Devlet Bahçeli’den ‘yumuşamalı’ bayram mesajı: Yalan, dedikodu, iftira

Devlet Bahçeli, “Yumuşama iletilerine ihtimamla saklanan ve sarılan palavra, dedikodu ve iftira kampanyasının hangi sinsi emellere, hangi sakat amaçlara odaklandığı az ya da çok bellidir” dedi.

Devlet Bahçeli’den ‘yumuşamalı’ bayram mesajı: Yalan, dedikodu, iftira
Yayınlama: 15.06.2024
A+
A-

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli Kurban bayramı için bir mesaj paylaştı.

Mesajdaki sert sözler dikkat dikkat çekti. Bahçeli yaptığı açıklamada, “Gerçekleri çarpıtarak, fason teklifleri sıcak tutarak, fiyaskoya dönmüş anlayışlarını münafık taktiklerle kapatmaya çalışarak kendilerine siyasi nefes borusu açmaya heveslenenlerin gayeleri boş, çabaları boşunadır. Yumuşama bildirilerine itinayla saklanan ve sarılan palavra, dedikodu ve iftira kampanyasının hangi sinsi emellere, hangi sakat maksatlara odaklandığı az ya da çok muhakkaktır.” dedi.

Kurban Bayramı mesajı paylaşan Bahçeli şu sözlere yer verdi;

İnsanlığın barış, huzur, refah, istikrar ve güvenlik hasretlerinin sekteye uğradığı bir devrin bütün sancıları geniş çapta yaşanmakta ve yaşatılmaktadır.

Manevi zayıflıklar, dayanışma ve yardımlaşma zaafları, empati hissiyatındaki zedelenmeler maalesef dünya genelinde önemli seviyelerde havi ve hakimdir.

Daha uygar, daha muasır, daha mutlu, daha müreffeh bir ortak geleceğin inşa uğraşlarında gözle görülür darboğazların varlığı ve yaygınlığı gerçekten de inkâr edilemeyecek boyutlardadır.

Müesses uluslararası düzen ahlaken, hukuken, vicdanen ağır sarsıntı geçirmekte; bu sarsıntının sosyal, siyasal ve ekonomik sonuçları insanlığın yaşadığı manevi krizle eklemlenince vahim bir dünya tablosu tezahür etmektedir.

Çivisi çıkan, zembereği kopan, meşruiyet temeli bozulan bugünkü insanlık periyodundan yegâne kurtuluş reçetesi, asıl manasına muvafık insan haklarına, faile ve fiile göre farklılaşmayacak kozmik hukuk prensiplerine bağlılık ve riayettir.

‘KAYGIYLA İFADE ETMEK İSTİYORUM…’

Şu çarpıcı hususu özellikle ve telaşla ifade etmek istiyorum ki, çocukların katledildiği bir dünyanın medeniyet vaazı, hürriyet vaadi ham hayalden öte bir mana taşımamaktadır.

İnsani felaketlere savrulmuş bir dünyanın merhamet iklimi kurak, muhabbet iradesi bulanık ve kuşkuludur.

Soykırım kabahatinin alenen işlendiği bir dünyada insani miras ve emanetlere hürmet ve sadakatten bahsedilmesi şayet saflık değilse ileri seviyede saptırmadır ve hatta sapkın bir istismardır.

Milyarlarca insanın mağduriyet kapanına sıkışarak gelir, servet ve eşit hak dağılımı adaletsizliğine gömüldüğünü dikkate aldığımızda; aynı şekilde açlık, yoksulluk, zulüm, terör, göç ve diğer pek çok problemle boğuştuğunu hesaba kattığımızda global ve bölgesel merkezli haksızlığın sürdürülebilir olmadığı net olarak anlaşılıp teyit edilecektir.

‘TÜRKİYE MÜSTESNA BİR GÖRÜNTÜ ÇİZİYOR’

Dünyanın kaotik bir çıkmaza sürüklenmesine rağmen Cumhuriyet’in yeni yüzyılında Türkiye’miz müessir ve müstesna bir görüntü çizmektedir.

Türk ve Türkiye Yüzyılı maksatları umutları yeşertmiş, tarihin davetiyle istikbalin çehresini aydınlatmıştır.

Toplumsal ve siyasal istikrarı tahkim ve destek edecek ekonomik toparlanma ve serpilme dönemi de çok şükür ufukta görülmüştür.

Bu nedenle ülkemizde olağandışı hiçbir şey yoktur, hatta olağanlaşma safsatalarıyla milletimizin hudut uçlarını tahriş edecek bâtın gündem teşrifatçılarına ikna olacak ve prestij edecek de olmayacaktır.

Gerçekleri çarpıtarak, fason teklifleri sıcak tutarak, fiyaskoya dönmüş anlayışlarını münafık taktiklerle kapatmaya çalışarak kendilerine siyasi nefes borusu açmaya heveslenenlerin gayeleri boş, çabaları boşunadır.

Yumuşama iletilerine itinayla saklanan ve sarılan palavra, dedikodu ve iftira kampanyasının hangi sinsi emellere, hangi sakat amaçlara odaklandığı az ya da çok belirlidir.

‘BİR YANDA YUMUŞAKLIK POZU VEREN…’

Bir yanda yumuşaklık pozu veren, diğer yanda meşrep ve müktesebatında taşıdıkları nefret ve öfkeyi sağanak halinde yağdıran siyasi hasis ve hırçın zihniyetlerin ikiyüzlülüğü bugünlerde utanç verici seviyelerdedir.

Kutuplaşmayı törpülemek yerine kurnazca tahrik edenler, hasımlığı örselemek yerine bayağı şekilde taçlandırıp tasdikleyenler elbette milletimizin gözünden ve gönlünden kaçamayacak aciz ve acıklı durumdadır.

Üstelik fitne/fesat kışkırtıcılığı yaparak kutlu davamızı, fedakarlık ve iman numunesi topluluğumuzu Türk düşmanlarının siparişiyle sorgulamaya, yargılamaya ve terörize etmeye kalkanlar Allah’ın şahitliğinde ifade ediyorum ki, bedelini adalet ve millet nezdinde çok ağır ödeyeceklerdir.

Hakkımızı, hukukumuzu savunmak onur konumuzdur.

Ne hakkımızdan, ne hukukumuzdan, ne de gururumuzdan taviz verilmeyecektir.

Puslu havada Müslüman mintanı giyen iblisin şirret tuzakları boşa çıkarılacaktır.

Dileğim ve temennim, bayram günleri münasebetiyle herkesin bir vicdan muhasebesi yapması, dürüst ve samimi şekilde gündemdeki sıkıntıları ele almaları, sabır ve tahammül eşiklerimizi zorlama yanlışından derhal dönmeleridir.

Bayram demek barış, sevgi, hürmet, hatırlama ve kardeşlik demektir.

Ancak kardeşliğin ya da barışmanın tek taraflı olması akıl dışılıktır.

Milli vuslatı siyasi vurgunculukla kundaklamaya azmedenlere müsaade edilmeyecektir.

Bayram sürecinde, kendi iç dünyamızı, etrafımızla kurduğumuz irtibat ve ilgi ağlarını yüreklice değerlendirmeye ve yeni baştan tefrik etmeye ortaklaşa gereksinimimiz olduğu kanaatindeyim.

Anlaşılmaktan çok anlamaya, dayatmadan çok diyaloğa, kutuplaşmaktan çok kucaklaşmaya, ihtilaftan çok irade ve istikbal mutabakatına doğru kalıcı bir geçiş sağlam ve gerçek adımlarla gerçekleşmelidir.

Ne var ki bahse bahis bu geçiş kalıcı ve esaslı olmalıdır.

‘EL BİRLİĞİYLE BAŞARABİLİRİZ’

Kurban Bayramı’nın ahlaki ve manevi zenginliğiyle yepisyeni bir uzlaşma sürecinin yollarını açabilir, karşılıklı hürmet ve sevgiye dayalı güçlü bir periyodun ihyasını da elbirliğiyle başarabiliriz.

Ne kadar birlik ve beraberlik içinde hareket edebilirsek o kadar güçlü olacağımız bilhassa bilinmelidir.

Türkiye’nin ve Türk-İslam medeniyetinin maruz kaldığı karanlık senaryoları tesirsiz hale getirmek, üzerimizde oynanan oyunları bozup atmak her şeyden önce milletimizin engin ve tarihi direncine bağlıdır.

Doğudan batıya, kuzeyden güneye büyük bir aile olan Türk milleti; bayram şuuruyla, adalet ve hakkaniyetin mihveri olduğunu her saha ve yerde, bunun yanında dosta da düşmana da ispat edecek dirayete, kabiliyete ve kapasiteye ziyadesiyle sahiptir.

Türkiye ve Türk vatanı 85 milyon Türk vatandaşının yeryüzü cennetidir.

Ayrılmamızı, bölünmemizi, birbirimize düşmemizi planlayan tüm odaklara verilecek en tesirli karşılık tek ses, tek nefes, tek yürek, tek bilek halinde duruş göstermektir.

Çünkü biz Hakkari’de kesilen kurbanın duasını Tekirdağ’da yapan, Şırnak’ta takdim edilen ikramı Ankara’da alan, İstanbul’da uzatılan eli Batman’da tutan, Yozgat’ta akan gözyaşını Mersin’de silen büyük bir milletin evlatlarıyız.

Besmeleyle kesilen her kurban, sıkılan her el, gülücükler saçan her yüz, hasret akşamlarından sonra şafakla doğan her vuslat birliğimizin harcı, dirliğimizin haysiyet kubbesidir.

Kurban ibadetimizin kabulünü Cenab-ı Allah’tan diliyorum.”

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.