Cumhuriyet yazarı Terkoğlu’ndan Abdullah Öcalan, Ramazan Gülten ve Fatih Altaylı örneği: Bir hukuk, üç kişi, üç ayrı karar!
Cumhuriyet yazarı Barış Terkoğlu, “Öcalan, Ramazan, Altaylı” başlıklı yazısında, cezaevi uygulamaları ve yargı kararlarında çifte standardı uygulandığına ilişkin örnekler sunduğu bir yazı kaleme aldı. Terkoğlu, Abdullah Öcalan’a sağlanan görüşme imkânlarının, aynı düzenlemelere dayanarak doğum izni isteyen memur Ramazan Gülten’e tanınmadığını söyledi. Terkoğlu ayrıca, “Bu coğrafya çok deliler gördü. Sayın cumhurbaşkanımız artık bırakın. Bak bırakmadığınız sürece halk daha da çok ayaklanacak” sözleri nedeniyle tutuklanıp, “tehdit suçunun oluşabilmesi için doğrudan kastın olması gerektiği” söylenip tahliye edilen vatandaşla aynı “Cumhurbaşkanı’nı tehdit” suçundan şuanda cezaevinde tutuklu bulunan gazeteci Fatih Altaylı’ya işaret etti.
Adalet Bakanlığı’na Silivri’den giden bir dilekçenin konuşulduğundan bahseden Terkoğlu, İBB İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanı Ramazan Gülten’in doğmak üzere olan 37 haftalık kız çocuğunun normal doğum tarihinin 6 Ağustos olduğunu fakat doktor raporlarına göre “riskli gebelik” durumunda gözüktüğün altını çizdi. Ramazan Gülten’in iki kez cezaevi idaresine, bir kez de savcılığa doğum izni talebinde bulunduğunu, reddedildiğini ve simdi de Adalet Bakanlığı’na yazdığının bilgisini verdi.
“Öcalan düzenlemesi”
Gülten’in dayanağının, 2012 yılında getirilen, kamuoyunda “Haberal düzenlemesi” olarak bilinen yönetmelikten geldiğini belirten Terkoğlu, Meclis’in, “Mahpus yakınlarının yaşamsal tehlike oluşturacak önemli ve ağır hastalık hallerinin bulunması halinde yakınlarını ziyaret edebilme ” düzenlemesi yaptığını açıkladı. Terkoğlu, konuya ilişkin şunları söyledi:
“İşin ilginç yanı, aynı pakette bir de “Öcalan düzenlemesi” gelmişti. Buna göre, hükümlü örgüt liderlerinin avukatları aracılığıyla örgüt yönetmesi durumunda avukat görüşü engellenebiliyordu.
Devir değişti.
İktidar, Öcalan ile yeni çözüm sürecini başlattı. Sırf Öcalan için getirilen görüş yasağı bitti. Yetmedi… Adalet bakanı, yakın zamanda “Mevzuata uygun değil” dediği halde, Öcalan’a videolu mesaj imkânı sağlandı. Yetmedi… Açığa çıkan notlara göre, örgütünü ikna etsin diye fiziki ve görüntülü görüşme imkânı sağlandı. Fakat bu kez, 13 yıl önceki pakette yer alan hak, sırf İBB’de çalışan memur Ramazan Gülten’e verilmiyor. Belki adalet bakanı yine “Mevzuata uygun değil” diyecek. Ama herhalde birileri de “Öcalan hangi mevzuatla yapıldı” diye sorar.”
Altaylı’ya uygulanmayan karar
Gazeteci Fatih Altaylı‘nın Osmanlı sultanlarına gönderme yaptığı konuşmasının gerekçe gösterilerek “cumhurbaşkanını tehdit” suçlamasıyla 21 Haziran’dan bu yana cezaevinde olmasına da değinen Terkoğlu, Saraçhane’deki eylemlerde, kendisine mikrofon uzatılan vatandaşın, “Bu coğrafya çok deliler gördü. Sayın cumhurbaşkanımız artık bırakın. Bak bırakmadığınız sürece halk daha da çok ayaklanacak. Halk ayaklandığı gün siz de zorla düşeceksiniz” sözlerinden sonra tutuklandığına ve mahkemede yaptığı, “Kendi aklımca cumhurbaşkanımıza tavsiyelerde bulunmak istedim” savunmasına karşılık mahkemenin vatandaşa, tehdit suçunun oluşabilmesi için doğrudan kastın olması gerektiğini söyleyerek beraat ve tahliye kararı verdiğini belirtti. Terkoğlu, konuya ilişkin şunları kaydetti:
“Zira tehdit suçlaması için, mağdura yönelik doğrudan fiziki ya da cinsel saldırı kastıyla söylenmiş sözler olması ve bunun da karşı tarafta korku oluşturması gerekiyor. Bu açık hukuk deneyimi Altaylı’ya uygulanmadığı gibi, 29 saniyelik cımbızlanmış sözlerden tutuklanan Altaylı’nın birkaç saatte hazırlanabilecek iddianamesi neredeyse bir aydır hazırlanamadı! “
Yazının tamamını okumak için