Dünya Evimiz Uluslararası Dayanışma Derneği, ABD ve İsrail’in İran’a saldırılara ilişkin olarak, “Uluslararası hukukun açık hükümlerinin ve sivillerin korunmasına ilişkin temel ilkelerin ihlal edilmesini kabul edilemez buluyor; şehirlerin, tüm …
Dünya Evimiz Uluslararası Dayanışma Derneği, ABD ve İsrail’in İran’a saldırılara ilişkin olarak, “Uluslararası hukukun açık hükümlerinin ve sivillerin korunmasına ilişkin temel ilkelerin ihlal edilmesini kabul edilemez buluyor; şehirlerin, tüm canlıların yaşam alanlarının ve kültürel-tarihi bir o kadar evrensel yapıların hedef haline getirilmesine karşı ilkesel duruşumuzu bir kez daha vurguluyoruz. Bu sebepledir ki çatışmaların derhal sona erdirilmesi, uluslararası hukuka saygı gösterilmesi ve barışçıl çözüm yollarının güçlendirilmesi çağrısında bulunuyoruz” ifadeleriyle barış çağrısında bulundu.
İsrail ve ABD, İran’a karşı 28 Şubat’ta başlattıkları saldırıları sürdürürken, İran’da bir kısmı çocuk olmak üzere 787 kişi saldırılarda öldürüldü. ABD ve İsrail, Minab kentinde bir kız ilkokulunu hedef alması dünya kamuoyunda tepkiyle karşılandı. Dünya Evimiz Uluslararası Dayanışma Derneği, İran’a yönelik saldırıların bitmesi için çağrıda bulundu. Yapılan açıklamada, “Devletleri bağlayan uluslararası sözleşmelerin son derece açık hükümlerine rağmen, bir ülkeye ‘demokrasi ve barış getirme’ iddiasıyla yapılan müdahalelerin bu kuralları nasıl görmezden gelebildiğini bizler hâlâ şaşkınlıkla izlerken; uluslararası insancıl hukukun en temel ilkelerinden biri olan ‘savaş koşullarında dahi sivillerin korunması’ hükmünü yinelemek istiyoruz. Ve bugün, bu ilkenin tüm dünyanın gözleri önünde ihlal edilmesi hepimiz için son derece utanç verici ve düşündürücüdür” ifadeleri kullanıldı.
Dünya Evimiz Uluslararası Dayanışma Derneği’nin yaptığı açıklama şu şekilde:
“İran’da yaşanan gelişmeleri büyük bir endişe ile takip ediyoruz. Maalesef, aralarında onlarca çocuğun da bulunduğu çok sayıda can kaybının yanı sıra, bir ülkenin altyapısının, yaşam alanlarının ve toplumsal dokusunun zarar görmesi hepimizi derinden sarsmaktadır. Ne yitip giden çocukların herhangi bir düzenle kıyaslanamayacak kadar kıymetli ömrü, ne de Gülistan Sarayının altı yüz yıldır dünyanın kötülüklerine direnen muhteşemliğinin geri getirilemez oluşu, savaşların kıyıcılığını ve yok ediciliğini bir kez daha gözler önüne sermektedir.
Dahası bu yaşananlar, toplumların büyük bedeller ödeyerek elde ettiği uluslararası hukukun kazanımlarının nasıl hiçe sayılabildiğini de bir kez daha göstermektedir. Devletleri bağlayan uluslararası sözleşmelerin son derece açık hükümlerine rağmen, bir ülkeye ‘demokrasi ve barış getirme’ iddiasıyla yapılan müdahalelerin bu kuralları nasıl görmezden gelebildiğini bizler hâlâ şaşkınlıkla izlerken; uluslararası insancıl hukukun en temel ilkelerinden biri olan ‘savaş koşullarında dahi sivillerin korunması’ hükmünü yinelemek istiyoruz. Ve bugün, bu ilkenin tüm dünyanın gözleri önünde ihlal edilmesi hepimiz için son derece utanç verici ve düşündürücüdür.
8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne yaklaştığımız bugünlerde gerek kendi ülkesinde gerek tüm dünyada kadınların özgürlük ve eşitlik mücadelesi için bir mihenk olan Mahsa (Jina) Amini’nin bıraktığı yerden devam edecek olduğumuzda ise; elbette ki karşısında olduğumuz ve en çok kendi halkına zoruna tanıklık ettiğimiz bir rejiimin böylesine ‘devrilecek olması’ndan yine en çok hakları için bugüne değin mücadele ettiğimiz kesimlerin zarar gördüğünü ve görmeye devam edeceğini çok iyi biliyoruz.
Biz, Dünya Evimiz Uluslararası Dayanışma Derneği olarak, uluslararası hukukun açık hükümlerinin ve sivillerin korunmasına ilişkin temel ilkelerin ihlal edilmesini kabul edilemez buluyor; şehirlerin, tüm canlıların yaşam alanlarının ve kültürel-tarihi bir o kadar evrensel yapıların hedef haline getirilmesine karşı ilkesel duruşumuzu bir kez daha vurguluyoruz. Bu sebepledir ki çatışmaların derhal sona erdirilmesi, uluslararası hukuka saygı gösterilmesi ve barışçıl çözüm yollarının güçlendirilmesi çağrısında bulunuyoruz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”