BAKSİFED Başkanı Mustafa Cengiz: Üç yıl süren kriz olmayacağına göre demek ki başka şeyler var; en dipte bir süre kalacağız
Batı Akdeniz Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu (BAKSİFED) Başkanı Mustafa Cengiz, “Biz 3 yıldır bunun içerisindeyiz. Üç yıl süren kriz olmaz, demek ki başka şeyler var. Sosyal politikalarımızı gözden geçirmemiz gerekiyor. En dibi gördük deniyor. Bu en dipse burada bir süre kalacağız” dedi.
Cengiz, iş dünyasındaki sorunları, Nefes’ten Şehriban Kıraç’a anlattı. Cengiz, şunları söyledi:
“Bazı noktalarda çiftçi ürününü bedavaya satsa alıcısı yok”
“Tarımda planlama ve stratejilerimizi iyi yapmamız gerekiyor. Bu işi iklim değişikliğinin insafına bırakmamamız gerekiyor. Planlı tarım uygulamalarının bir an önce devreye sokulması gerekiyor. Maalesef bazı noktalarda çiftçi ürününü bedavaya satsa alıcısı yok. Bu çok tehlikeli. Turizmde en büyük problem kur politikaları. Faizler maalesef 2.5 yıldır yüksek seyrediyor.
“Turist sayıları artık yukarılara çok kolay gitmeyecek”
Antalya geçen yılı 17 milyon turistle kapatmıştı. Bu yılı da aynı sayılarla kapatabiliriz. Ama 17 milyon bandında bir süre kalacağız. Turist sayıları artık yukarılara çok kolay gitmeyecek. Bunu bir kenara yazmak gerekiyor. Kur artışı olsaydı biz yüksek fiyatları konuşmayacaktık.
En büyük girdi maliyetimiz personel. Burada girdi TL olarak artıyor. Döviz o oranda artmadı. Yabancı turist enflasyonist ortamlara alışık olmadığı için fiyatlara tepki gösteriyor. Fiyatlarda Yunanistan ile çok karşılaştırılıyoruz. Yunanistan’da geceleme başına fiyat 97.5 dolara denk gelirken bizde 96 dolar.
Mısır’a gidiyorlar
Özellikle 2026 Nisan ve Mayıs aylarında Mısır’a dikkat etmek gerekiyor. Çükü bizim kesişen sezonlarımız. Bizim o yüzden ekimde sezonu bitirmeyip kasımda, belki yılbaşına kadar bir çeşitlilik yaratmamız gerekiyor. Ancak olası Mısır kaybını bu şekilde telafi edebiliriz.
Maliyetlerde düşüş olmazsa ve turizmde çeşitlendirme yapılmazsa bir tıkanma yaşayabiliriz.
“Türkiye’de iş ortamı hâlâ öngörülebilirlikten uzak”
Hukuk normlarının, çerçevesinin çok net belli olması gerekiyor. Bu hem bizim ulusal güvenliğimiz için şart, hem de dışarıdan gelecek yatırımlar için çok kıymetli. Ki o yatırımlar selametle daha üst seviyelere ulaşabilsin. Hukukun çerçevesinin çok net çizilmesi gerekiyor. Mevzuat belirsizlikleri olmamalı. Türkiye’de iş ortamı hâlâ öngörülebilirlikten uzak.
Kur baskısı, mevzuat belirsizliği, finansmana erişim zorluğu, nitelikli insan kaynağı kaybı ve verimlilik sorunu iş dünyamızın nefesini daraltıyor. Evet, insanlar sesini çıkarmalı. Nefesin daraldığı yerde insanlar nefesinin daraldığını söyleyebilmeli. Bu çok kıymetlidir. Bu politik bir eleştiri değil, bir tespittir. İster kızalım ister farklı düşünelim ama biz Türk iş insanı olarak bu ülkeye küsemeyiz. Bu ülkenin en büyük sorunu 3.5 milyon ev gencimiz var. Bu ev gençlerinin sorunu çözümü anahtarı yine o iş insanlarının elinde.
“2026’da faiz zayıf adımlarla inebilir”
Eğer olası bir 2027 seçimi olacaksa 2026 yılı bir seçim ekonomisi yılı olabilir. Ekonomik veriler o durumda daha iyi gelebilir. Eğer Türkiye seçim ortamına girmeyecekse 2026’nın bu yılla benzer olacağını düşünüyorum. Faiz zayıf adımlarla inebilir. Bu seviyelerde tabii ki yatırım iştahı olmaz, zaten yatırım da beklemeyelim, faiz yüzde 37 değil, 27 olsa da beklemeyelim. Onun için biraz daha bekleyeceğiz.
“Dünyada ekonomik krizler üç yıl sürmez”
Dünyada ekonomik krizler üç yıl sürmez, biz üç yıldır bunun içerisindeyiz. Konuyu sadece ekonomide de aramamamız gerekiyor. Üç yıl süren bir ekonomik kriz olmaz. Demek ki başka şeyler var. Bizim sosyal politikalarımızı gözden geçirmemiz gerekiyor. Bu kriz niye daha sürüyor diye ekonomistlerin, iş insanlarının dışında sosyal politikaları inceleyen kişilerin araştırması gerekiyor.
“Geçici pansumanlarla yara tedavi olmaz”
Çağdaş kuralların gereği, reformları yapmak gerekiyor. Sadece hukuk değil eğitim alanında da reformlar şart. Çocukları iyi eğitmek gerekiyor. Ekonomi alanında da mutlaka kalıcı ve yapısal reformlar yapılmalı. Geçici pansumanlarla bu yaranın tedavi olacağını düşünmemeliyiz. Daha kalıcı daha acı verecek reformların yapılması gerekiyor.
Dibi görüp sonra yükselen pinpon topu örneği var. En dibi gördük deniyor. Bu en dipse burada bir süre kalacağız. Top yere değiyor ama zemin çamurlu olduğu için o top bir süre orada kalacak. O zemini temizlemek yapısal reformlarla mümkün.
Şu anda maliye politikalarına odaklanmış durumdayız. Verilerin hızla düzelmesi gerekiyor. Enflasyonun bu seviyelerde kalıcılığı ve faizlerin bir türlü istenilen seviyelere inmemesi, sadece ülke içindeki iş insanlarını değil, yurt dışındaki yatırımcıların da algısını bozuyor.”