Ahmet Özer: Bahçeli’nin hakkını teslim etmek lazım ama süreç siyasi hesaplara kurban edilmemeli
DEM Parti ile CHP’nin yerel seçimlerde yaptığı “kent uzlaşısı” anlaşmasına dair başlatılan soruşturma kapsamında “PKK üyesi olmak” suçlanan ve Silivri Cezaevi’nde bulunan CHP’li Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, yeni çözüm sürecine dair, “Türkiye’nin yarısı dışlanarak toplumsal barış sağlanabilir mi? CHP kuşatılarak, muhalefet tasfiye edilerek iç barış temin edilebilir mi? Hiçbir benzerinde görülmeyen bir hızla süreç gelişti. Şimdi sıra demokratik adımlarda. Örneğin kayyımlarla işe başlanabilir hem yeni anayasa için bir yol temizliği yapılabilir hem de bir iyi niyet ortaya konulabilir. CHP’nin üzerine kurulan baskı kaldırılabilir” dedi.
Nefes gazetesine konuşan tutuklu CHP’li belediye başkanı Ahmet Özer, yeni çözüm sürecine dair değerlendirme yaptı.
“Demirtaş neden hâlâ içeride?”
“Sürecin başarılı olması için toplumun desteğine vurgu yapmıştım. Toplum için bir sosyopsikolojik altyapı hazırlanmalı, bir barış dili geliştirilmeli ve yıllardır pompalanan bölünme paranoyasının yarattığı tedirginlik giderilmelidir. Bunu devlet ya da iktidar aktörleri tek başına yapamaz. Halk tarafından sevilen, halkta karşılığı olan ve bu işleri çalışmış aktörlere ihtiyaç var. Örneğin böyle bir dönemde Selahattin Demirtaş neden hâlâ içeride? Bir taraftan barış süreci yürütülürken ben ve benim gibi bilim insanları neden içeride? Sadece Demirtaş değil yüzlerce, binlerce siyasinin, seçilmiş belediye başkanlarının, ana muhalefet partisinin Cumhurbaşkanı Adayı İmamoğlu’nun içeride olması bu sürecin demokratikliğine şerh düşürür. Unutmayalım ki barışsız demokrasi olamayacağı gibi demokrasisiz de barış olmaz.”
“Bahçeli’nin hakkını teslim etmek lazım”
“Barış sürecini Türkiye’nin ve bölgenin barışı için tarihi bir fırsat olarak görüyorum. Ancak iktidarın ‘Terörsüz Türkiye’ tanımı süreci tam açıklamıyor. Zira böyle bir durumda aslolan ‘Demokratik Türkiye’ olmalıdır. Demokrasisiz barış olmayacağı gibi barışsız demokrasi de olmaz. Eğer onurlu ve kalıcı bir barış sağlanmak isteniyorsa demokrasi bütün kurum ve kurallarıyla işletilmeli ve üstünlerin hukuku yerine hukukun üstünlüğü ihya edilmelidir. Yapılması gereken derhal bağımsız ve tarafsız hukuka dönülmesidir. Bahçeli’nin 22 Ekim 2024’teki açıklaması son derece önemliydi. Nihayet 11 Temmuz’da silahları bırakma töreni ile bu süreç umutlu ve ileri bir aşamaya ulaştı. Silah yakmadan çıkan alevler 40 yıldır süren savaşı sonlandırma umudunu yeşerten alevlerdi. Bu sürecin buraya gelmesinde etkili aktör olan Bahçeli’nin hakkını teslim etmek lazım. Ancak sürecin başarılı olması için bütün siyasi partilerin, sivil toplum örgütlerinin ve halkın katılımını sağlamak, desteğini almak şart. Çünkü herkesi ilgilendiriyor. Süreç siyasi hesaplara, oy hesaplarına kurban edilmemeli.”