’nun “uygun zaman” ifadesinin, “en kısa zaman” anlamına gelmediği ancak buna zorlanması gerektiği değerlendirmesini yaptı. Bunun için de bayram tatili sonrası hedef alınıyor.
Bayram sonrası ne yapılacak?
Buna göre bayram tatili sonrasında 37. Kurultay delegelerinin imza toplaması başta olmak üzere birçok yol izlenecek. İstinaf mahkemesinin 38. Kurultay ve sonraki kurultayları “yok hükmünde” sayması nedeniyle CHP’de şu anda Kasım 2023 öncesindeki 37. Kurultay delegeleri yetkili sayılıyor. Bu delegelere İstanbul delegeleri dahil değil zira oradaki seçim de iptal edildi. Oradaki seçimin de yenilenmesi ve delegelerin belirlenmesi gerekiyor.
İmza toplanırsa kurultayın yapılacağı kesin mi?
Ancak delegelerin yarısından fazlasının imza vermesi de kurultayın hemen toplanması için yeterli değil. Bu durumda da kurultay tarihini genel başkan belirliyor ve çağrı yapıyor. Ancak Özel ve ekibi, delege baskısının sonuç vereceği inancında.
Kurultayın toplanması için başka hangi yollar izlenecek?
Özel ve ekibi Kılıçdaroğlu’na Parti Meclisi üzerinden de baskı yapılabileceğini hesaplıyor. İstinaf mahkemesi kararı uyarınca şu anda Kasım 2023 öncesindeki PM görevde. Bu PM’de Özel’e yakın isimler de bulunuyor. Özel ve ekibi çoğunluğun kendilerine yakın olduğunu varsayıyor. Kılıçdaroğlu ve ekibi ise şu aşamada PM’den karar çıkarmama eğiliminde. Zaman içerisinde PM’nin çoğunluğunun kendilerine destek vereceğini düşünüyor. PM’de olağanüstü kurultay kararı çıkması durumunda Kılıçdaroğlu’nun kurultay çağrısı yapmaya mecbur kalacağı düşünülüyor. Ancak bu durumda da yine tarihi genel başkan belirliyor.
Özel ve ekibi neden kurultayın mecburiyet olduğunu düşünüyor?
Kılıçdaroğlu, Kasım 2023’teki kurultayı topladığında, CHP’de olağan kurultay tarihi geçilmişti. Kılıçdaroğlu, kurultayı geciktirdiği için eleştiriliyordu. Kılıçdaroğlu için tablo değişmiş değil. 38. Kurultay yok hükmünde sayıldığı için CHP açısından kanuni olarak üç yılda toplaması gereken olağan kurultay süresi aşılmış durumda. Özel ve ekibi de PM, delege ve kamuoyu baskısı yoluyla bu süreci hızlandırmak istiyor.
Yasal zorunluluğa rağmen Kılıçdaroğlu kurultayı toplamayı zamana yayabilir mi?
Kılıçdaroğlu’nun, kamuoyu ve partili baskısını aşmak için kurultay sürecini başlatması bekleniyor. Ancak mevcut 37. Kurultay delegeleri ile değil yeniden il ve ilçe kongrelerini toplayarak bu yolu izleyeceği tahmin ediliyor. Aslında böyle bir ihtiyaç yok zira 38. Kurultay’ın toplanmasından önce bu işlemler yapıldı. Sadece yok sayılan İstanbul seçiminin yenilenmesi yeterli olacak. Ancak Kılıçdaroğlu bu işlemleri yinelerse süreç yine yargıya taşınacak. Böyle olsa bile her seferinde il ve ilçe kongrelerinin toplanmasına gerek olup olmadığı konuşulacak ve Kılıçdaroğlu istediği süreyi elde edecek. Bu durumda kurultayın, bugün harekete geçilse 8-9 ay sonra toplanabileceği tahmin ediliyor. Özel ve ekibi ise kamuoyu ve partili baskısıyla, bu süreyi öne çekmek, en geç Eylül ayında kurultayı toplamak niyetinde.
Özel ve Kılıçdaroğlu görüşmesinden uzlaşma çıkmadığı söylenebilir mi?
Kılıçdaroğlu, “uygun zamanda kurultay” sözleriyle kurultayı toplayacağı ancak hemen olmayacağı mesajını verdi. Özel ise karşılığında kararlılık ve direniş mesajı vererek kurultayın hemen toplanmasını istedi. Hangi stratejinin başarıya ulaşacağını zaman gösterecek.
Özel ve ekibi yeni parti ihtimalini rafa mı kaldırdı?
Özel, baştan bu yana yedek bir partinin söz konusu olduğunu ancak bu partiyi “mutlak butlan” ihtimaline karşı hazırda tutmadıklarını, mutlak butlan çıksa bile CHP’yi bırakmayacaklarını söyledi. Bugün de bu tutum sürüyor. Yeni parti kurulması ya da yedek bir partiye geçilmesi ihtimali bugün söz konusu değil. Yedek parti ancak bütün bu aşamalarda sonuç alınamaz ve baskın seçim olursa hazırlıksız yakalanmamak için kullanılacak.
Kılıçdaroğlu aday olacak mı?
Kılıçdaroğlu’nun aday olmayacağı neredeyse kesin. Kılıçdaroğlu, ilk kurultayda ya da baskın seçimde aday olmayacak. Adaylığı kesin olan Özgür Özel’in karşısına güçlü gördüğü bir ismi çıkartacak. O tarihe kadar da Özel’in güç kaybedeceğini, delege yapısının kendisinden yana olacağını düşünüyor. Cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda da sürpriz yaparak Mansur Yavaş ya da Özel’in de kabul edebileceği başka bir isme teklif götürebileceği iddia ediliyor. Böylece İmamoğlu’nu devre dışı bırakarak, Özel’in ve ekibinin de tepkisini çekmeden “zorunlu birleşme” tasarlıyor. Özellikle Yavaş gibi bir ismin adaylığı kabulü halinde Özel’in ve ekibinin başka bir partiye geçemeyeceği değerlerdirmesi yapılıyor. Yavaş’ın da tarafları birleştirecek böyle bir formüle sıcak bakabileceği konuşuluyor.
Bu durumda taraflar arasında uzlaşma sağlanabilir mi?
Zayıf bir ihtimal. Kılıçdaroğlu’nun stratejisi ilk etapta partilileri ikna etmek. Bunun için de “yolsuzluk” kartını oynayacağı tahmin ediliyor. Partinin hesaplarını kontrol yetkisi verilen Kılıçdaroğlu’nun İmamoğlu’na yakın isimlerin harcamalarını, partinin nerelere para harcadığını denetleteceği, bunları kamuoyuyla paylaşacağı düşünülüyor. Paralel olarak da İmamoğlu başta olmak üzere yolsuzluk nedeniyle yargılanan isimlerin üyeliğinin askıya alınmasının sağlanması amaçlanıyor. Bunu yapıp yapamayacağı henüz belirsiz. Ancak Kılıçdaroğlu’nun, Özel ve ekibinin elindeki psikolojik üstünlüğü sonlandırarak hareket etmeye çalışacağı söylenebilir. Bütün bu adımlara karşı Özel ve ekibinin “direneceği” kesin. Baskın seçim halinde ne yapılacağını ise Kılıçdaroğlu’nun aday belirleme süreci netleştirecek. Özel ve ekibi buna karşılık, farklı bir ismi aday yaparak ön alabilirler. Ancak tarafların uzlaşmaları zor görünüyor.
Kılıçdaroğlu, Genel Merkez’e gelecek mi?
Şu aşamada Kılıçdaroğlu’nun genel merkeze gelmeyeceği, çatışma ve tepki görüntüsü vermeyeceği söyleniyor. Polis zoruyla genel merkeze girdiği görüntüsü vermek istemeyen Kılıçdaroğlu bekleyecek. Genel Merkez’de kalmaya başlayan Özel ve vekillerin ise direnişi uzun süre sürdürecekleri belirtiliyor. Kılıçdaroğlu’nun ancak kamuoyu ve partililerin tepkisi sönümlendikten ve kısmi de olsa Özel ve ekibi ile düzenli diyalog kurulduktan sonra genel merkeze gelebileceği söyleniyor.
Meclis’te ne olacak?
Özel, 37. Kurultay sonrasında Grup Başkanı sıfatını almıştı. Bu sıfatı kullanarak grup toplantılarını yapma hakkına sahip. Milletvekillerinin ne kadarının bu toplantılara katılacağı ise hangi vekilin kimden yana olduğunu netleştirecek. Kılıçdaroğlu, milletvekili olmadığı için sadece genel başkan sıfatıyla konuşma hakkına sahip. Grup Başkanı olan Özgür Özel’in buna engel olması mümkün.
Bütün bu görüş ayrılıkları neye yol açacak?
Partideki her seçim, her gelişme, her karar çatışmaya sahne olacak. PM ve Meclis Grubu’nda sürekli olarak güç gösterileri yapılacak. Bu tablonun ortadan kalkması yeni kurultay ve yönetimle mümkün ancak kurultayın toplanması da yine çatışma ve mücadele sonunda söz konusu olabilecek. CHP’nin normalleşme yaşayabilmesi kısa vadede mümkün görünmüyor.