Fatih Altaylı: Malatya’dan Silikon Vadisi’ne uzanan başarı hikâyesi

Fatih Altaylı, köşe yazısında Türkiye sayısal birincisi Dr. İbrahim Ethem Hamamcı’nın Malatya’daki bir köyden başlayıp Silikon Vadisi’nde yapay zekâ girişimi kurmasına uzanan başarı hikâyesini anlattı. Altaylı, Hamamcı ile ortağı Sezgin …

Fatih Altaylı: Malatya’dan Silikon Vadisi’ne uzanan başarı hikâyesi
Yayınlama: 05.08.2026
A+
A-

Fatih Altaylı, köşe yazısında Türkiye sayısal birincisi Dr. İbrahim Ethem Hamamcı’nın Malatya’daki bir köyden başlayıp Silikon Vadisi’nde yapay zekâ girişimi kurmasına uzanan başarı hikâyesini anlattı. Altaylı, Hamamcı ile ortağı Sezgin Er’in sağlık alanında yapay zekâ geliştiren şirketleriyle Türkiye’nin geleceğine umut verdiğini söyledi.

Altaylı’nın “Türkiye’den niye umutlu olduğumu bilmek ister misiniz?” başlıklı yazısı şöyle:

“En sıkıntılı, insanların kendini en çıkmazda zannettiği günlerde bile benim hep umutlu ve iyimser olduğumu bilirsiniz.

Bazılarınızın bu umutlu, ümitli ve iyimser yaklaşımıma kızdığınızı ya da anlam veremediğinizi de biliyorum.

Ama pek çoğunuzun da benim gibi umudunu korumayı başardığının da farkındayım.

Ve bugün sizlere, bu ülkenin geleceğine niye hâlâ ve her şeye rağmen çok olumlu baktığımın canlı örneklerinden birini anlatmak istiyorum.

Kendisini bir dostumun tavsiyesi üzerine tanıdım; “Abi, müthiş bir genç. Mutlaka tanışman lazım” dedi ve tanıştık.

28 yıl önce Malatya’nın bir köyünde doğmuş.

Annesi ev hanımı, babası köydeki değirmeni işletiyor. Senede birkaç ay işleyen bir köy değirmeninin geliri ile çocuklarını yetiştirmeye çalışan bir baba.

Dr. İbrahim Ethem Hamamcı böyle bir aileye doğuyor.

İlköğretiminin ardından girdiği sınavla doğduğu kentteki Malatya Fen Lisesi’ni kazanıyor.

Malatya Fen Lisesi’nde 4 yıllık eğitimin ardından girdiği üniversite sınavında sayısal alanda Türkiye 1.’liğini kazanıyor.

Aslında en büyük arzusu mühendislik okumak. Kafası o yönde çalışıyor. Ama ailesi, özellikle de babası doktor olmasını istiyor.

Bu yüzden de 1. tercihini Tıp Fakültesi’nden yana yapıyor.

Ancak ailenin durumu belli. Burslu okumak zorunda. Ve tüm üniversitelerin kapısı ona ardına kadar açık.

O tercihini Medipol Üniversitesi’nden yana kullanıyor. Çünkü Medipol ona “Uluslararası Tıp Fakültesi” adında, sadece 10 öğrenciyi kabul eden, tamamını burslu okutan ve İngilizce eğitim veren bölümünü öneriyor.

Medipol’e giriyor. Ancak hâlâ aklı mühendislikte. Okulda profesörlerinden biriyle konuşurken “Aslında mühendislik okumak istiyordum. Ailem istedi diye tıbbı seçtim” deyince hocası “Niye ikisini beraber okumuyorsun” diyor ve okulun kurucusu ile tanıştırıyor. (İbrahim adını vermedi ama zannederim Fahrettin Koca). Bu arzusu çok olumlu karşılanıyor ve üniversite kendisine mühendislik dalında da tam burs vermeyi öneriyor.

İbrahim’in istediği bir gözken iki göz geliyor. “Double major” yani çift anadal yapmaya başlıyor.

Aynı anda hem Tıp Fakültesi’ni hem de Mühendislik Fakültesi’nde bilgisayar mühendisliğini bitiriyor.

Yurt dışındaki pek çok üniversite yüksek lisans için ona kapılarını açıyor.

O Avrupa’nın en iyi 5 üniversitesinden biri olan ETH’yı yani Zürih Federal Teknoloji Enstitüsü’nü tercih ediyor.

ETH’da hem araştırma görevlisi hem de doktora öğrencisi olarak çalışıyor. Aynı anda hem Zürih Üniversitesi Hastanesi’nde hem de Federal Teknoloji Enstitüsü Yapay Zeka Merkezi’nde görev alıyor.

Bu arada farklı kuruluşlardan, farklı destekler gelmeye başlıyor. İbrahim Ethem, ETH’daki eğitimi sırasında, bir yandan da Avrupa’nın çeşitli prestijli üniversitelerindeki programlara katılıyor.

2025 yılında Google’ın dünyada her yıl çok az sayıda doktora öğrencisine verdiği “Google PhD Fellowship” bursuna hak kazanıyor ve çalışmalarını bir süre Cambridge Üniversitesi’nde sürdürüyor. Yapay zeka ile tıbbı birleştirecek çalışmalar yürütüyor.

Ve birkaç ay önce ETH’daki doktorasını tamamlayınca dünyanın en büyük şirketleri kapısında yatmaya başlıyor.

Önüne koyulan bol sıfırlı maaş önerilerini, dünyanın en büyük şirketi NVIDIA’nın 6 haneli maaş önerisini reddederek aynı okulda okuduğu bir başka genç bilim insanı Sezgin Er ile birlikte bir yapay zeka şirketi kuruyor.

Kendisine iş teklif eden yapay zeka devleri bu kez ortaklık için sıraya giriyor.

Dünyanın en iyi yapay zeka firmaları, İbrahim Ethem ve Sezgin’in şirketine araştırmalarında kullanmaları için 20 milyon dolar değerinde CPU kullanım hakkı veriyorlar. İş teklif eden NVIDIA ise bu kez ortaklık teklif ediyor ve başlangıç için 4 milyon dolarla melek yatırımcı oluyor.

İbrahim Ethem ve Sezgin şirketlerinin merkezini Silikon Vadisi’nde, San Francisco’da kuruyorlar ama bir ofis de Türkiye’de, İstanbul’da.

Tüm çalışanlar Türk bilim insanları.

Yapmak istedikleri ise yapay zeka destekli tıp uygulamaları; radyolojik tetkikleri yapay zeka vasıtasıyla yapmak ve uzun prosedürleri saniyelere indirmek, bu yolla tıp hizmetini yaygınlaştırmak, en ücra noktalarda bile kaliteli tıp hizmetine, en üst düzeyde teşhis ve tedaviye erişimi sağlamak.

Afrika’nın bir köyünde yaşayanları bile bir mobil görüntüleme cihazı vasıtasıyla bir dolar milyarderinin ABD’de veya Türkiye’de en iyi hastanelerde erişebildiği kalitede teşhis imkanına kavuşturmak. Bir sonraki aşamada da robotik cerrahi ile yapay zekayı birleştirmek.

İbrahim Ethem “Yapay zeka hiçbir zaman doktorların yerini almayacak. Ama az sayıda doktorun çok fazla iş yapmasına imkan sağlayacak. Hem hızlandıracak hem de hekim hatasını ortadan kaldıracak ve hekimlerin göremediği birtakım hastalıkları çok çok erken teşhis etmemize imkan sağlayacak. Sağlık hizmetini yaygınlaştıracak ve ucuzlatmak istiyoruz. Çünkü bir hekimin yetişmesi 8-10 yıl. Çok hekim yetiştirmek mümkün değil. Ama az sayıdaki hekimin yapay zeka desteği ile çok sayıda hastaya bakmasını ve bunu çok kaliteli biçimde yapmasını sağlamak mümkün” diyor.

Türkiye’den umutlu olmamı sağlayanlar işte böyle gençler. İbrahim Ethem Hamamcı ve Sezgin Er bu gençlerin sadece ikisi. Başka pek çok gencimiz geliyor. Bunlar günlük siyasi tartışmalardan, saçma sapan işlerden uzak Türkiye’nin ve insanlığın geleceği için çalışıyorlar.

Ve İbrahim Ethem ile konuşurken gözlerim doluyor.

“Fatih Abi, bugün bunlardan konuşuyorsam senin yüzünden” diyor. “Bana araştırmacı olmanın önemini, bilimin keyfini, bilim insanı olmanın değerini senin Teke Tek Bilim programların öğretti. ETH’yı seçmemin nedeni, Celal Hoca’nın bu üniversiteyle ilgili olumlu sözleri oldu.” dedi.

Teke Tek Bilim’le bilime merak saran bir gençliği, şimdi artık Teke Tek Bilim’de bilim insanı olarak konuk etmeye hazırlanıyoruz.

Bugün YouTube kanalımda İbrahim Ethem ile bir söyleşi yaptık. Özellikle üniversiteye girmek için tercih yapmaya hazırlanan gençlerin izlemesini çok istiyorum.

Bu hafta yapacakları tercihler elbette önemli ama son kararları değil. Eğitimleri sırasında başka alanlara yönelebilir hatta mültidisipliner bir eğitim alarak geleceğe çok daha iyi hazırlanabilirler.

İbrahim ve Sezgin ile de pek yakında bir Teke Tek Bilim yaparız.

Ama lütfen bugün YouTube’daki bu programı izleyin.

Bunu pek sık demem biliyorsunuz.”

( ALINTI fatihaltayli.com.tr/yazarlar/fatih-altayli/2026-08-04/turkiy… )

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.