“MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın kendi adına üç Instagram hesabı var. Bunlardan biri MİT Başkanı, öteki ikisi ise kendi dünyası ile ilgili paylaşımlar yaptığı hesaplar. İşte kendi hesabına açtığı Instagram sayfasında bir video paylaştı. Videoda bir …
“MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın kendi adına üç Instagram hesabı var.
Bunlardan biri MİT Başkanı, öteki ikisi ise kendi dünyası ile ilgili paylaşımlar yaptığı hesaplar.
İşte kendi hesabına açtığı Instagram sayfasında bir video paylaştı.
Videoda bir kulübenin önünde Alman felsefeci Martin Heidegger ile karşılıklı sohbet ederken görünüyordu.
Yapay zeka ile hazırlanmış hayali bir videoydu.
Yeni çıkan kitabını tanıtıyordu.
Kitabının adı “Martin Heidegger’in Kulübesine Yolculuk’tu…”
5 Kasım 2025 günü yayınladığım yazıyı neden hatırladım?
5 Kasım 2025 günü yayınlanan yazım işte bu cümlelerle başlıyordu.
Önceki gün Pendik’te bir İmam Hatip Lisesi’nde meydana gelen olayla ilgili haberi okurken, aklıma bu yazı geldi.
Nedenini de anlatayım.
Bir İmam Hatip Lisesi’nin müdürü çocuklara okumaları için kitap listesi tavsiyesi göndermiş.
Çocukların okumalarını istedikleri bu listenin başındaki ilk 4 kitap şunlarmış:
İşte o listenin ilk 4 kitabı
(*) Victor Hugo – “Sefiller…”
(*) Martin Heidegger – “Metafizik Nedir?”
(*) Elif Şafak – “Mahrem”
(*) Zülfü Livaneli – “Huzursuzluk”
Bunun dışında dinle ilgili kitaplar var.
Bunların bir bölümü Yaşar Nuri Öztürk, Zekeriya Beyaz ve Recep İhsan Eliaçık gibi İslami çevrelerde tartışılan isimlerin kitaplarıydı.
Bir trol ordusu anında harekete geçti
Bu liste X’te paylaşılınca her zamanki gibi bir “trol ordusu” hareketi geçti ve sonunda lisenin müdürü görevden alındı.
Bir ülke düşünün ki, MİT Başkanlığı gibi, dünyanın şu konjonktüründe ve bu bölgede çok başarılı bir görev yapan Başkan’ı, Heidegger üzerine bir kitap yazıyor, Heidegger’in meşhur kulübesini özel olarak açtırıp orada torunu ile bir gün geçiriyor ve bunu kitap haline getiriyor.
Hakkında övgü dolu birçok yazı çıkıyor…
Ama bir imam hatip lisesinin müdürü aynı Heidegger’in kitabının aralarında bulunduğu bir okuma listesi verdiği için işinden resmen kovuluyor.
Okulun müdürü “İmzam taklit edildi” diyor. Ama yine de görevden alındı.
Bu kararı kim verdi; İl Milli Eğitim Müdürü mü yoksa trol çetesi mi?
Nasıl açıklayacağız ülkenin bu inanılmaz çelişkisini..?
“İmam hatip çevrelerinin kendi iç meselesi” deyip geçebilirsiniz ama hiç öyle değil.
Bu olay, son zamanlarda iyice belirginleşen ve bana göre artık “rejimin niteliğini” tartışmaya götürebilecek çok tehlikeli bir gelişmenin son işareti…
Her şey şu sorunun cevabında saklı:
Lisenin müdürü ne oldu da atıldı işinden? Kim verdi bu kararı?
İl Milli Eğitim Müdürü mü?
Hayır, o vermedi.
Kararı bir avuç “X trolü” verdi.
Sosyal medyada anında bir kampanya başlattılar ve bundan etkilenen bir “Milli Eğitim yetkilisi” onu anında görevinden aldı.
Işıl Açıkkar
TRT sunucusunu kim görevden aldı? TRT Genel Müdürü mü, yoksa…
Bu ilk değil.
Daha geçen pazar, Anneler Günü’nde, TRT’nin en sempatik kadın haber sunucularından Işıl Açıkkar, “Ben de bir patili annesiyim” dediği için anında görevinden alındı.
Kim aldı?
TRT Genel Müdürü mü?
Yoksa karar daha yukarıdan mı geldi?
Hayır, kararı yine aynı “X trol çetesi” verdi.
Anında bir linç kampanyası başlattılar ve sunucu o gün görevinden alındı.
Konserleri kim yasaklatıyorsa müdürü de onlar kovdurdu
Geçtiğimiz aylarda bu “X trol çetelerinin baskınları” nedeniyle alınan onlarca, yüzlerce karara tanık olduk.
Konserler yasaklatıldı.
Sanatçılar tutuklattırıldı.
Bazı yerlerde halk X trol çetelerine direndi.
Gaziantep’te Manifest grubunun konserini engelleyemediler.
Ama birçok yerde sonuç aldılar.
X trolleri yöneticileri korkutup sindirdi mi?
Bütün bunlara bakınca sizin de aklınıza şu soru gelmiyor mu?
Bu ülkeyi kim yönetiyor?
Adı “Güçlendirilmiş Cumhurbaşkanlığı Hükümeti Sistemi” olan rejimin atadığı yöneticiler mi?
Yoksa bu “X trol çeteleri” mi..?
Şehirlerde, ilçelerde yöneticilerimizin hiç mi “kişisel yetkileri” veya şahsi değerlendirme yetenekleri yok?
Yoksa hepsi bu trol çetelerinden korktu ve sindirildi mi?
Artık demokrasiden “trolokrasi’ye mi geçiyoruz?”
Eğer durum böyleyse konu sandığımızdan daha önemli ve vahim. Demek ki rejimin niteliği ve adı yavaş yavaş değişiyor.
“Demokrasiden” “trolokrasi’ye” geçiyoruz.
Yani bir tür “trol faşizmine…”
Demokrasi’nin tanımını bize yıllarca okullarda şöyle öğrettiler:
“Halkın halk adına, halkın seçtikleri tarafından yönetilmesi…”
Demek ki şimdi bir avuç pervasız veya görevlendirilmiş embedded “X trolü” iktidarı devralıyor.
Bu kavramı bir kenara yazın.
“Trolokrasi…”
Kim bunlar? Şımarmış ve şımartılmış bir avuç trol
Şımarmış veya şımartılmış üç-beş trol mü?
Gizlenmiş hesapların arkasına saklanıp görevdeki insanlara pusu kurarak ateş eden bu maskeli troller kaç kişidir?
Mesela kaç kişi rahatsız olmuştur bu lise müdürünün verdiği okuma listesinden?
Girin, araştırın.
Atılan X mesajı sayısı üç yüz-beş yüzü geçmez.
“Trolokrasi’nin” yeni karar verici eliti bunlar işte.
Üstelik “toplumun tamamının” ahlakını, değerlerini savunduklarını iddia edecek kadar despot ve pervasızlar.
Demokrasi mahallesinin tamamının ahlak kitabını onlar yazıyorlar adeta.
Öteki mahallenin trolleri de bunlardan hiç farklı değil
Bence bu ortak AKP’nin de meselesi… Hem de çok ciddi meselesi…
Atadıkları yöneticilerin bu trol saldırılarına karşı dirençli olmaları için onlara moral ve destek verilmesi lazım.
Bu CHP’nin de meselesi.
Çünkü onların mahallesinde de aynı organize “X trol çeteleri” durmadan volta atıyor.
MİT Başkanı’nın 33’lük tespihini çekerken sorduğu sordu
MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın “Heidegger’in Kulübesine Yolculuk” kitabında, MİT Başkanı’nın kulübenin önünde 33’lük tespihini çekerek tefekküre daldığı anları anlattığı bir bölüm var.
Kitabın ikinci bölümü şu soru ile başlıyor:
“Köyde felsefe yapılır mı?”
Cevabı da şöyle:
“Akademik anlamda köyde felsefe yapılmaz ama felsefeden daha önemli bir iş yapılır: Düşünmek…”
İmam hatip lisesinde felsefe yapılır mı?
İmam Hatip Lisesi müdürüne yapılan saldırıları okuyunca ben de kendi kendime şu soruyu sordum:
“Acaba imam hatip liselerinde felsefe yapılır mı?”
“X trol çeteleri”, “Yapılmaz” diyor.
İbrahim Kalın ise “Hiç olmazsa düşünülür” diyor.
Yani diyeceğim…
İmam hatip okullarındaki çocukların “düşünebilmeleri” için artık bu “X trol çetelerine” direnebilecek yöneticilere ihtiyacımız var.
Heidegger’in kulübesine yolculuk yapmaktan korkmayacak yöneticilerden ve gençlerden oluşan bir nesil hayal etmemiz lazım.
Bunun için de hepimiz el birliği ile bu “trol faşizmine” dur demeliyiz.