Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi (BETAM) Direktörü Prof. Dr. Seyfettin Gürsel, ekonomideki son gelişmeler ve Türkiye’nin enflasyon oranını düşürmenin zorluğu hakkında konuştu. Savaşın ilk ayında Merkez Bankası’nın …
Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi (BETAM) Direktörü Prof. Dr. Seyfettin Gürsel, ekonomideki son gelişmeler ve Türkiye’nin enflasyon oranını düşürmenin zorluğu hakkında konuştu. Savaşın ilk ayında Merkez Bankası’nın rezervlerinde yaklaşık 55 milyar dolar erime olduğunu söyleyen Gürsel, “Tehlike şurada, eriyen rezervler nedeniyle Merkez dövizi tutamayacak noktaya gelebilir. Döviz kurunu tutmak için parası tükenebilir. O zaman dövize hücum başlar. Bu olursa felaket olur. O durumda Merkez Bankası havlu atar.” ifadelerini kullandı.
Nefes’ten Şehriban Kıraç’a konuşan Prof. Dr. Seyfettin Gürsel, enflasyonu neyin yüzde 30’un üstünde sabit kıldığı sorusunu şöyle cevapladı:
“Enflasyonun 5 aydır yüzde 30 civarında takılıp kalması az bir şey değil. Bunun ne tür bir enflasyon olduğu hakkında doğru bilgiye sahip olmak lazım. Enflasyonun yükseliş döneminde yani negatif reel faiz döneminde büyük ölçüde talep baskısı vardı. Bazı yüksek gelirli kesimlerde talep düşmedi. Diğer tarafta da ciddi bir yoksullaşma var. Milyonlarca insan düşük ücretler yüzünden geçinemiyor. Negatif reel faizin körüklediği döviz kuru artışı da maliyetleri artırıyordu. Firmalar rahatça talep var diye fiyat artırıyorlardı. Şu anda talep baskısının enflasyonu körüklediğini sanmıyorum. Öyleyse enflasyon maliyet bazlı mı artıyor. Üretici fiyat endeksi son üç ay hariç hep aşağıya indi. Şimdi artıyor, bu alarmdır. TL’yi daha da değerlendirerek enflasyonu aşağıya çekmek artık mümkün değil. TCMB sadece döviz kuru dolayısıyla enflasyon şahlanmasın diye gerektiğinde döviz satarak reel kuru mevcut düzeyinde tutmaya çalışıyor. Buna da ihracatçı feryat ediyor.”
Bakanlığın hesabı tutmadı
Enflasyonun yüzde 30’un altına düşmesinin zorluğunu vurgulayan Gürsel, “Bakan Mehmet Şimşek’e göre enflasyon sıkı para politikasıyla düşürülecekti. Hem de büyüme çok düşürülmeden bu yapılacaktı. Çünkü ihracat ithalattan daha fazla artacaktı. Bu hesap tutmadı. TL’deki değerlenme ihracatı tökezletti. Cari açık artışta. Merkez Bankası enflasyonda yüzde 20 hedef koymuş, buna ulaşılmayacağı şimdiden belli. Hane halkı gelecek 12 ayda enflasyon yüzde 50 olur diyor. Esas sorun firmaların beklentileri. Çünkü fiyat yapıcıları onlar. Firmaların enflasyon beklentileri hâlâ çok yüksek. Bence bu da çok ciddi bir katılık yarattı. Beklentileri aşağıya çekmek için inandırıcı politikalarınız olacak” dedi.
Orta Doğu’daki savaşın enflasyonu nasıl etkileyeceği konusunda da düşüncelerini şöyle belirtti:
“Umarım iki haftalık ateşkesten sonra savaş biter. Savaş biterse petrol fiyatlarında da ciddi bir artış olmaz. Ama savaş devam ederse petrol fiyatı kanalından da enflasyona ilave bir baskı gelecek, yani iş daha zorlaşacak. Asıl zorluk ihracat kanalından gelecek. Bizim Orta Doğu’ya ciddi ihracatımız var. O ciddi etkilenecek. Dünya ekonomisinde bir yavaşlama, durgunluk resesyon ortaya çıktığında bizim genel ihracat da olumsuz etkilenecek. Bu çok büyük bir sorun. Bu durum işsizliği de arttıracak.”
“İşte o zaman yandık”
Merkez Bankası’nın havlu atması yorumuna şu sözlerle devam etti:
“Merkez, havlu atmamak için elinden geleni yapacaktır. Ama para bulamazsa ve rezervler düşerse ne yapacak atacak tabii. Esas tehlike yerli yatırımcının tutumunda. Yerli yatırımcı parasını TL faizde tutuyor, bunun artık getirisinin iyi olmadığını, dövizin yükseliş arifesinde olduğunu düşünür dövize yönelirse o zaman kur patlayabilir. İşte o zaman yandık. Orta Doğu’da barış olsa bile enflasyonun 1.5-2 yılda yüzde 10’un altına indirilmesini imkansız görüyorum. Enflasyonu düşürmek için hem para politikası, hem maliye, hem de beklentiler kanalında daha inandırıcı bir program gerekiyor. Ve İnsanları da enflasyonun ineceğine inandırmanız lazım. Böyle politikaların bir faturası var. Seçime giderken de bunu yapmayacaklar.”
Daha kötü günler bekliyor
Son olarak, savaş devam ederse vatandaşı daha kötü günlerin beklediğini söyledi:
“Durum belli enflasyonu düşüremediler. Enflasyonu düşürüp TL’yi rekabetçi hale getirip, döviz kurunu yavaş yavaş artıracaklardı böylece geleceğe dair güvenceleri olacaktı. Yabancı yatırım gelecekti. Ama olmadı. Hesap tutmadı. Hukukumuz daha kötüye gitti. Onun için daha kötü günler bizi bekliyor.”