Öncelikle iktidar bunu bir Ramazan öncesi bilinçli yapılmış bir ve Ramazan’a karşı bir çaba olarak ortaya sermeye çalışıyor. Bu tabii bildiğimiz Erdoğan siyasetinin, iktidar siyasetinin, yani toplumu din üzerinden kutuplaştırma siyasetinin ve toplumu halkın dinini istismar ederek yönetme anlayışının bir tezahürüdür. Bu bildirenin Ramazan’la bir ilgisi yoktur. Ramazan, oruç, namaz, niyaz, inanç meselesi bizim meselemiz değil. Bu inançlarla bizim bir sorunumuz yok. Hiçbir dinle bir sorunumuz yok, hiçbir dini inançla bir sorunumuz yok, İslam’la bir sorunumuz yok, dinle bir sorunumuz yok. Bizim sorunumuz siyasal İslamcılıkla, yani halkımızın dinini siyasi istismar ve ticari istismar alanı haline getiren ve buradan siyaseten ve ticaretten sömüren, siyasal İslamcı dinci anlayışla bizim hesabımız var, bizim sorunumuz var. Bu hesaptan hareketle, bu sorundan hareketle laikliği savunuyoruz. Türkiye’nin laik bir ülke olmasını istiyoruz. Gerçi laiklik konusunda da artık çok az bir kazanım kaldı. O kazanımları da tarif etme noktasında iktidar hiç kimseyi dinlemeden, iç toplumun duyarlılıklarını göz ardı ederek yaşamın her alanında, özellikle eğitim alanında dört başı mamur bir biçimde laiklik kazanımlarını tarif eden bir İslamcılaştırma siyasetini almış gidiyor. Biz buna ses çıkardığımızda da vay halkımızın dinine, imanına karşı çıkıyorlar, yok Ramazan’a karşı çıkıyorlar. Ya biz devrimciyiz. Bizim halkımızın kültürel, inançsal meseleyle bir sorunumuz yok. Ama bu siyasal İslamcılarla, bu Amerikan emperyalizmi eliyle geliştirilen, büyütülen ta Yeşil Kuşak stratejisinden İlimli İslam stratejisine kadar geliştirilen bu siyasal İslamcı zihniyetle bizim meselemiz var, bizim sorunumuz var. Bakın bu siyasal İslamcılar emperyalizm eliyle büyütüldü, geliştirildi ve Türkiye tarihine bakın bu emperyalizmin bu siyasal İslamcılarla girdiği ilişkiye paralel Türkiye’deki laiklik de tarif edildi. Doğal olarak bizi batıcılıkla, bizi emperyalizme bağlılıkla itham etmeye çalışılan bu siyasal İslamcıların bizzat çıkış kaynağı emperyalizmdir zaten. Çıkış kaynağı sermayedir. Bu noktada bizim yaklaşımımız nettir. Biz laik bir ülke istiyoruz, demokratik bir ülke istiyoruz. Bu bildirinin Ramazan öncesine denk gelmesi kaldı ki Ramazan olması da buna bir engel değil. Çünkü Ramazan’a dair bir şey söylenmiyor burada. Ramazan bu toplumun bir kültürüdür, inancının bir parçasıdır. Bizim burayla bir sorunumuz yok. Şimdi bugün devlet yukarıdan aşağıya bir mezhep üzerinden toplumu dincileştiriyor. Devlet yapısını dincileştiriyor, eğitimi dincileştiriyor. Kendine ait bir yaşam tarzını yukarıdan aşağıya dayatıyor. Yani bunun örnekleri çok. Zorunlu imam hatipleştirme siyasetinden, zorunlu din derslerine. ÇEDES adı altında tarikat ve vatıflarla protokoller milli eğitimde. Şimdi tekne orucu diye bir şey çıkarmışlar çocuklara. Oruç tutma eğitimi okullarda yapmaktan, oruç çetelesine kadar. Ya ne oluyoruz? Nereye gidiyoruz biz? Bu memleketin yani dini imanı yeterli olmadı da milli eğitim üzerinden, yani milli eğitim bakanı da milli eğitim bakanı olmaktan çıkmış. Din işleri bakanı gibi çalışıyor. Yani ne oluyoruz? Ne yapıyorsunuz siz? Yani amacınız nedir? Yani siz bunları yapacaksınız. Cumhuriyetin büyük bir kazanımı olan layıklıyı tahrip edeceksiniz. Biz de hepimizin yaşama açısından, ortak yaşama açısından, bir arada yaşama açısından, özgür yaşama açısından en temel ilki olan layıklıyı savunacağız ve bize saldıracaksınız. Bizi tehdit edeceksiniz, bizi dava açacaksınız. Açın bakalım dava, dava açın da bir hesaplaşalım. Yani laikliği, bak bize göre laiklik nedir Mustafa Arkadaş? Aynı zamanda şudur laiklik, dinin de özgürleştirmesidir. Bakın net olarak söylüyorum. Laiklik dinin de özgürleştirmesidir. Yani ne demek dinin özgürleştirilmesi? Ya din bunların elinde esir kalmış vaziyette. Bu din bunların elinde siyasal ve ticari istismar aracı haline getirilmiş vaziyette. O yüzden layıklığa karşılar. Çünkü laiklik oldu mu, din bunların istismar aracı olmaktan çıkacak. O yüzden bunlar istediklerini yapamayacaklar. İstedikleri gibi insanları sömüremeyecekler, istismar edemeyecekler insanların inançlarını. O yüzden laiklikten korkuyorlar.