e-İmza çetesine “örgüt” davası: “Depremi dahi suistimal ettiler, kamuyu tehdit eder hale geldiler”
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, kamu kurumu yöneticilerinin e-imzalarını kopyalayarak sahte diploma, ehliyet ve resmi belgeler ürettikleri ortaya çıkan çete hakkında bu kez de “örgüt kurma ve yönetme” iddiasıyla dava açtı. 123 kişinin sanık olarak yer aldığı iddianame birleştirme talebiyle diğer davaların da görüldüğü Ankara 23. Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. İddianamede, Ziya Hoca lakaplı Ziya Kadiroğlu örgüt liderliği ile suçlanırken, uyuşturucu kullanıcısı olduğu ortaya çıkan Mıhyettin Yakışır, Alex kod adlı Gökay Celal Gülen, Zeynep Karacan, Ayhan Ateş ve Yalçın Maraşlı
19 şüpheliye örgüt suçlaması
Ankara Başsavcılığı, çok sayıda kamu kurumundaki yetkilinin e-imzasının kopyalanarak sahte üniversite ve lise diploması ile sürücü belgesi üretilmesine ilişkin soruşturma kapsamında yeni bir iddianame daha düzenledi.
Başsavcılıkça 123 şüpheli hakkında düzenlenen iddianamede 19 şüpheli “örgüt kurmak ve yönetmek” ile “örgüte üye olmak” ile suçlanırken, diğer şüphelilere de “E-İmza Kanunu’na muhalefet, ÖSYM Kanunu’na muhalefet, bilişim sistemine hukuka aykırı müdahale suretiyle haksız çıkar sağlama, bilişim sistemindeki verileri bozma, resmi belgede sahtecilik, kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek veya yaymak” gibi suçlamalar yöneltildi.
Örgütü “Ziya Hoca” kurdu
İddianamede, örgüt liderliği ile suçlanan Ziya Kadiroğlu’nun “Elektronik imza suç örgütünü” bizzat kurup yönettiği, örgüt üyelerini bir hiyerarşik ilişki içerisinde yönlendirdiği, örgüt üyelerinin de kendilerine iş bölümü içerisinde verilen talimatları yerine getirdikleri anlatıldı. Kadiroğlu’nun talimatları çerçevesinde Mıhyedin Yakışır, Gülseren Üstün, Aydın Üstün, Ayhan Ateş ve Yelda Boğa gibi örgüt üyelerinin, elektronik imza şirketlerinin bayilerine giderek sahte e-imza ürettikleri, örgütün iş bölümünde kendilerine verilen görevi bu şekilde yerine getirdikleri ifade edilen iddianamede, “somut olaylar incelendiğinde örgüt lideri ve üyeleri arasında çok sıkı bir hiyerarşiden bahsedilemese dahi, Yargıtay kararlarında belirtildiği gibi örgüt yöneticisi ve üyeleri arasında gevşek de olsa hiyerarşik bağ bulunduğunun anlaşıldığı” kaydedildi.
İş bölümü oluşturdu
İddianamede Kadiroğlu’nun, “kurmuş olduğu örgütte açık ve anlaşılır bir iş bölümü oluşturduğu, bazı örgüt üyelerini canlı kurye olarak kullandığı, bazı örgüt üyelerinin kendilerine ait iş yeri yahut ikametleri örgütün toplantılarını gerçekleştirmek ve kararlarını almak üzere kullandığı, bazı örgüt üyelerini ise belge temin etmek isteyen şahıslara ulaşmak amacıyla görevlendirdiği ve böylece kurmuş olduğu örgütün etki alanını genişlettiği” belirtildi.
Dosyadaki diğer şüphelilerin Kadiroğlu hakkındaki beyanlarına da yer verilen iddianamede, şüphelinin “örgüt kurma” suçu dışında “resmi belgede sahtecilik, bilişim sistemindeki verileri bozma, kişisel verileri ele geçirme, ÖSYM ve e-İmza kanunlarına muhalefet” suçlarından yargılanması istendi. Kadiroğlu örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen tüm suçlardan da sorumlu tutuldu.
“Örgütün teknik sorumlusu delil kararttı”
Şüphelilerden Alex kod adlı Gökay Celal Gülen’in örgütün teknik işlerinden sorumlu olduğu ve örgüt içerisinde gerçek ismi ile bilinmediğine dikkat çekilen iddianamede, elde edilen yazışmalardan Gülen’in yasa dışı sorgulamalar yaparak üçüncü şahıslara ait kimlik bilgilerini elde ettiği ve örgüt liderine gönderdiğinin anlaşıldığına yer verildi.
Gülen’in, soruşturma kapsamında gerçekleştirilen eş zamanlı operasyonda yakalanmadan hemen önce örgüt üyesi Zeynep Karacan’a suç konusu materyalleri güvenli bir yere taşıyarak delilleri karartması için talimat verdiği anlatılırken, “Bahse konu yazışmaların akabinde örgüt üyesi Zeynep Karacan’ın örgüte ait kimlik basım makinesi ve diğer dijital materyalleri aynı bölgede bulunan başka bir iş yerine teslim ettiği ve bu cihazların operasyon sonrasında ihbar üzerine belirtilen iş yerinde ele geçirildiği, böylece şüpheli Gökay’ın örgüt liderinin talimatlarını örgütün diğer üyelerine ulaştırarak verilen emirlerin yerine getirilmesinde aktif rol oynadığı anlaşılmıştır” denildi.
“Örgüt liderine en yakın isim Mıhyeddin”
Şüphelilerden Mıhyeddin Yakışır’ın, örgüt lideri Kadiroğlu’na en yakın isimlerden biri olduğu ve canlı kuryelik yaptığı kaydedilen iddianamede, “Yakışır’ın örgüt liderinin emir ve talimatları doğrultusunda sahte kimlikler kullanarak elektronik imza oluşturduğu ve bu token cihazlarını örgüt liderine teslim ettiği, böylece hem örgüt içerisindeki görevini yerine getirdiği hem de örgüt liderinin emir ve talimatlarına uyduğu” aktarıldı.
İddianamede Yakışır’ın e-imza alabilmek için üretilen sahte kimliklerden bazılarına kendi fotoğrafını yerleştirdiğine de değinilirken, “Şahsın örgüt faaliyetleri kapsamında gizliliğin ve iletişim güvenliğinin sağlanması adına yabancı uyruklu şahıslar adına açık hat olarak tabir edilen GSM hatlarını kullandığı, üçüncü şahıslar adına yasa dışı belgelerin oluşturulması konusunda aktif rol oynadığı, telefonunda kamu görevlileri adına düzenlenmiş sahte kimlik belgelerinin fotoğraflarının bulunduğu ve sahte belgeler için yapılan ödemelerin Yakışır’a ait hesaplara gönderildiği” vurgulandı.
“Canlı bir organizma”
İddianamenin değerlendirme kısmında ise, “örgütün işleyişi açısından toplantı ve karar alma merkezleri bulunan canlı bir organizma olduğuna” dikkat çekilerek, “Tüm örgüt üyelerinin gerçekleşen eylemlerin bilincinde olarak daha fazla menfaat temin etmek amacıyla kendilerine verilen görevleri yerine getirdikleri, örgüt içerisindeki hiyerarşinin bozulduğu yahut verilen talimatlarda aksama meydana geldiği dönemlerde örgüt lideri tarafından tam bir baskı mekanizması uygulanarak düzenin sağlandığı, örgüt liderinin gerektiğinde üyeleri uyararak, gerektiğinde şiddet uygulayarak otoritesini üyeler üzerinde her zaman hissettirdiği, liderin uyguladığı baskı ve kontrol biçimlerinin örgüt içi uyumu sağladığı, bu yöntemlerin üyelerin itaatini pekiştirdiği ve örgütsel sürekliliği koruduğu…
“Depremde hayatını kaybedenlerin bilgilerini dahi kullandılar”
Örgüt üyeleri arasındaki mesaj kayıtları bir bütün olarak incelendiğinde, üyelerin ve liderin kendilerini sürekli güncelleme çabasında oldukları, 3. Kişilerden gelen talepleri karşılamak amacıyla örgütün etki alanını genişleterek kendileri tarafından sahte olarak oluşturulamayan ancak talebi çok olan belgeleri de oluşturmak amacıyla farklı yöntemler deneyen, gerektiğinde talebi karşılamak amacıyla 6 Şubat depreminde hayatını kaybeden vatandaşlarımızın bilgileri üzerinden dahi menfaat temin etmeyi dahi amaçlayan bir yapılanma içerisinde olduğu,
“Örgüt yapısı tüm kamuyu tehdit eder hale gelmiş”
Mesajlaşma ve iletişim kayıtları ışığında; örgütün teknik ve operasyonel yöntemlerini sürekli geliştirdiği, talebe uygun belge üretimi için çeşitli usulsüzlük tekniklerini sürekli olarak denediği, Türk Milletinin en zor dönemlerinde dahi bu durumu suistimal ederek veri ve bilgileri menfaat temininde kullanma eğilimi gösterdiği, bu hali ile örgüt yapısının tüm kamuyu tehdit eder hale geldiğinin gözlemlendiği, (…) bu tespitler doğrultusunda elektronik imza suç örgütünün yapısı, işleyişi, maksatları ve etkinlikliğinin örgüt suçuna ilişkin yasal tanımlarla örtüştüğü ve böylece suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçunun tüm yasal ve zorunlu unsurları ile ortaya çıktığı anlaşılmıştır”