DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına ilişkin, “İran’daki çözüm ne emperyalist güçlerin işgal politikaları ne de molla rejiminin baskıcı otoriter totaliter politikalarıdır. İki tarafın bundan …
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına ilişkin, “İran’daki çözüm ne emperyalist güçlerin işgal politikaları ne de molla rejiminin baskıcı otoriter totaliter politikalarıdır. İki tarafın bundan vazgeçmesi gerekiyor” dedi. Hatimoğulları, Türkiye’de devam eden sürece de dikkat çekerek “Orta Doğu’daki bu gelişmeler, Türkiye’deki süreçte beklemememiz gerektiğini bize bir kez daha gösterdi” diye konuştu.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, İran sınırındaki Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde, Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Dayanışma Derneği (TUHAY-DER) ile Medeniyetler Beşiğinde Yakınlarını Kaybeden Ailelerle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (MEBYA-DER) tarafından düzenlenen iftar programına katıldı.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına değinen Hatimoğulları, bölgenin kanlı bir kaosun içinde olduğunu ifade ederek, şunları söyledi: “Bölgemiz yangın yeri. Bakın biz bugün bu salonda bir aradayken İran’da ve birçok ülkede şu an füzeler, bombalar patlıyor. Bölge çok büyük bir savaşın içine girmiş durumda. Afganistan-Pakistan Savaşı, Rusya-Ukrayna Savaşı, Filistin işgali ve şimdi en son ABD ve İsrail’in İran’a yönelik gerçekleştirdiği saldırılar. Hakkari, İran’a sıfır noktasında. Sizin yanı başımızda, sınırın öte yanında çok büyük bir savaş cereyan ediyor. Bölge kanlı bir kaosun içinde resmen. Elbette ki bizler her platformda, her konuşmamızda İran’ın bölgedeki, ülkesindeki halklarına yönelik tutumunu, muhalefete yönelik saldırgan, baskıcı, katliamcı yöntemlerini her fırsatta eleştirdik. Sınırın sıfır noktasında bu eleştirimizi yineliyoruz” diye konuştu.
“Katledilen Amina’ları unutmadık, unutmayacağız”
İran’daki Kürtlerin durumuna dikkat çeken Hatimoğlulları, “Oradaki Kürt halkı kendi haklarını talep eden yıllara dayalı bir mücadelenin içinde Rojhilat halkının oradaki örgütlülüğü, varlığı, talepleri herkesçe biliniyor. Ama bunlara mevcut İran’daki molla rejimi sert bir şekilde bastırmaya çalıştı muhalefeti ve binlerce insan katledildi. Bizler katledilen Amina’ları unutmadık, unutmayacağız. Buradan direnişin simgesi olan İranlı Jina Mahsa Amina şahsında direnen bütün kadınlara selam olsun. Binlerce kez selam olsun.”
“Baskıcı rejimin alternatifi de emperyalist işgal değildir”
Hatimoğlulları, şöyle devam etti: “İran’daki molla rejimine karşı bu baskıcı rejimin alternatifi de emperyalist işgal değildir. Füzeler değildir. Öğrencilerin katledilmesi değildir. İran’da bir füze kız okulunun olduğu yere düştü. En az 170 kız öğrenci katledildi. 50’nin üzerinde öğretmen yaşamını kaybetti. Bunlar sadece tespit edilebilenler. Biz halklar olarak hiçbir zaman alternatifimizi füzelerin gelip yaşam alanlarımızı bombalamasında görmedik. Bizler bir kez daha diyoruz ki İran’daki çözüm ne emperyalist güçlerin işgal politikaları ne de molla rejiminin baskıcı otoriter totaliter politikalarıdır. İki tarafın bundan vazgeçmesi gerekiyor. Hakkarililer olarak siz yanı başında savaşın yaşandığı bölgede sınırın öte yanında akrabalarınız var. Komşularınız var, tanıdıklarınız var. Belki de şimdi onlarla haberleşme ve iletişim halindesiniz. Acaba canlarına ne oldu diye soruyorsunuz. Çok haklısınız. Sınır ticareti yapılıyor buradan ve bütün bunlar şu an durmuş durumda. DEM Parti olarak mesajımızı İran’a sınırımız, sıfır noktasından bütün halklar adına vermek istiyoruz. Savaş derhal bitmeli. Ateşkes ilan edilmeli. Molla rejimi, orada yaşayan başta Kürt halkı olmak üzere Beluciler, Azeriler, Farslar, kadınlar nasıl bir yönetim biçimi istiyorlarsa bu şekilde yönetilmeleri ve demokratik bir İran Cumhuriyeti’nin inşa edilmesi için sağlıklı somut adımlar atmalı.”
“Savaşın Türkiye’ye sıçramasının bizler istemiyoruz”
ABD-İsrail ve İran arasında yaşanan savaşın Türkiye’ye sıçramasını istemediklerini vurgulayan Hatimoğulları, şöyle konuştu:
“Bizler geçtiğimiz 27 Şubat’ta Ankara’da bir araya gelerek bir senelik süreci değerlendirdik ve Sayın Öcalan’dan gelen yeni mesajı değerli halklarımızla paylaştık. Bakın bu süreç sürüncemede bırakılacak bir süreç değil. İran’da savaşın bu kadar kızıştığı bir yerde saldırıların Irak’a, Lübnan’a, Yemen’e, bütün Körfez ülkelerine yayıldığı bir yerde elbette ki atılması gereken somut adımlar var ve artık Orta Doğu’daki bu gelişmeler, Kuzey Afrika’daki bu gelişmeler Türkiye’deki süreçte beklemememiz gerektiğini bize bir kez daha gösterdi. Bakın bugün Türkiye Dışişleri Bakanlığı bir açıklama yaptı. Türkiye’de Hatay Dörtyol’da balistik mühimmat diye nitelendirdikleri yine füze midir, başka bir şey midir; bilmiyoruz. Türkiye’ye düşmüş. Savaşın Türkiye’ye sıçramasının bizler istemiyoruz. Çok net. Bu savaş Türkiye’ye sıçramamalı. Ama bütün bölgeyi kaos altına almış olmuş olan bu savaşta Türkiye’nin özellikle Sayın Abdullah Öcalan’ın başlatmış olduğu bu süreci doğru değerlendirmeli, stratejik değerlendirmeli ve iyi değerlendirmeli. Sürünceme, zamana yayma dönemi artık bitmelidir. Sayın Öcalan’ın ikinci dönemi başlamıştır bu sürecin dediği bu dönemde Orta Doğu’daki bütün bu gelişmelerin ışığında bu süreci yavaşlatmak demek ateşe körükle gitmek demektir. Bunu kabul etmiyoruz.”