İran savaşı Türkiye’de ekonomiye ilişkin endişeleri körükledi. Özellikle enflasyonla mücadele ve ihracatta gerileme bekleniyor. İran savaşı, İran ile 534 kilometrelik sınırı bulunan ve yıllık 5,5 milyar dolarlık ticaret yapan Türkiye’de ekonomiye …
İran savaşı Türkiye’de ekonomiye ilişkin endişeleri körükledi. Özellikle enflasyonla mücadele ve ihracatta gerileme bekleniyor.
İran savaşı, İran ile 534 kilometrelik sınırı bulunan ve yıllık 5,5 milyar dolarlık ticaret yapan Türkiye’de ekonomiye ilişkin endişeler yaratıyor. İş dünyası temsilcileri özellikle enflasyonla mücadele ve ihracatta olumsuzluklar yaşanacağına işaret ediyor.
Piyasa uzmanlarına göre de İran savaşının kısa vadeli etkilerinden çok, Türkiye-İsrail ilişkilerinin geleceği uluslararası yatırımcıların radarında olacak.
Ekonomiden Sorumlu Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ise sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Türkiye ekonomisinin dışsal şoklara karşı dayanıklılığına dikkat çekerek “Makroekonomik temellerimiz sağlam. Ekonomimiz bundan önce de yaşanan birçok dışsal etkiye karşı dirençli yapısını ispat etti” ifadelerini kullandı.
Yılmaz, bölgede yaşanan jeopolitik gerilimlerin ekonomik yansımalarına ilişkin ise “Bölgemizde yaşanan jeopolitik gelişmelerden kaynaklanacak geçici etkilere karşı kurumlarımız ön alıcı tedbirler almış durumda. Gelişmeler yakından takip edilmeye devam edilecektir” açıklaması yaptı.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ise yaptığı değerlendirmede, Türkiye ekonomisinin güçlü makroekonomik temellere sahip olduğunu belirterek, piyasaların sağlıklı işleyişinin sürdürülmesi amacıyla ihtiyaç duyulması halinde gerekli tüm adımların atılacağını kaydetti.
Enflasyonu nasıl etkileyecek?
Hükümet kanadından gelen olumlu açıklamalara rağmen savaşın uzun bir süreye yayılması halinde, Türkiye ekonomisinin özellikle dış ticaret ve enflasyonla mücadelede zorlanabileceği tahmin ediliyor.
İktisatçı Mahfi Eğilmez, kendi internet sitesinde yayınladığı yazısında, “Kurda ve diğer enerji fiyatlarında eş zamanlı artış yaşanması hâlinde bu etki cari açıkta 5 milyar dolara, enflasyonda 1,2 puana kadar çıkabilir” dedi.
Son üç günde Türkiye’ye “carry trade” ile gelen sıcak paranın dörtte birinin çıktığının tahmin edildiğini ifade eden Eğilmez, “Kuşkusuz her kriz aynı zamanda yeniden konumlanma fırsatı da yaratır. Türkiye enerji koridoru rolünü güçlendirebilir, LNG kapasitesini artırabilir, yenilenebilir enerji yatırımlarını hızlandırabilir. Ancak kısa vadede maliyetlerin, olası fırsatlardan daha ağır bastığını kabul etmek gerekir” yorumunu yaptı.
Dış ticaret ve cari açık için risk
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Ticaret Bakanlığı işbirliğiyle oluşturulan Ocak ayına ilişkin geçici dış ticaret verilerine göre, Türkiye’nin dış açığı 2025 yılının tamamında bir önceki yıla göre yüzde 11,9 artışla 92 milyar 9 milyon dolar olarak gerçekleşmişti.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) 2025 Aralık ayı “Ödemeler Dengesi İstatistikleri” verilerine göre ise Türkiye’nin cari işlemler hesabı Ocak-Aralık 2025 döneminde 25,21 milyar dolar açık verdi.
DW Türkçe’ye konuşan Dış Ticarete Yön Verenler Derneği (DIŞYÖNDER) Başkanı Dr. Hakan Çınar, Ortadoğu’da yaşanan savaşın başta petrol ve doğalgaz olmak üzere enerji fiyatlarında ciddi artışları beraberinde getireceğini söylüyor.
“İhracata olumsuz etkisi olacak”
Özellikle dünya petrol arzının yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nın risk altına girmesinin fiyatların hızlı şekilde yükselmesine neden olabileceğini kaydeden Dr. Çınar, enerji maliyetlerindeki bu artışın küresel enflasyonu olumsuz etkileyeceğini ifade ediyor.
İran, saldırılar sonrası güneyindeki Hürmüz Boğazı’ndan gemilerin geçişini durdurmuştu. Hürmüz, küresel enerji sevkiyatı açısından en önemli noktalardan biri.