Gazeteci Hasan Erel’e göre Polonya’nın Üç Deniz Girişimi’nin arkasında İngiltere var. Romanya’nın Karadeniz’i NATO üssüne çevirme hamlesi için Batı nezdinde stratejik öneme sahip olduğunu vurgulayan Erel, Türkiye’nin bu girişimlere karşı tarafsız ve barışçıl bir Karadeniz politikası yürütmesi gerektiğini ifade etti.
Romanya’da yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turu sonrasında mevcut Başbakan Marcel Ciolacu görevinden istifa ettiğini açıkladı.
Ciolacu’nun mensubu olduğu Sosyal Demokrat Partisi (PSD) Ulusal Siyasi Konseyi, 4 Mayıs’ta yapılan seçimlerin ardından toplanarak partinin iktidardaki koalisyondan ayrılmasına ve Ciolacu’nun görevinden istifa etmesine karar verildiğini bildirdi.
Toplantı sonrasında partinin genel merkezinde kameralar karşısına geçen Ciolacu, PSD’nin iktidardaki koalisyonu bozma kararının ardından başbakanlık görevinden istifa ettiğini teyit etti. Kabinedeki PSD mensubu bakanların geçici olarak hükümette kalıp kalmayacaklarına karar vermek üzere koalisyon ortağı Ulusal Liberal Parti (PNL) temsilcileriyle görüşeceklerini aktaran Ciolacu, ayrıca partisinin cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunda hiçbir adayı desteklememe kararı aldığını duyurdu. Karar, iktidar koalisyonunun adayı Crin Antonescu’nun dün yapılan seçimlerde istenilen başarıyı elde edememesinin ardından geldi.
Romanya’da yenilenen cumhurbaşkanı seçiminin ilk turunu, aşırı sağcı Rumenlerin Birlik İttifakı (AUR) lideri George Simion önde tamamlamıştı. İlk turda yüzde 41’le ilk sırayı alan Simion ve yüzde 21’le ikinci sıraya yerleşen bağımsız aday Nicuşor Dan’ın 18 Mayıs’ta yapılacak ikinci turda yarışacağı kesinleşmişti. İktidar koalisyonunun ortak adayı Antonescu ise özellikle yurt dışında kullanılan oylar nedeniyle geriye düşerek yüzde 20 ile üçüncü sırada yer almıştı.
Romanya’da yenilenen cumhurbaşkanı seçiminin ilk turunu, aşırı sağcı Rumenlerin Birlik İttifakı (AUR) lideri George Simion önde tRomanya’da cumhurbaşkanı seçiminin 24 Kasım 2024’te yapılan ilk turunda Batı ve NATO karşıtı bağımsız aday Calin Georgescu, oyların yüzde 22,95’ini alarak birinci olmuş, merkez sağdaki Romanya Birliğini Kurtarın Partisinden Elena Lasconi yüzde 19,17 ile ikinci sırayı almıştı. Avrupa Birliği’nin müdahalesi sonucunda Romanya Anayasa Mahkemesi, seçimleri iptal ederek Calin Georgescu’nun adaylığını da yasaklamıştı.
Romanya’da yenilenen seçimleri, adayların siyasi çizgisini, Polonya’nın Üç Deniz Girişimi’ni ve İngiltere’nin Karadeniz planlarını, ATASAM analisti ve gazeteci Hasan Erel ile konuştuk.
‘Bize dayatılan şartlar Romanya’ya dayatılsaydı onlar da AB’ye üye olamazdı’
Romanya’nın Avrupa Birliği üyeliğinin tamamen NATO yanlısı ve Rusya karşıtı bir adım olduğunu ifade eden Erel, diğer yandan AB müdahalesi sonucunda seçimlere girmesi yasaklanan ve 2024’te farkla kazanan Calin Georgescu’nun küresel elitleri nasıl ifşa ettiğini anlattı:
‘Moldova Ukrayna, Romanya da Polonya rolünü üstlenebilir’
Romanya’nın Üç Deniz Girişimi ekseninde NATO için çok ciddi bir “sac ayağı” işlevi gördüğünün altını çizen Hasan Erel, Romanya’da giderek artan NATO varlığına dikkat çekti:
‘Rusya karşıtı olmayanlara aşırı sağcı deniliyor’
Avrupa’da Rusya’ya karşı olmayan herkese aşırı sağcı dendiğini aktaran Hasan Erel,
‘Trump, Monroe Doktrini’ni bırakıp ince hesapları devam ettirecek gibi duruyor’
Romanya’da Calin Gerogescu’nun seçime girmesinin yasaklanmasının ardından NATO’nun savaş planlarına karşı çıkan George Simion’un kitlesel destek bularak ilk turda galip geldiğini aktaran Erel, diğer taraftan Batıcı adayların da tek cephede birleşebileceği değerlendirmesinde bulundu:
‘İngiltere, kendisi katılmadan 3. Dünya Savaşı’nı çıkarmaya hazır gibi gözüküyor’
Batı’nın Ukrayna ve Karadeniz başta olmak üzere attığı adımların küresel bir savaşı tetikleme riski taşıdığı uyarısında bulunan Hasan Erel, Türkiye’nin Karadeniz’de barışı savunması gerektiğini ifade etti:
“İngiltere, kendisi katılmadan 3. Dünya Savaşı’nı çıkarmaya hazır gibi gözüküyor. Buna Avrupa’yı ve ABD’yi de katabiliriz. Yaptıkları veya yapmadıkları her şey, savaşı desteklemek yönünde. Ukrayna’da yapılanlar çok açık. Ukrayna’daki savaşı İngiltere, AB ve Fransa bitirmek istemiyor. Rusya’ya karşı bir savaş hazırlığı yapıyorlar. Bunu Şoygu da, Lavrov da söylüyor. Avrupa’nın Rusya’ya karşı savaşa hazırlandığını söylüyorlar. Ben bunun mantığının, ekonomik krizle çökmekte olan Avrupa sanayisinin canlandırılmak istendiği şeklinde olduğunu düşünüyorum. Değilse hiçbir mantıklı açıklaması yok. Değilse neden biraz düşüyor olsa da refah içinde yaşayan halkları savaş cenderesine sokmak istesinler? Mantıklı değil. Rusya, Avrupa’yı işgal etmek istiyor mu? Hayır, yok öyle bir şey. Hatta Kiev önlerine geldiler sonra geri çekildiler Ukrayna’da. Savaş da bu yüzden uzadı. O gün isteseler belki tamamını ele geçirebileceklerdi. İş uzadıkça böyle farklı yerlere gitti ve daha da sertleşti. Kısa dönemde de bir ateşkes olmayacağı da anlaşılıyor. Trump çok iddialı çıktı ama Rusya’nın Batı şartlarını kabul etmesi mümkün değil çünkü Rusya, sahada kazanıyor. İsrail’in tüm soykırımlarını alkışlayarak izliyor İngilizler ve Avrupalılar. İngilizler hatta Kıbrıs üstünden istihbarat desteği veriyor.
Bu Üç Deniz Girişimi’nde de İngiliz parmağı var. 1918’de de vardı. Zaten Karadeniz’e girmek için çırpınıyorlar. Sürekli Montrö’yü delmeye çalışıyorlar. İngiliz yapımı insansız deniz araçları veriyorlar Ukrayna’ya. Kerç Köprüsü’nün vurulması İngilizlerin işiydi. İngiltere ile Rusya’nın ezeli düşmanlığı olduğu için bunu pompalıyorlar. Polonya da Amerika’nın bir eyaleti olma yolunda gidiyor. Almanya’dan uzaklaşıp ABD’ye yaklaşıyorlar. Şu anki Polonya rejiminde durum bu. Romanya da bu çizgide. Yunanistan’ı da buraya katabiliriz. Dedeağaç’ta kocaman bir Amerikan üssü var. Burada kimin ne amaçla ne yaptığını çözmek zor. Eskiden Batı dediğimizde bir blok olarak bakıyorduk. Şimdi ABD ayrı, Almanya ayrı, Fransa ayrı, Balkanlar ayrı, İngiltere ayrı. Yeni mimariler oluşuyor mesela. Macaristan, Slovakya, Sırbistan bir araya gelip Brüksel’e karşı dayanışmaya başladı. Zaten Yugoslavya’nın dağılmasından sonra Slavların Adriyatik’e çıkışı, Hırvatistan sınırları ile kesilmiş durumda. Orası da dengesiz. Balkanlar ve Doğu Avrupa, kendi iç dengesizliklerine de sahip. Dış etkenlerin yarattığı iç dengesizler de var. Hep kriz basıncı altında yaşıyorlar. Bizim için, Karadeniz’in bir barış denizi olması durumunun giderek azalması oldukça kötü. Üç Deniz Girişimi ile barış ortamı daha da azalacak. Batı’da bir plan-proje var. Bu da Türkiye’yi zor bir durumda bırakıyor. Türkiye ne Batı’nın yanında olmak ne de Rusya’nın müttefiki olmak durumunda. Türkiye, tarafsız şekilde Karadeniz’i savaş denizinden barış denizine dönüştürmeli. Tüm bölgenin çıkarları bunu gerektiriyor. Fakat Sovyetler’den ayrılan ülkelerin yörüngesizliği ve neoliberalizme bir anda düşmeleri, ülkelerin siyasetlerinde ciddi kırılmalar ve belirsizlikler yarattı.”