Parlamento muhabirleriyle bir araya gelen TBMM Başkanı Kurtulmuş, Öcalan’ın PKK’ye yönelik davetine ilişkin konuştu: Süreci siyaset pazarı haline getirmeden tamamlayacağız…
ANKARA – Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, parlamento muhabirleri ile iftar yemeğinde buluştu.
Yemekten sonra bir konuşma yapan Kurtulmuş, İmralı sürecine de değindi ve “Terör örgütünün silahlarını ila-nihai terk ettiğinin İmralı tarafından açıklanması değerlidir, kayda değer bir gelişmedir. Bu süreçte başından itibaren ifade ettiğimiz benzeri şeffaf, açık, hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde sürecin yürütülmesine uğraş ediliyor. Bu çerçevede hiç kimsenin süreci zehirlememesi gerektiği kanaatindeyiz. Zira Türkiye tarihi bir imkan yakalamıştır” tabirlerini kullandı.
‘HEPİMİZİN TARİHİ SORUMLULUĞU’
Bölgedeki etnik ve dini farklılıkların çatışma alanları haline dönüştüğünü belirten Kurtulmuş, “Türkiye’nin var olan terör belasını tarihin çöplüğüne atması ve arasındaki kardeşliği kıyamete kadar devam etme iradesini ortaya koyması hepimizin ortak sorumluluğudur” dedi.
‘SÜRECİ SİYASET PAZARI HALİNE GETİRMEDEN TAMAMLAYACAĞIZ’
TBMM Başkanı Kurtulmuş, şöyle devam etti: “Süreci hiçbir şekilde kişiselleştirmeden, süreci bir siyaset pazarı haline getirmeden milletimizin milli menfaatlerini, birliğini, dirliğini sağlayacak; bu süreci inşallah tamamlayacağız.”
‘BAHSETTİĞİMİZ HAYALİ PROJE, OYUN TEORİSİ DEĞİL’
“Bu çerçevede demin söylediğim konu bir bölünme parçalanma senaryosu, bir oyun teorisi yahut bir takım hayali projeler değildir” ifadelerini kullanan Meclis Başkanı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Çevremize baktığımız zaman 1990’lardan bu yana Irak’ın, Suriye’nin, Libya’nın, Lübnan‘ın, Yemen’in, Somali’ye kadar geniş coğrafyamızın nasıl darmadağın hale getirildiği ve bilhassa iki fay hattı üzerinden bu ülkelerinin halklarının nasıl iç çatışmalara döndürüldüğü hepimizin acıyla takip ettiği tarihin en karanlık devirlerinden bir adedidir.
‘TÜRKİYE’NİN TARİHİ SORUMLULUĞU’
Yeni bir kardeşlik iklimi yaymak Türkiye’nin tarihi sorumluluğu. Ümit ediyorum ki Türkiye’deki olumlu gelişmelerle birlikte başta Suriye, Irak ve tüm bölgede kardeşlik iklimi hakim olacak, emperyalistlerin bölme parçalama niyetlerine rağmen bölge halkları kendi iradelerini ortaya koyarak birliği ve kardeşliği kalıcı bir şekilde bütün coğrafyamıza ulaştıracaklardır.”
Suriye’deki tüm gelişmeleri ilk günden beri takip ettiklerini de vurgulayan Kurtulmuş, özetle şunları söyledi:
SURİYE İDARESİNE ÜÇ TAVSİYE: Suriye idaresine ilk günden itibaren üç hususta daima tavsiyelerinizi ifade ediyoruz. Bunlardan birisi; Suriye’de asla toprak bölünmesinin olmaması. Yani Suriye’nin hâkim bütünlüğünün sağlanması. İkincisi Suriye’deki bütün toplum kesitlerinin temsil edildiği, demokratik olgunluk içerisinde yönetim süreçlerine hakim olunan bir Suriye’nin kurulması. Üçüncüsü ise Suriye’de yasa dışı hiçbir silahlı kümenin kalmaması, mevcut kümelerin tek bir Suriye ordusu altında toparlanmasıdır.
‘ESKİ REJİMİN BİRTAKIM ADAMLARININ BASKINLAR YAPMASI KABUL EDİLEMEZ’: Sahadaki boşluklardan istifade eden kimi kümelerin bu sürecin iyi bir şekilde ilerlemesine zarar vermek için ellerinden geleni ortaya koyacakları da aşikardır. Bilhassa son günlerde eski rejimin kimi adamlarının tekrar derlenip toparlanarak yeni idareye alan bırakmamak için kimi baskınlar yapması ve akabinde mezhep çatışmalarını körükleyebilecek karşı kimi akınların olması kabul edilemez.
BİZ DE ÇOK ÇEKTİK: Bizim inancımız kimseyi ötekileştirmez. Bu çerçevede biz de Türkiye olarak meşrep kavgalarından, etnik arbedelerden çok çekmiş bir ülkeyiz
ÇORUM, MARAŞ, SİVAS’I DÜN BENZERİ HATIRLIYORUZ: Türkiye’de insanların sağ-sol ayrışmasının yanında bir de Alevi- Sünni diye ayrıştırılmaya çalışıldıklarını dün benzeri hatırlıyoruz. Çorum olaylarını, Malatya olaylarını, Sivas olaylarını, Maraş olaylarını ve orada yaşanan gayrı insani olayları dün benzeri hatırlıyoruz.
KİMSE MEZHEP AYRIMCILIĞINI KÖRÜKLEMESİN: Türkiye’de Sünni’yi Alevi‘den, Türk’ü Kürt’ten ayırmak isteyenler istediklerini başaramadı. Bundan sonra da Suriye’de oluşabilecek muhtemel yasadışı işleri mazeret ederek hiç kimsenin Türkiye’nin içerisinde mezhep ve meşrep tartışmaları üzerinden bir ayrışmayı körüklemesini tavsiye ederiz.