Murat Ağırel: Sahte e-imza iddianamesini okuduğunuzda şaşırmıyorsunuz, resmen bir düzen kurulmuş; skandal büyük ama koltuklar sağlam!

Murat Ağırel: Sahte e-imza iddianamesini okuduğunuzda şaşırmıyorsunuz, resmen bir düzen kurulmuş; skandal büyük ama koltuklar sağlam!

Murat Ağırel: Sahte e-imza iddianamesini okuduğunuzda şaşırmıyorsunuz, resmen bir düzen kurulmuş; skandal büyük ama koltuklar sağlam!
Yayınlama: 06.01.2026
A+
A-

Cumhuriyet yazarı Murat Ağırel, sahte diploma skandalında yeni iddianameyi köşesine taşıdı. Ağırel, “Bir ülkenin eğitim sistemi, bir imzaya indirgenmiş durumda. Ve bütün bunlar olurken… Ne bir istifa var ne bir “sorumluluk” açıklaması ne de “bu sistem nasıl bu kadar delindi” sorusuna verilmiş net bir cevap.” ifadelerini kullandı.

Geçtiğimiz aylarda Türkiye’nin gündemine oturan sahte e-imza skandalında 3. iddianame hazırlandı ve kabul edildi. Ankara 23. Asliye Ceza Mahkemesi’nde 123 sanık hakkında 4 yıldan 136 yıla kadar hapis isteniyor.

Murat Ağırel, iddianameyle ilgili detayları köşesinde aktardı. “Sahte e-imza iddianamesini okuduğunuzda ilk hissettiğiniz şey şaşkınlık değil. İkinci sayfadan sonra şaşırmayı bırakıyorsunuz. Çünkü gördüğünüz şey bir istisna değil, resmen bir düzen kurulmuş. Kimse de ‘Hop hemşerim siz ne yapıyorsunuz’ dememiş.” ifadelerini kullanan Ağırel’in yazısının bir bölümü şöyle:

“İddianamede, örgüt lideri olduğu belirtilen ‘Hoca’ kod adlı Ziya Kadiroğlu ile örgüt üyesi Fuat Tanış Arslan arasında geçen mesajlar var. Mesajlar ürkütücü biçimde rahat…

‘2021’de usta, 2022’de usta öğreticilik yapabiliriz.’

‘2024’te de olur, tarih fark etmiyor.’

‘Duygu hocaya 2022 ustalık verelim, 2024’te usta öğreticilik.’

‘Onlardan alacağımız 10 bin TL vardı, onu da isteyeyim.’

Bu mesajlarda ne yok biliyor musunuz? Eğitim yok, sınav yok, tecrübe yok.

Ama tarih var, kategori var, ücret var.

İddianameye göre bu mesajlarda adı geçen Yusuf Yalmancı, Emine Yalmancı ve Duygu Şahintürk dosyada şüpheli olarak yer alıyor. Açık kaynaklara baktığınızda bu isimlerin sektörde bilinen, röportajlar veren, eğitimler düzenleyen kişiler olduğunu görüyorsunuz.

Ve insan ister istemez şu soruyu soruyor: Eğer bir kişi ustalık belgesini WhatsApp mesajıyla alabiliyorsa biz hangi belgeye güveniyoruz?

Duygu Şahintürk ifadesinde ustalık ve usta öğreticilik belgesini alamadığını anlatıyor. Karşılığında ‘hiçbir kursa katılmadan belge alabileceği’ söyleniyor. Kimlik bilgilerini veriyor. Aylar sonra e-devlet’e giriyor ve belgeler orada duruyor. ‘Duvara asmak dışında kullanmadım’ diyor. Burada duralım. Apaçık yüzümüze bir şey çarpıyor: Denetimsizlik. Bir belge sadece duvara asılmak için mi alınır, bir usta öğreticilik belgesi sadece dekor mudur orasına hiç girmiyorum.

Aynı dosyada Emine Yalmancı, e-devlet hesabında adına güzellik uzmanlığına dair belgeler oluşturulduğunu, kendisinin bu belgelerden haberi olmadığını söylüyor. Belgeler var. Ama sahipleneni de yok. İddianame boyunca bu cümle tekrar ediyor: ‘Belgeleri hiçbir yerde kullanmadım.’

Ama bu belgeler neden var? Ve asıl kritik nokta burada başlıyor. Bu dosya sadece belge sahteciliği anlatmıyor. Bu dosya, sağlıkla doğrudan ilişkili alanlarda sahte belgelerle çalışılabildiğini söylüyor. Aralarında cilt bakımı, lazer epilasyon, kalıcı makyaj gibi sağlığı ilgilendiren konular var. Şikâyet sitelerine girin. Yanıklar, izler, kalıcı hasarlar, geri dönmeyen sonuçlar nedeniyle mağdur olan onlarca insan var.

(…)

Bir ülkenin eğitim sistemi, bir imzaya indirgenmiş durumda. Ve bütün bunlar olurken… Ne bir istifa var ne bir “sorumluluk” açıklaması ne de “bu sistem nasıl bu kadar delindi” sorusuna verilmiş net bir cevap.

BTK başkanı ve yardımcısı hâlâ makamlarında. Bürokrasi yerli yerinde. Skandal büyük ama koltuklar sağlam, heybetli. Makam araçları gıcır gıcır. Bu iddianameyi okuduktan sonra artık kimse gönül rahatlığıyla şunu söyleyemez: ‘Belgesi varsa tamamdır.'”

Yazının tamamını okumak için .

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.