TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin New York’taki bir kafeden bir farkı kalmadığını söyledi. Türkiye’nin bulunduğu coğrafyadaki risklere dikkat çeken Kurtulmuş, “Saflarımızı sıklaştırmak mecburiyetindeyiz” dedi …
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin New York’taki bir kafeden bir farkı kalmadığını söyledi. Türkiye’nin bulunduğu coğrafyadaki risklere dikkat çeken Kurtulmuş, “Saflarımızı sıklaştırmak mecburiyetindeyiz” dedi.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Tören Salonu’nda rektörlerle iftarda bir araya geldi.
Konuşmasında uluslararası sisteme ve bölgesel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kurtulmuş, “Yeni bir döneme doğru dünya gidiyor. Koşar adım gidiyor. Birkaç sene evvel, beş sene evvel, on sene evvel tahmin ettiğimiz hususlar tahmin ettiğimizden çok daha hızlı bir şekilde gerçekleşiyor. Dünya sistemine, sistem adına ne diyebilirsek ne varsa hepsi altüst oluyor, yıkılıyor. Yerine de henüz yeni bir şey konulmuyor. Bu çerçevede özellikle dünya sisteminin önce kurumları yıkılmış, arkasından kuralları yerle bir olmuş ve şimdi de üçüncü aşamasına geçilmiştir. Uluslararası ilişkilerde kullanılan neredeyse bütün terminoloji yok olmuştur” dedi.
Kurtulmuş, şöyle devam etti:
“İran’a saldırı oluyor, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi toplanıyor. Toplandı mı, toplanmadı mı kimsenin umurunda bile değil. Çünkü Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin New York’taki bir kafeden bir farkı kalmamıştır. Uluslararası sistemde, hiç bunu söylemek hoşuma gitmiyor ama daha rahat ve daha kesin bir ifade de edemiyorum; şu anda dünya sisteminin içinden geçmekte olduğu süreci orman kanunlarının geçerli olduğu bir dönem olarak tanımlamak mümkündür. Böyle bir kötü döneme dünya uzun yıllar, belki asırlar boyunca gelmemiştir. Dolayısıyla bu sürecin öyle görünüyor ki yakın dönemde daha iyiye doğru gitmesiyle ilgili de işaretler yoktur”
“Saflarımızı sıklaştırmak mecburiyetindeyiz”
Türkiye’nin bulunduğu coğrafyaya dikkat çeken Kurtulmuş, “Özellikle bizim içinde bulunduğumuz bu coğrafyada çok dikkatli olmak, ayaklarımızı yere sağlam basmak, kendimize hep beraber 86 milyon milletçe kenetlenmek, omuz omuza vermek, saflarımızı sıklaştırmak mecburiyetindeyiz. Irak’ın işgalinde Irak’la ilgili ortaya konulan bir takım yalanlarla Irak’ın nasıl işgal edildiğini, nasıl paramparça hale getirildiğini, nasıl oradaki düzenin tam bir kaos düzenine çevrildiğini maalesef acı bir şekilde tecrübe ettik. Sonradan söylediler ki bu söylediklerimiz aslında doğru değildi. Kendi senato alanlarında yapılan sorgulamalarda dile getirilen hususların doğru olmadığı ortaya çıktı” diye konuştu.
Kurtulmuş, “Şimdi aynı şekilde önleyici savaş diyerek uluslararası literatürde kullanılan meşru bir kavramı kendi ellerinde oyuncak haline getirerek ‘Biz saldırmasaydık İran bize nükleer saldırıda bulunacaktı’ gibi bir algı üzerinden yeni bir yalanla dünyayı şekillendirmeye çalışıyorlar. Bu kabul edilemez. Bütün bunlar yapılırken de sadece masa başında bir bilgisayar oyunu oynar gibi yapılmıyor. Bütün bunlar yapılırken aynen Gazze’de olduğu gibi maalesef İran’da da 165 masum çocuk bu beylerin savaş senaryolarının kurbanı haline getiriliyor” dedi.
“İnşallah bu memlekette silahları gömeceğiz”
Kürt sorununun çözümü için başlatılan sürece de değinen Kurtulmuş, “Aynı masada hem örgüt üyelerinin anneleri, ‘barış anneleri’ dedikleri anneler hem de bizim şehit ve gazilerimizin anneleri geldiler, konuştular. Çok duygulu sahneler yaşandı. Özellikle iki tarafın annelerinin de söylediği şu oldu: ‘Biz artık evlatlarımızı değil, silahları gömmek istiyoruz. Silahları gömmemiz lazım.’ Biz inşallah bu memlekette silahları gömeceğiz” dedi.
Kurtulmuş, ‘iç cephe’ vurgusu da yaparak, “Türkiye’nin iç kalesinin tahkim edilmesi, yani terörsüz bir Türkiye’nin sağlanması aslında çok açıktır ki terörsüz bir bölgenin de sağlanmasıdır. Onun için bu bölgedeki bütün unsurların; Türklerin, Arapların, Kürtlerin, Müslümanların, gayrimüslimlerin, ne kadar farklı etnik ve mezhebi yapı varsa Sünnilerin, Alevilerin, Şiilerin hep beraber aynı coğrafyanın insanları, aynı ülkenin vatandaşları ve aynı kaderin kardeşleri olarak bir arada birlikte yürümeleri bölgemizin huzurunu sağlayacaktır” ifadelerini kullandı.