Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
TBMM Milli Eğitim Komisyonu’nda görüşülen kanun teklifindeki düzenlemeyle, yükseköğretim kurumlarında görev alacak tüm öğretim elemanları için güvenlik soruşturması şartı getirilmesi öngörülüyor. Muhalefet partileri ve eğitim sendikaları …
TBMM Milli Eğitim Komisyonu’nda görüşülen kanun teklifindeki düzenlemeyle, yükseköğretim kurumlarında görev alacak tüm öğretim elemanları için güvenlik soruşturması şartı getirilmesi öngörülüyor. Muhalefet partileri ve eğitim sendikaları, düzenlemenin akademik özgürlüğü ve üniversite özerkliğini zedeleyeceği gerekçesiyle maddenin geri çekilmesini istedi.
Cumhuriyet’ten Taylan Gülkanat’ın haberine göre, TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu’nda görüşülen “Yükseköğretim Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”nin en tartışmalı düzenlemelerinden biri olan 26. madde, üniversitelerde görev yapacak tüm öğretim elemanları için güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasını zorunlu hale getiriyor. Teklif, komisyonda muhalefet milletvekillerinin sert eleştirileriyle karşılaşırken, eğitim sendikaları da düzenlemenin geri çekilmesini talep etti. CHP, DEM Parti, İyi Parti ve Yeni Yol Partisi milletvekilleri, güvenlik soruşturmasının akademik özgürlüğü, üniversite özerkliğini ve liyakat ilkesini zedeleyeceğini savunarak uygulamanın gelecekte farklı iktidarlar tarafından da muhalif akademisyenleri dışlamak için kullanılabileceği uyarısında bulundu.
CHP İstanbul Milletvekili Suat Özçağdaş, “Güvenlik soruşturmasını bütün öğretim elemanlarına yayarak akademik özgürlük, üniversite özerkliği ve liyakat açısından ciddi bir risk yaratmış durumdasınız. Bu kabul edilemez. Akademinin ruhu farklı fikirlerin çatışması zaten. Her tür siyasi görüşten insanın üniversitede olması lazım. Memleketin tamamını milliyetçi muhafazakâr yaptığınızı zannederseniz ülkenin gelişeceğini zannediyorsunuz. Bakın, bu madde çok tehlikeli. Yarın, bugün iktidar ortağı olanların birbirini o üniversitelere sokmadığını görürsünüz.” dedi. CHP Bursa Milletvekili Kayıhan Pala ise, “Bu, yalnızca solcuları, yalnızca soldan bakanları etkilemeyecek, iktidarda kim varsa, onun istemediği kim varsa onları etkileme potansiyeli gösteren bir yasal düzenleme olduğu için itiraz ediyoruz. Lütfen anlayın bunu ve geri çekin. Bu, bu ülkenin yararına bir uygulama değil.” diye konuştu.
“Üniversiteleri bilimsel yerler olmaktan çıkarmak için atılan adımlar”
DEM Parti İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu, “Kesinlikle üniversitelere görevlendirmeler yapılırken, akademik seviyede bilimsel yeterlilik ve akademik başarının baz alınması gerekirken, güvenlik soruşturması ve arşiv taraması gibi saçmalıkların kendisi üniversitelerin bilimsel yerler olmaktan çıkarılması için yapılmış adımlar.” ifadelerini kullandı. İyi Parti Manisa Milletvekili Şenol Sunat ise “Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının hukuki güvencelerden uzak, ucu açık bir eleme mekanizmasına dönüşeceğini bildiğimizden bu maddenin çekilmesinden yana olduğumuzu ifade etmek istiyorum.” dedi. Yeni Yol Partisi Samsun Milletvekili Mehmet Karaman da söz konusu maddeye ilişkin “Bu uygulama ancak gizlilik dereceli veya stratejik görevlerle sınırlandırılmalı, olumsuz değerlendirmenin somut gerekçesi ilgili kişiye bildirilmeli ve etkili itiraz imkânı sağlanmalıdır. Güvenlik ihtiyacı akademik özgürlüğü belirsiz ve süresiz bir denetim altında bırakmamalıdır. Bunun için geri çekilmesi ve daha sonra yeni şekliyle ortaya konmasını teklif ediyoruz.” değerlendirmesini yaptı.
“Eleştirinin yerini suskunluk alır”
Eğitim Sen Yükseköğretim ve Eğitim Sekreteri Evrim Gülez, “Akademik özgürlükleri doğrudan tehdit eden bu düzenleme, öğrenci affı gibi toplumun geniş kesimlerinin beklediği maddelerin arasına yerleştirilmiştir. Bu durum, torba yasa yönteminin demokratik tartışmayı nasıl gölgelediğini ve kamuoyunun dikkatinden kaçırılmak istenen düzenlemelerin nasıl yasalaştırılmaya çalışıldığını bir kez daha göstermektedir. Bir akademisyen ekonomi politikalarını, yargı bağımsızlığını, toplumsal eşitsizlikleri, laik eğitimi ya da resmî tarih anlatısını tartışırken çalışmalarının yalnızca bilimsel değeriyle değil, siyasi sonuçlarıyla da değerlendirileceğini düşünecektir. Bu durumda araştırmanın yerini tedbir, eleştirinin yerini suskunluk, bilimsel merakın yerini ise ‘Geleceğim etkilenir mi?’ kaygısı alacaktır.” dedi.
“Teklifin 26. maddesi geri çekilmeli”
“Düzenlemenin asıl etkisi yalnızca bazı kişilerin kadrolara alınmaması olmayacaktır. Genç araştırmacılar tez konularını seçerken, bir bildiriyi imzalarken, sendikal faaliyetlere katılırken ya da düşüncelerini açıklarken güvenlik soruşturmasını hesaba katacaktır. Amaç, ceza vermeden önce korkutmak, yasaklamadan önce vazgeçirmek ve üniversiteye girmeden önce susturmaktır. Bunun adı otosansürdür.” ifadelerini kullanan Gülez, “Teklifin 26. maddesi geri çekilmeli; akademik atamalar bilimsel yeterlilik, liyakat, şeffaflık ve eşitlik ilkeleri temelinde yapılmalıdır. Çünkü üniversite bir sadakat kurumu değildir. Üniversite soru sorar, eleştirir, araştırır ve hakikatin peşinden gider.” diye konuştu.
( ALINTI www.cumhuriyet.com.tr/turkiye/iktidar-akademisyene-guvenlik-… )