Osman Çutsay’a göre Berlin yönetimi, ekonomik daralma ve enerji krizinin yarattığı baskıları aşmak için savaş ekonomisine yatırımı ön plana çıkararak Avrupa’nın en büyük konvansiyonel ordusunu kurmaya hazırlanıyor. Çutsay, bu militarizasyon dalgasının Avrupa siyasetini tehlikeli bir hatta sürüklediğini vurguladı.
Avrupa’nın merkezinde, Berlin yönetiminin aldığı kararlar kıtanın siyasi geleceğini belirleyecek yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Almanya, Rusya’dan gelen ucuz enerji akışının kesilmesiyle başlayan ve ağır sanayi, otomotiv, kimya gibi stratejik alanlarda üretim daralmasına yol açan ekonomik krizi aşmak için yönünü giderek daha görünür biçimde militarizasyona çeviriyor. Üç milyona yaklaşan işsizlik, ihracat devlerinin çöküş sinyalleri ve sermayenin yüksek enerji maliyetleri nedeniyle ülke dışına kaçması, Berlin’in çıkış arayışını hızlandırmış durumda.
Bu tablo, Almanya’yı yalnızca ekonomik bir krizle değil, aynı zamanda siyasal bir türbülansla da karşı karşıya bırakıyor. Siyasetin merkez partileri tarihsel bir zayıflama yaşarken ülkenin siyasal denklemini kökünden değiştirebilecek kırılmalar beraberinde geliyor.
Tüm bu koşullar bir araya geldiğinde Berlin, 460 bin kişilik Avrupa’nın en büyük konvansiyonel ordusunu kurma hedefini açıkça ilan ediyor. Ancak bu yapılanmanın toplumsal sonuçları da bir o kadar sert. Gönüllülük adı altında sunulan model, özellikle yoksul ve alt sınıflardan gençleri ekonomik gerekçelerle orduya yöneltiyor. Üst düzey komutanların elit sınıftan, alt kademelerin ise aşırı sağ eğilimlere açık sosyoekonomik kesimlerden oluşması riski, Almanya’nın tarihsel geçmişi düşünüldüğünde ciddi alarm işaretleri taşıyor.
Bu dönüşüm, Avrupa ölçeğinde de kritik bir döneme işaret ediyor. İtalya’da Meloni, Fransa’da Le Pen, Almanya’da AfD yükselirken; kıta, sağ popülizmin ve sertleşen güvenlik politikalarının merkezine doğru kayıyor.
Militarizme dolu dizgin koşan Almanya’daki dönüşümü, bunun ekonomiden siyasete uzanan sonuçlarını ve Avrupa’yı nereye sürükleyebileceğini Gazeteci-Yazar Osman Çutsay ile konuştuk.
‘Rusya enerjisini kesmenin bedeli Almanya’ya pahalıya patlıyor’
Çutsay, Almanya’daki üretim ve talep daralmasının temel nedeninin Rusya’dan gelen ucuz enerji akışının kesilmesi olduğunu söyledi. Artan maliyetler otomotivden kimyaya ülkenin ihracat devlerini sarsarken, Almanya ekonomisinde alarm zillerinin çaldığını ifade eden Çutsay, şunları kaydetti:
“Bence toplumun nasıl baktığına sonra döneceğiz ama ortada şöyle bir mesele var. Bunu Die Welt Gazetesi bile ki Avrupa’nın en büyük sağ gruplarından biri, Almanya’nın zaten en büyüğü şu anda. O açıkça yazdı. Makine imalat sanayinde çok ciddi bir talep sorunu var. Üretimdeki düşüş kimse için tesadüf değil. Şimdi mesele şu; neden bu üretim düşüşü ya da talep düşüşü gündeme geliyor? Cevabı çok basit. Senin de çok iyi bildiğin bir şey. Rusya ile enerji bağlantınızı keserseniz bu Almanya’ya çok pahalıya patlar. Yani Almanya bir reel ekonomi büyüğü olarak büyük paralar ödeyerek üretim yapmak zorunda kalır, eski maliyet avantajını kaybeder ve bunu şu anda da yaşıyoruz. Yani özetin özeti Almanya Rusya üzerinden gelen enerji kolaylığını kaybettiği için ama bunu bilerek yaptığı için çok ciddi bir sorunla karşı karşıya. Artık yüz binlerden söz ediliyor. Şu anda Almanya’daki işsizlik oranı yüzde 6.3, 3 milyona yakın 2 milyon 970 bin civarında insan işsizlik bildiriminde bulunmuş. Uzun yıllar çok daha gerideydi. Bunun hangi sektörleri vurduğu da çok önemli. Yani makine imalat sanayi dedik ama otomotiv, ağır vasıta, kimya bunlar Almanya’nın dünya devleri arasında yer aldığı sektörler. Çünkü Almanya bir ihracat devi olarak zaten ilk kalemleri otomotivde. Bunlarda ağır gerilemeler yaşıyorlar. Açık bir biçimde bir talep sorunu var. Yani yüksek maliyetlerle dünya pazarlarında tutunamayacaklarını biliyorlardı ama buna rağmen böyle bir şey yapıyorlar. Şu anda Volkswagen, Mercedes, BMW bunların satışlarında yüzde 5’lik bir gerileme var. Bunlar çok büyük rakamlar, bunlar bu şirketleri çok fena sarsar.
Yani ekonomide çok ciddi bir sallantı var. Özel sermaye yatırım yapmıyor değil, yatırım yapıyorlar ama bu yatırım Almanya’nın içine gelmiyor. Çünkü enerji maliyetleri çok yüksek. Bu nedenle dünya pazarlarında başarı kazanamazlar. Rusya’dan gelen enerji hatları Almanya’ya çok büyük bir olanak sağlıyordu. Frihmann’ın dediği gibi ‘Biz 200 yıldır Almanya ile Rusya’nın birlikte çalışmasını, bir aya gelmesini engellemeye çalışıyoruz’ Adamlar bunu şimdilik başarmış görünüyorlar ama Almanya bunun bedelini fena ödeyecek gibi görünüyor.”
‘Almanya’da sivil sanayiden savaş ekonomisine tehlikeli bir dönüşüm var’
Almanya’daki ekonomik daralmanın sivil sektörleri çıkmaza sürüklediğini, bunun da ülkeyi tehlikeli bir militarizasyon eğilimine ittiğini söyleyen Çutsay’a göre, Almanya “pullukları yeniden kılıç yapma” dönemine girmiş görünüyor:
‘Almanya Avrupa’nın en büyük konvansiyonel ordusunu yaratma hazırlığında’
Berlin’in 460 bin kişilik ordu hedefinin, ekonomik olarak kırılgan kesimleri zorunlu olarak askere iteceğini ve Almanya’nın hızla sınıfsal bir askerlik modeline sürüklendiğini belirten Çutsay, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Askerlikte ‘Gönüllülük esasına bağlı olacağız’ diyorlar ama herkes biliyor ki, Almanya Başbakanı Freedrich Mertz’in açıkça söylediği bir şey var; 460 bin personele sahip Avrupa’nın en büyük konvansiyonel ordusunu yaratma planı içindeler. Ve bunu saklamıyorlar da zaten, söylüyorlar. Bu 460 bin aktif personel ne demek? Macaristan ordusundaki aktif personel sayısı 20 bin. Avusturya’da 16 bin. Çek Cumhuriyeti’nde 28 bin. Belçika’da 25 bin. Fransa’da 200 bin. İtalya’da 165 bin. Almanya’da ise 181 bin. Komşusu Çek Cumhuriyeti ile karşılaştıralım; adamların 28 bin askeri varmış. Bunlar 460 binlik bir ordu kurarsa aradaki farkı görebiliyor musunuz? Yani şuraya geliyoruz. Avrupa’nın en büyük konvansiyonel ordusunu neden kurma ihtiyacı hissediyor? Bunun bir anlamı olmalı.
İkincisi, senin sorunun arkasında yatan başka bir şey var. Biz yıllardır gazeteci olarak gördük. Almanya, Barış Hareketi’nin de bir dönem güçlü olduğu bir ülkeydi. Acaba toplum bunu nasıl karşılar? Toplum galiba bir bakıyor. ‘Ya ne oluyor kardeşim burada’ falan gibi. Büyük bir tepkiyle karşı karşıya değiliz. Ama Pistorius şöyle bir şey yapacağını söyledi. Bir süre sonra herhalde savaş bakanı olduğu ilan edilecek. Yani Sosyal Demokrat Hareketin içinden gelmiş çok agresif bir politikacı bu alanda. Şöyle dedi; 18 yaşında doğmuş kızlar da dahil galiba. Öğrenciler ya da işte o yaşa gelmiş olanlar. Bize bir parasız bir bildirimde bulunacaklar. Biz onlara bakacağız. Ve onların içinden isteyenler bizimle çalışabilecekler… Bu çok basit, çok uygun gibi görünüyor. Yani zorlayıcı bir zorunlu askerlik gibi görünmüyor. Ama herkes biliyor ki bu personel ihtiyacını karşılamayacak ve gençler bunu istemiyorlar. Senin de bağlantıda olduğun genç insanlar var. Onlar ‘yok, biz öyle bir şeye sıcak bakmıyoruz’ diyorlar. Benim de gözlemim o doğrultuda. Ama o zaman şöyle bir şey yapıyorlar. ‘Peki Size 2600 Euro size maaş öderiz’ diyorlar. Almanya’da yoksulluk sınırı 1378 Euro. Yani net. Şimdi bu yoksul aileler için çok ciddi bir para. İkincisi, ‘biz size hem bu parayı veririz. Hem de bizde şoförlük öğrenirsiniz. Sizin bazı eğitimlerinizi mesleki eğitimlerinizi destekleriz. Ek birtakım olanaklar sağlarız’ diyorlar. Bunlar normal de karşılanabilir. Ama o zaman şu ortaya çıkıyor; demek ki bu 2600 Euro’ya ihtiyaç duyacak kadar yoksul ailelerin çocukları olacak. Şunu söylemek lazım. Almanya’da ‘vatan millet Sakarya’ pek tutmayacak. Onu biliyorlar. Bunun için bazı ek olanaklar sağlamak istiyorlar. Fakat bu kadar lafı şunun için söyledim. Bu, bu orduyu bir sınıf ordusu haline getirir. Yani iyi eğitimli olanların, iyi olanaklara sahip ailelerden gelenler kolayca daha üst düzeye çıkarlar. Düşük, yoksul ailelerin çocukları da alt sınıfları oluştururlar. Şimdi bu çok ağırlarına gidiyor ve Pistorius’un en çok kızdığı şey bu. ‘Sakın böyle bir sınıflı ordu falan diye çıkmayın karşıma’ diyor sürekli. Ama acı gerçek şu; bu böyle olacak. Yoksul insanların çocukları asker ihtiyacını karşılayacaklar. Bunun için belli bir para alacaklar. Başlarken daha 18 yaşından sonra bu çok ciddi bir para ve özellikle de bazı mesleki eğitim olanaklarının verilmesi askerlik için… bu Amerika Birleşik Devletleri’nde de böyle galiba. Öyle bir şey olacak. Benim çevremden bazı insanlar da, Türk aileler ya da göçmen aileler sisteme girdiler. Bazı olanaklardan yararlanmak için ‘tamam biz muazzam asker olalım’ dediler. Birincisi, çok büyük bir ordu kurulacak. İkincisi, bu ordunun esas taşıyıcı gücü aşağı sınıflardan oluşacak. Bu isteseler de istemeseler de böyle olduğunu düşünseler de düşünmeseler de böyle.”
‘Berlin’de siyasal çürüme derinleşiyor: AfD yükseliyor, merkez dağılıyor’
Osman Çutsay’a göre Almanya’da siyasal merkez hızla çökerken AfD’nin yüzde 26’ya ulaşarak ülkenin en büyük partisi haline gelmesi ciddi bir kırılmayı gösteriyor. Çutsay, BSW’nin parlamentoya girme ihtimalinin dengeleri altüst edebileceğini, SPD ve CDU’nun siyasi erozyonunun ise muhalefeti neredeyse işlevsiz bıraktığını vurguladı:
‘Avrupa’nın en büyük ordusu tehlikeli bir ideolojik zemine oturabilir’
Almanya’nın büyütmeyi hedeflediği dev ordunun asker ihtiyacını karşılamakta zorlandığı için alt kademelerde aşırı sağcı ve nasyonalist kadroların ağırlık kazanması riskini taşıdığının altını çizen Çutsay, şunları kaydetti:
‘Almanya’da Rusya düşmanlığı kontrolden çıktı, Çin bağımlılığı fren etkisi yapıyor’
Osman Çutsay’a göre Almanya’daki siyasal elitler Rusya konusunda akıl dışı bir sertliğe savrulmuş durumda; medya da bu çizgiyi sorgusuz tekrarlıyor. Buna karşın, Alman endüstrisinin kritik alanlarda Pekin’e bağımlılığına vurgu yapan Çutsay, sözlerini şöyle sürdürdü:
‘Avrupa’da sağ dalga yükselirken Almanya kritik eşikte’
AfD’nin olası iktidarı ve Hristiyan Demokratlarla kurulabilecek yeni ittifakların Almanya’yı Avrupa’daki sağ dalganın merkezine yerleştirdiğini söyleyen Çutsay’a göre kıtanın nereye gideceğini öngörmek zor: