Cumhurbaşkanı Erdoğan okullara saldırıları değerlendirdi: Daha olay anlaşılmadan hükümetimize karşı kampanya başlatılmasının hangi haklı gerekçesi olabilir?

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, kabine toplantısının ardından değerlendirmelerde bulunuyor. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle: Millet olarak hepimiz ailelerimizin hüznünü samimiyetimizle paylaşıyoruz …

Cumhurbaşkanı Erdoğan okullara saldırıları değerlendirdi: Daha olay anlaşılmadan hükümetimize karşı kampanya başlatılmasının hangi haklı gerekçesi olabilir?
Yayınlama: 20.04.2026
A+
A-

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, kabine toplantısının ardından değerlendirmelerde bulunuyor.

Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

Millet olarak hepimiz ailelerimizin hüznünü samimiyetimizle paylaşıyoruz. Kahramanmaraş’taki menfur olayda 9 vefatımız, 21 yaralımız vardı. 15’i taburcu edildi. 3’ü yoğun bakımda, 6 yavrumuzun tedavisi sürüyor. Saldırılar milletçe hepimizi yasa ve kedere boğdu. Kahramanmaraş’a düşen ateş 80 vilayetimizin kalbine düştü. Saldırı haberini alır almaz 4 bakanımızı hemen Kahramanmaraş’a gönderdik. Kabine üyelerimiz, genel başkan yardımcılarımız ve milletvekillerimiz ilk andan itibaren ailelerimizin yanında oldu. Yaralılarımıza acil müdahaleler yapılırken diğer yandan yargı, emniyet, milli eğitim, siber güvenlik ve siber güvenlik çalışmalarını başlattılar. Saldırılar tüm yönleriyle araştırılıyor.

Milletçe yabancısı olduğumuz bir durumla karşı karşıyayız. Dijitalleşmenin ve küreselleşmenin yarattığı sıkıntıların ülkemizi tesir altına aldığı görülüyor. Her nimetin maalesef bir yan tesiri oluyor. İnternetin, dijitalleşmenin yan tesirleri de kendini böyle gösteriyor. ABD’de gerçekleştirilenler başta olmak üzere dünyadaki benzer saldırılara baktığımızda faillerin amaçlarından birinin toplumu terörize etmek olduğunu görüyoruz. Bu tarz caniler sadece masumların kanını dökmeyi değil; tıpkı terör örgütleri gibi toplumda infial uyandırmayı, endişe, tedirginlik, korku ve huzursuzluk oluşturmayı da hedefliyorlar.

Bu süreçte kimi medya organlarımız, kimi siyasetçilerimiz, pedagojik açıdan sorunlu beyanatları ve yayın çizgileriyle bilerek veya bilmeden saldırganların amaçlarına hizmet etmiş, faillerin ekmeğine adeta yağ sürmüşlerdir.

Daha olay anlaşılmadan hükümetimize karşı bir kampanya başlatılmasının hangi haklı gerekçesi olabilir? Milli ve manevi değerlerimize bağlı gençler yetiştirmeye çalışan sivil toplum kuruluşları niçin hedef tahtasına konur? Olayı 14 yaşındaki çocuğa yıkacaklar diye niyet okumaya girişmek hangi vicdana hangi ahlaka sığar? Üzülerek gördük ki ana muhalefetteki kimi aktörlerin aklına ilk Ramazan etkinliklerini eleştirmek geliyor.

Nedir bu telaşınız? Nedir bu aceleniz? Böyle bir acı üzerinden milleti tahrik etmek, korku ve endişe yaymak en hafif tabiriyle sorumsuzluktur. Kimsenin öğretmenlerimizi, öğrencilerimizi, ailelerimizi tedirgi etmeye hakkı yoktur. Saldırıyı tüm boyutlarıyla doğru analiz ettikten sonra sağduyu ve soğukkanlılığımızı yitirmeden ortak aklın, pedagojinin rehberliğinde meselenin üzerine hep beraber gitmemiz gerekiyor. Bunu yapacak iradeye, tecrübeye ziyadesiyle sahibiz. Vatandaşlarımızdan serin kanlılıktan ödün vermemelerini bir kez daha istirham ediyorum.

Şiddet olayları asla tek boyutlu değildir. Okul ikliminden aile dinamiklerine, dijital medya mecralarından farkındalık çalışmalarına, caydırıcılığın güçlenmesinden kurumsal işbirliğine uzanan geniş yelpazade hareket etmemiz önem arz ediyor. Bunun için aile yapısı, sosyal çevre, okul ortamı, dijital maruziyet, medya içerikleri ve kurumsal müdahale kapasitesini birlikte ele almak zorundayız. Önümüzde okulların adeta kışlaya ve karakola çevrilmesi, buna benzer pedagojik açıdan problemli, okulların asli karakterine zarar verecek tekil adımla çözülmeyecek kadar çok katmanlı sınama bulunuyor.

Dünya artık eski dünya değil. Biz anne babalar evin bir odasında sohbet ederken diğer odadaki çocuklarımızın dijital arkadaşlarıyla tesis ettiği ilişkinin mahiyetinden haberdar değiliz. Çocuklarımızın çoğunun anne babasıyla geçirdiği zaman maalesef dijital dünyadaki ekran sürelerinden daha az. Dijital arkadaşlar, öğretmenler, ebeveynler evlatlarımızın hayatlarına daha fazla etki ediyor. Bazı dijital paylaşım uygulamalarının çocuklarımızın zihnini iğfal ettiği bir dönemi yaşıyoruz. İnternetin denetimsiz ve sınırsız dünyasına, algoritmaların manipülasyon gücünü eklediğimizde karşımıza karışık bir sorun çıkıyor.

Okullarımızın güvenliği meselesi önceliklerimizin en başındadır. En küçük taviz söz konusu değildir. Güvenliğin yanısıra gelişim psikolojisi, sosyal politika, ailenin rolü, eğitim boyutlarıyla meseleye yaklaşmamız mümkündür. Siber devriye faaliyetlerine daha fazla ağırlık vermeyi, siber birimlerimizin kapasitesini güçlendirmeyi hedefliyoruz. Okul kolluk işbirliğinin artırılması, yeni çalışma modellerinin geliştirilmesi bu süreçte atacağımız adımlardan biri olacaktır. İhtiyaç duyulan ne varsa tereddütsüz yapılması için ilgili bakanlarımıza gerekli talimatları verdim.

Özellikle aileye, ailenin özel konumuna dikkat çekmek istiyorum. Aile kişinin ilk okuludur. Eğitim ailede başlar. Sosyalleşme ailede başlar. Adab-ı muaşeret kuralları ailede öğretilir. Birey içinde yaşadığı toplumun parçası olmayı ailede öğrenir. Aile kültür, milli ve manevi değerlerin taşıyıcısı, ahlakın, şefkatin, diğer canlılara merhamet ve empatiyle yaklaşmanın öğretildiği ilk mektebidir.

Reyting kaygısı şiddet kültürünü yaygınlaştırmanın mazereti olamaz. Bu konuda en büyük görev medya kuruluşlarına düşüyor. Şiddeti özendiren, kötülüğü sıradanlaştıran, çarpık ilişkileri meşrulaştıran yapımlardan ziyade aileyi merkeze alan, iyiliği, şefkati teşvik eden yapımlara ekranlarda daha fazla yer verilmesi gerekiyor.

Güncellenecek…

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.