Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Cumhuriyet yazarı Barış Terkoğlu, Tamar Tanrıyar hakkında verilen gözaltı kararının yalnızca sosyal medya paylaşımlarıyla açıklanamayacağını savundu. Terkoğlu, yaşanan sürecin iktidar içindeki yargı ve medya eksenli güç mücadelesinin bir yansıması …
Cumhuriyet yazarı Barış Terkoğlu, Tamar Tanrıyar hakkında verilen gözaltı kararının yalnızca sosyal medya paylaşımlarıyla açıklanamayacağını savundu. Terkoğlu, yaşanan sürecin iktidar içindeki yargı ve medya eksenli güç mücadelesinin bir yansıması olduğu değerlendirmesini yaptı.
Cumhuriyet yazarı Barış Terkoğlu, köşesinde Tamar Tanrıyar hakkında verilen gözaltı kararını değerlendirdi. Tanrıyar’ın son dönemde muhalif siyasetçileri hedef alan paylaşımlarıyla gündeme geldiğini hatırlatan Terkoğlu, Turkuvaz Medya ve yöneticisi Serhat Albayrak’ı hedef alan paylaşımının ardından hakkında kısa sürede yakalama kararı çıkarılmasının dikkat çekici olduğunu belirtti. Terkoğlu, bu gelişmenin yalnızca bireysel bir olay olarak değil, iktidar içindeki güç mücadelelerinin bir parçası olarak okunması gerektiğini öne sürdü.
Yazısında Can ve Tamar Tanrıyar çiftinin geçmişte Metin Güneş ile yaşadığı ortaklık krizine de değinen Terkoğlu, bu süreçte Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın avukatlarından Mustafa Doğan İnal’ın dosyada rol almasıyla meselenin farklı bir boyut kazandığını ifade etti. Can Tanrıyar’ın tutuklanması, dosyanın farklı mahkemelere gönderilmesi ve dönemin İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcısı İsmail Uçar’ın Hakimler ve Savcılar Kurulu’na yaptığı başvuruda Tanrıyar dosyasına yönelik müdahale iddialarına yer vermesinin yargı içindeki görüş ayrılıklarını gözler önüne serdiğini savundu.
Terkoğlu, şunları kaydetti:
“Bir tarafta Anadolu Başsavcısı İsmail Uçar ve Can Tanrıyar. Öte yanda Çağlayan’daki Başsavcı Şaban Yılmaz ve cumhurbaşkanının avukatı. Elbette her iki taraf da iktidar yanlısıydı. Her ikisi de Erdoğan’ı destekliyordu. Ancak aralarında görünür bir çatışma da vardı.
Tanrıyar, Soykan’ın haberinden iki ay sonra, Aralık 2023’te tahliye edildi. Tahliyesi sonrasında adliyede gördüğümde bir deri bir kemik kalmış, elinde idrar sondası ile duruşmaya gidiyordu. Kendisini hapsedenlere öfkeliydi. Bundan bir ay sonra, Ocak 2024’te İsmail Uçar, tenzili rütbe ile Yargıtay’a atandı. Herkes Şaban Yılmaz kazandı sanarken Ekim 2024’te Yılmaz da Yargıtay’a gitti. Yerine Akın Gürlek geldi.
Adliyede herkesin bildiği sırrı söyleyeyim. Geçmişte İstanbul Adliyesi’nde görev yapan Akın Gürlek ile Şaban Yılmaz birbirlerinden nefret ediyordu. Nitekim yargı koridorlarında dolaşanlar şahit. Bu dönemde bazı dosyaların kaderi değişti. Örnek mi? En bilineni belediye dosyaları. Şaban Yılmaz’ın CHP’li belediyelere operasyona ayak sürdüğü konuşulurken Gürlek dönemi her sabah bir operasyona uyandığımız, diplomanın iptal, mal varlığına tedbir dönemi oldu.
Bu süreçte sadece Şaban Yılmaz değil, İnal da adliye çevresinden uzaklaştırıldı. Gürlek ile birbirlerinden hoşlanmadıklarını herkes biliyordu. Hem Şaban Yılmaz hem İnal… Düşmanlarımın düşmanı derler ya… Bu tablo Tanrıyarları adeta Akın Gürlek’in açtığı davaların sosyal medyadaki savunucusu haline getirdi. Gizli dosyalardan özellikle özel hayata dair detaylar Tamar Tanrıyar tarafından Gürlek’i destekler şekilde servis edilmeye başladı.”
Yazının tamamını okumak için .
( ALINTI www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/baris-terkoglu/elveda-televol… )