Gözaltında Kayıplara Karşı Mücadele Haftası’nın ilk gününde bir araya gelen hak savunucuları, 53 yıl önce Harbiye’deki Askeri Müze binasında (dönemin gözaltı sorgu merkezi) ağır işkence görerek kaybedildiği belirtilen üniversite öğrencisi Ali Kayahan …
Gözaltında Kayıplara Karşı Mücadele Haftası’nın ilk gününde bir araya gelen hak savunucuları, 53 yıl önce Harbiye’deki Askeri Müze binasında (dönemin gözaltı sorgu merkezi) ağır işkence görerek kaybedildiği belirtilen üniversite öğrencisi Ali Kayahan’ın akıbetini sordu. Binanın önünde yapılan açıklamada, “Burası yalnızca tarihi bir yapı değil, devletin unutturmak istediği suçların hafıza mekânıdır” denildi.
Gözaltında Kayıplara Karşı Mücadele Haftası’nın ilk gününde, 53 yıl önce Harbiye’deki Askeri Müze binasında kaybedilen üniversite öğrencisi Ali Kayahan için açıklama yapıldı.
Cumartesi İnsanları, İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın (TİHV) tarafından yapılan açıklama, Kayahan’ın son görüldüğü yer olan ve bugün Askeri Müze olarak kullanılan binanın önünde gerçekleştirildi.
“Hakikat, inkârla yok olmaz”
Açıklamada, Harbiye’deki binanın 1970’li yıllarda eski sorgu merkezi olarak kullanıldığı belirtilerek, Ali Kayahan’ın burada ağır işkence gördükten sonra gözaltında kaybedildiği ifade edildi.
Hak savunucuları, “Ali Kayahan 53 yıl önce burada gözaltında kaybedildi” diyerek Kayahan’ın akıbetinin açıklanmasını ve sorumluların yargılanmasını istedi.
Açıklamanın tamamı şu şekilde:
“Önünde bulunduğumuz Askeri Müze binası yalnızca tarihi bir yapı değildir. Burası, Türkiye’nin zorla kaybetmeler tarihine kazınmış hafıza mekânlarından biridir. Çünkü bu bina, gözaltında kaybedilen Ali Kayahan’ın son görüldüğü bir suç mahalli ve hafıza mekanıdır.
Aradan yarım asırdan fazla zaman geçmiş olsa da Ali Kayahan’ın izleri bu binanın duvarlarında yaşamaya devam ediyor. Hafıza mekânları tam da bu nedenle önemlidir; inkâr politikalarına karşı gerçeği taşırlar. Devletin unutturmak istediği suçları görünür kılar, unutturulmak istenenlerin adlarını ve hikâyelerini geleceğe taşırlar.
1862 yılında Osmanlı Devleti’ne subay yetiştirmek amacıyla inşa edilen bu bina, yıllar içinde birçok askeri kuruma ev sahipliği yaptı. 10 Şubat 1993 tarihinde Askeri Müze oldu.
12 Mart Askeri Müdahalesi döneminde ise çok sayıda tanığın anlatımlarıyla ortaya çıktığı üzere bir sorgu ve işkence merkezi olarak da kullanıldı. Burada işkence gördüğünü söyleyen pek çok kişinin beyanı askeri mahkeme kayıtlarına geçti, suç duyurularına konu oldu.
Devlet Mimarlık ve Mühendislik Akademisi öğrencisi Ali Kayahan da 53 yıl önce bu bina kompleksinde bulunan sorgu merkezine getirildi. Burada ağır işkence gördü ve ardından bedeni kaybedildi.
Ali Kayahan, 6 Şubat 1973 tarihinde arkadaşı Mustafa Üstüntaş ile buluşmak üzere gittiği Haseki Hastanesi önündeki durakta gözaltına alındı. Ardından bu binaya getirildi. Sorgu sırasında arkadaşları Mustafa Üstüntaş ve Erkut Selçuk ile yüzleştirildi.
Daha sonra Mustafa Üstüntaş ve Erkut Selçuk Gayrettepe’deki Emniyet Birinci Şube’ye, oradan da askeri mahkemeye sevk edildi. Ancak Ali Kayahan yanlarında yoktu.
Mustafa Üstüntaş ve Erkut Selçuk, Sıkıyönetim Mahkemesi’ne sundukları dilekçede bir ay boyunca Harbiye’deki kontrgerilla merkezinde tutulduklarını ve ağır işkence gördüklerini anlattılar.
Erkut Selçuk mahkemeye sunduğu dilekçede Ali Kayahan için şu ifadeleri kullandı:
‘Ali’yi kontrgerilla merkezinde gördüm. Yüzü tanınmayacak haldeydi. Gözlerini açamıyordu. Kendisine yapılan işkence sabaha kadar devam etti. Sabaha karşı koridorda koşuşmalar başladı. Birisi doktor çağırın diye bağırıyordu. Bir müddet sonra sesler kesildi. O gün ifademi alanlara Ali’ye ne olduğunu sordum. Onun kaçtığını söylediler.’
Ali Kayahan’ın tutuklu arkadaşları da askeri mahkemeye sundukları dilekçelerde mezar yerinin açıklanmasını ve sorumluların yargılanmasını talep etti.
8 Mayıs 1974 tarihinde Devlet Mimarlık ve Mühendislik Akademisi öğrencileri dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’e, İçişleri Bakanı Oğuzhan Asiltürk’e ve Adalet Bakanı Şevket Kazan’a telgraf çekerek Ali Kayahan’ın akıbetinin araştırılmasını istedi.
Ancak yapılan tüm başvurular yanıtsız bırakıldı. Devlet kurumları ‘Ali Kayahan isimli kişi gözaltına alınmamıştır’ diyerek inkâr politikasını sürdürdü.
53 yıldır Ali Kayahan’ın akıbeti karanlıkta bırakıldı. 68 kuşağının önemli isimlerinden biri olan Ali Kayahan’ın kaybedilmesinin sorumluları cezasızlıkla korundu. İnsanlığa karşı işlenmiş bu suçun üstü örtülmek, hafızası silinmek istendi.
Ama biz biliyoruz: Hakikat, inkârla yok olmaz. Hafıza mekânları susturulamaz. Kaybedilenlerin izleri bu topraklarda yaşamaya devam eder.
Hakikat için, Hafıza için, Adalet İçin Ali Kayahan’ı unutmayacağız.”