Cerrahpaşa’dan ‘Yenidoğan Çetesi’ davasında Kaya bebek için de ‘ihmal yok’ raporu: Ölümü kaçınılmazdı

Müzeyyen Yüce Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ‘Yenidoğan Çetesi’ davasına sunulan Cerrahpaşa Tıp Fakültesi adlî Tıp Anabilim Dalı raporunda, 500 gram doğan prematüre Kaya bebeğin ölümünün ‘kaçınılmaz’ olduğu tespitine yer verildi …

Cerrahpaşa’dan ‘Yenidoğan Çetesi’ davasında Kaya bebek için de ‘ihmal yok’ raporu: Ölümü kaçınılmazdı
Yayınlama: 13.04.2026
A+
A-

Müzeyyen Yüce

Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ‘Yenidoğan Çetesi’ davasına sunulan Cerrahpaşa Tıp Fakültesi adlî Tıp Anabilim Dalı raporunda, 500 gram doğan prematüre Kaya bebeğin ölümünün ‘kaçınılmaz’ olduğu tespitine yer verildi. Ayrıca, hastane yönetimi ve hekimlere atfedilebilecek bir kusur bulunmadığı öne sürüldü.

Türkiye’nin en büyük sağlık skandallarından biri olarak gösterilen “Yenidoğan Çetesi” davasında bir yılı aşkın süre geride kaldı. Bebek ölümlerine ilişkin daha önce Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu ile adlî Tıp Kurumu (ATK) tarafından hazırlanan raporların dosyaya girdiği davada, mahkeme heyeti raporlar arasındaki çelişki gerekçesiyle önceki celselerde ATK Üst Kurul’dan her bir bebek için yeni rapor istedi.

Cerrahpaşa’dan 41 sayfalık yeni rapor

Dava devam ederken tutuklu sanıklardan Güney Hastanesi Başhekimi Dr. Ali Dirik’in avukatı Burak Mengü, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Başhekimliği adlî Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı’na başvurdu. Tüm tıbbi evraklar, uzman raporları ve adlî Tıp Kurumu 8. İhtisas Kurulu tarafından verilen raporlar ile dava dosyasının bir bütün halinde incelenerek müvekkilinin sorumlu tutulduğu Kaya bebeğin ölümüyle ilgili rapor hazırlanmasını talep etti. Bu talep üzerine Cerrahpaşa Tıp Fakültesi adlî Tıp Ana Bilim Dalı Başkanı Gürsel Çetin ve adlî Tıp uzmanı Prof. Dr. Sermet Koç 41 sayfalık bir rapor hazırladı. Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava dosyasında yer alan adlî ve tıbbi belgeler incelenerek hazırlanan rapor, dosyaya girdi.

Raporda, Bebek Kaya ve annesi Zeynep Kaya’ya ait tüm tıbbi belgeler, uzman görüşleri ve adlî Tıp Kurumu 8. İhtisas Kurulu raporları detaylı şekilde incelendi. İnceleme özellikle Özel Güney Hastanesi Başhekimi Ali Dirik açısından yapıldı.

“Otopsi yapılmaması ciddi eksiklik”

Raporda, bebek ölümünde en dikkat çekici eksikliğin otopsi yapılmamış olması olduğu vurgulandı. Otopsinin; makroskobik, histopatolojik ve toksikolojik incelemelerle kesin ölüm nedeninin belirlenmesi açısından “vazgeçilmez” olduğu belirtilerek, bu işlemin yapılmamasının ciddi bir hata olduğu ifade edildi.

“Tedavi ile ölüm arasında illiyet bağı yok”

Buna karşın mevcut klinik verilere göre Kaya bebeğin ölüm nedeninin; ‘ileri derecede prematürite (500 gram doğum ağırlığı), solunum güçlüğü sendromu (RDS) ve buna bağlı gelişen ağır asfiksi olduğu kaydedildi. Raporda, yüksek riskli gebeliğin hastaneye kabulü, doğum süreci ve yenidoğan yoğun bakımda uygulanan tedavilerin ‘tıbben uygun sınırlar içinde’ olduğu öne sürüldü. Uygulanan tedavi ile bebeğin ölümü arasında doğrudan bir illiyet bağı kurulamadığı belirtildi.

Bebeğin son derece düşük yaşama ihtimali olduğu tespiti yapılan raporda, 112 kayıtlarına göre anne Zeynep Kaya için yaklaşık 4 saat boyunca kamu ve özel hastanelerde uygun yatak bulunamadığına dikkat çekildi. Vakanın, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Songül Kaloğlu tarafından Özel Güney Hastanesi’nde kabul edilmesinin, doğumdan itibaren yaşama şansı son derece düşük olan bebeğe yenidoğan yoğun bakım ünitesinde uygulanan tedavi ve resüsitasyon girişimlerinin tıbben ‘iyi niyetli bir çaba’ olarak değerlendirildiği ifade edildi.

‘Sevk sürecindeki gecikme ölümde ciddi rol oynadı’

Öte yandan raporda, sevk sürecinin 4 saat gibi uzun bir süreyi bulmasının, zaten yüksek riskli olan vakayı daha da ağırlaştırdığı ve bebeğin ölümünde önemli bir rol oynadığı ifade edildi. Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi’nde yapılan müdahaleler ve resüsitasyon girişimlerinin de tıbbi hata değil, “yaşamı sürdürmeye yönelik çaba” olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.

Yönetim değişikliği vurgusu: ‘Tıbbi hayata işaret etmedi’

Raporda ayrıca, yoğun bakım sorumlu hekim değişikliğinin (Dr. Şeyhmus Çelik’in istifası ve Dr. Hilda Keykubad’ın göreve başlaması) bazı kayıt ve iletişim aksaklıklarına zemin hazırlamış olabileceği, ancak bunun tıbbi hataya işaret etmediği belirtildi.

“Kayıt manipülasyonuna somut kanıt yok”

Cerrahpaşa raporunda ayrıca bebek ölümlerine ilişkin hazırlanan adlî Tıp Kurumu 8. adlî Tıp İhtisas Kurulu raporlarına yönelik de eleştiriler yer aldı. adlî Tıp Kurumu raporlarında yer alan; epikrizlerin gerçeği yansıtmadığı, laboratuvar değerleriyle oynandığı ya da tetkiklerin karıştırıldığı yönündeki ‘sahtecilik’ iddialarını destekleyecek somut bir bulguya rastlanmadığı ifade edildi.

Raporda ayrıca, söz konusu iddiaların birçok vakada benzer şekilde tekrarlandığı, bunun da adlî Tıp değerlendirmelerinin “şablon” biçimde, kopyala-yapıştır yöntemiyle hazırlandığı izlenimini doğurduğu, raporların büyük ölçüde tape kayıtları, iddianame ve Sağlık Bakanlığı teftiş raporlarına dayanılarak hazırlandığı, kapsamlı tıbbi belge incelemesinin ise sınırlı kaldığı öne sürüldü.

Başhekim için kusur tespiti yapılmadı

Raporda, Başhekim Ali Dirik’in bebeğin tedavi sürecinde doğrudan tıbbi sorumluluğu bulunmadığı ve idari görevleri açısından da kusur atfedilemeyeceği sonucuna varıldı.

Cerrahpaşa daha önce de 6 bebek için ‘ihmal yok’ raporu vermişti

Öte yandan İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Başhekimliği adlî Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı, daha önce de sanıklardan Dr. Dursun Eryılmaz’ın avukatı Nazan Işık’ın başvurusu üzerine 6 bebeğin ölümüne ilişkin rapor hazırlamıştı. Eryılmaz’ın avukatının talebiyle hazırlanan raporda bebek ölümlerinden doktorları sorumlu tutan adlî Tıp Kurumu’na “kopyala- yapıştır” rapor hazırladığı suçlaması getirilmiş, raporda incelenen 6 bebeğin ölümü ile ilgili olarak “uygulanan tanı ve tedavi yöntemlerinin tıbben uygun olduğu tespiti yapılmıştı.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.