Fatih Altaylı: İmamoğlu Davası üzerinden yeni bir Ergenekon Davası yaratılmak ve yeni bir baskı dönemi oluşturulmak isteniyor
Gazeteci Fatih Altaylı, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yapılan operasyon için “Cumhuriyet tarihinin eşi benzeri görülmemiş bir suç organizasyonu örneği” ifadesini kullandığına dikkat çekerek, “İmamoğlu Davası üzerinden yeni bir Ergenekon Davası yaratılmak ve herkes ve her şey içine tıkılarak yeni bir baskı dönemi oluşturulmak isteniyor, besbelli” dedi.
Altaylı, Erdoğan’ın İBB’ye ve 23 Mart’tan beri cezaevinde olan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yönelik sert sözlerini hatırlatırken, “Hiçbir yaratıcılığı, hiçbir yenilikçiliği kalmayan, düşünce hayal dünyası daralıp körleşen AKP, bina okuyor, dönüp dönüp yine okuyor. Takvimi 18 yıl önceye çeviriyor ve bir dönem çok ekmeğini yediği Ergenekon Davası’nın bir benzerini oluşturmaya çalışıyor. O zaman da hayali bir suç örgütü yaratılmış, olmayan örgüte bir faaliyet alanı kadastro edilmiş, bu hayali alanda bulunduğu iddia edilen yüzlerce kişi tutuklanmış, kimi aylar, kimi yıllarca hapiste tutulmuştu “ ifadesini kullandı.
“Ergenekon 2.0 is loading” diyen Altaylı, şu ifadeleri kullandı:
“Şimdi de İmamoğlu Davası üzerinden yeni bir Ergenekon Davası yaratılmak ve herkes ve her şey içine tıkılarak yeni bir baskı dönemi oluşturulmak isteniyor, besbelli.
Ama açık söyleyeyim. İlki bir trajedi idi, bu seferki gerçek bir komedi. Meşhur laftır ‘Güleriz ağlanacak halimize’ diye. Ülkeyi ters yüz eden AKP bu cümleyi de ters yüz etti. Ağlıyoruz gülünecek hallerine!”
Erdoğan, ne demişti?
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 14 Mayıs’ta AKP grup toplantısında yaptığı açıklamada şunları söylemişti:
“İstanbul’da yürüyen soruşturma Cumhuriyet tarihinin eşi benzeri görülmemiş bir suç organizasyonu örneğidir. Yapılan işlerin yolsuzluk ve haraç boyutuyla ilişkili organize suç vasfını açarak ülke güvenliğini tehdit edecek boyutlara ulaştı. Karanlık organizasyon, İstanbul’la sınırlı kalmamış, ülkedeki pek çok belediyeyi, kurumu, kişiyi içine alan, kolları farklı yerlere uzanan, uluslararası ayağı da olan bir ahtapota dönüşmüştür. Önceleri sadece kimi siyasi partileri ve siyasetçileri kapsadığı düşünülen çarpık ilişkiler ağının bürokrasiden iş dünyasına, medyaya, kimi cemaatlerden istihbarat kuruluşlarına kadar uzandığı ortaya çıkıyor. Tüm bunlara yol veren sebep ise belediye yönetiminde baş gösteren yozlaşmadır, denetim mekanizmalarının yeterince etkin işletilememesidir. Bu yozlaşmayı tüm belediyelerde görmek mümkündür. Bu konudaki yaklaşımımız parti değil, tamamen sistem merkezlidir. Geldiğimiz noktada yerel yönetimler ve bu çerçevede belediyeler meselesinin tüm boyutlarıyla konuşulması, tartışılması ve yeni bir düzene kavuşturulması kaçınılmaz hale gelmiştir.”