Kadıköy Rıhtımı’na planlanan cami için yargı süreci devam ederken otopark kapatıldı. Proje rıhtımın İstanbul’un ortak hafızası ve kamusal alanın dönüşümüne ilişkin tartışmaları gündeme getirdi. İstanbul Kadıköy Rıhtımı’na yapılması planlanan cami ve …
Kadıköy Rıhtımı’na planlanan cami için yargı süreci devam ederken otopark kapatıldı. Proje rıhtımın İstanbul’un ortak hafızası ve kamusal alanın dönüşümüne ilişkin tartışmaları gündeme getirdi.
İstanbul Kadıköy Rıhtımı’na yapılması planlanan cami ve yer altı otoparkı projesi hız kazanıyor. Caminin yapılmasının planlandığı Kadıköy Açık Otoparkı kapatıldı. İstanbul Büyükşehir Belediyesine (İBB) bağlı İSPARK’tan yapılan açıklamada, Kadıköy Kaymakamlığının gönderdiği tahliye yazısı doğrultusunda 17 Mart Salı itibarıyla otoparkın hizmete kapatılacağı belirtildi. Açıklamada, söz konusu işleme ilişkin olarak İSPARK tarafından İstanbul 7. İdare Mahkemesi’nde yürütmenin durdurulması talebiyle iptal davası açıldığı belirtilerek, hukuki sürecin devam ettiği vurgulandı.
Tartışmalara neden olan İstanbul Kadıköy Rıhtımı’na yapılması planlanan cami ve yer altı otoparkı projesi, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi’nin iptal kararını bozmasının ardından Şubat ayı başında yeniden gündeme taşındı.
İlk kez 2015 yılında gündeme gelen proje, açılan davalar ve bilirkişi raporlarıyla şekillenen uzun bir hukuki sürecin ardından bugün Danıştay’ın önünde. Tartışma, yalnızca bir imar kararıyla sınırlı değil; Kadıköy Rıhtımı gibi simgesel bir kamusal alanın geleceğine ilişkin daha geniş bir soruyu da beraberinde getiriyor.
Kadıköy Rıhtımı, uzun yıllardır yalnızca bir ulaşım noktası değil. Vapur iskeleleri, meydanı, yeşil alanları ve açık kullanımıyla İstanbul’da kamusal hayatın en yoğun yaşandığı alanlardan biri. Gündelik buluşmalar, toplumsal eylemler, bekleyişler ve geçişler bu alanda iç içe geçiyor. Bu nedenle projeye yönelik itirazlar, çoğu zaman dile getirildiği gibi bir inanç tartışmasına değil, bu alanın hangi işlevle ve hangi anlamla dönüştürüleceği sorusuna odaklanıyor.
Hukuki süreç ne anlatıyor?
Diyanet İşleri Başkanlığının talebiyle 2015 yılında gündeme gelen cami ve yer altı otoparkı projesi, İstanbul 5 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 9 Kasım 2017 tarihli kararı ile kabul edildi. Kadıköy Belediyesinin açtığı ve TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesinin müdahil olduğu davada İstanbul 3. İdare Mahkemesi, 17 Kasım 2023’te projeyi hukuka aykırı bularak iptal etti.
Kararda bilirkişi raporu belirleyici oldu. Alanın dolgu alanı olması, kentsel sit ve tarihi peyzaj alanı içinde yer alması, ulaşım ve trafik etkilerinin değerlendirilmemesi gibi teknik gerekçeler ayrıntılı biçimde sıralandı. Proje alanının çevresinde 400–500 metre yürüme mesafesinde birden fazla cami bulunduğu da kararda yer aldı.
Kadıköy Rıhtımı’nın çevresinde yer alan dini tesisler incelendiğinde 400 metre yürüme mesafesinde Sultan 3. Mustafa İskele Cami, 500 metre yürüme mesafesinde Osman Ağa Cami, Kethüda Çarşı Cami ve Cafer Ağa Cami bulunuyor.
Yer altı otoparkının, tescilli ağaçların bulunduğu aktif yeşil alanın altına planlanmasının şehircilik ve koruma ilkeleriyle bağdaşmadığı, projenin Haydarpaşa Garı ve Kadıköy siluetiyle kurduğu ilişkinin değerlendirilmediği de iptal gerekçeleri arasında sayıldı.
Ancak bu iptal kararı, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 4. İdare Dava Dairesi’nin 15 Aralık 2025 tarihli kararıyla bozuldu. Süreç Kadıköy Belediyesi tarafından 20 Ocak’ta Danıştay’a taşındı. Danıştay, yalnızca bir projeyi değil, bilirkişi raporlarının ve koruma ilkelerinin yargı sürecinde nasıl ele alınacağını da değerlendirecek.
Kent hafızası nerede kırılıyor?
DW Türkçe’ye konuşan TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Alper Ünlü’ye göre Kadıköy Rıhtımı, İstanbul’un en eski yerleşim katmanlarından birini barındırıyor. Prehistorik bulgulara dikkat çeken Ünlü, bu bölgenin “Eski İstanbul” olarak tanımlanabileceğini, bugün görülen alanın ise büyük ölçüde dolgu olduğunu belirtiyor.
Ünlü’ye göre kent hafızası açısından İnciburnu ile Haydarpaşa Garı temel nirengi noktaları. Bu hatta Eski Hal Binası’nın da eklenmesi gerektiğini belirten Ünlü, cami ve yer altı otoparkı projelerini kent hafızasında “sonradan türeyen, yeni yaratılan nirengi noktaları” olarak tanımlıyor. Bu müdahalelerin kentin simgesel haritasını değiştirdiğini ve kent hafızasını ciddi biçimde etkilediğini vurguluyor.
Bilimsel analizler neden dışlandı?
Ünlü, yerel mahkemenin iptal kararına dayanak oluşturan bilirkişi raporlarının istinaf aşamasında büyük ölçüde dikkate alınmamasını şehircilik ve koruma teorileri açısından sorunlu buluyor. Ünlü’ye göre bu analizlerin göz ardı edilmesi, yalnızca hukuki bir tercih değil; bilimsel bilginin karar süreçlerinden dışlanması anlamına geliyor.
Ünlü, bu yaklaşımı “son derece yanlış ve çağ dışı” olarak nitelendiriyor. Bunun, kentsel koruma anlayışıyla bağdaşmadığını vurguluyor.
Dolgu alanı gerçeği ve teknik riskler
Projenin yer aldığı alanın bir kıyı dolgu alanı olması, tartışmanın teknik boyutunu daha da önemli hale getiriyor. Ünlü, dolgu alanlarında yapılan inşaatların ciddi jeoteknik zorluklar barındırdığını söylüyor. Temel sistemleri, bodrum katlar ve elektromekanik mekanların yerleşimi açısından bu tür projelerin hem riskli hem de maliyetli olduğuna dikkat çekiyor.
Yer altı otoparkı gibi derin kazı gerektiren yapıların dolgu alanlarında ayrıca sorunlu olduğunu belirten Ünlü, bunun kamu yararı açısından mutlaka ayrıntılı biçimde değerlendirilmesi gerektiğini ifade ediyor.
Taksim ve Haydarpaşa ne söylüyor?
Kadıköy Rıhtımı’ndaki tartışma, İstanbul’da daha önce yaşanan benzer dönüşümleri de hatırlatıyor.
Ünlü, Taksim Meydanı’nda cami projesi sürecinde ve Haydarpaşa Garı çevresinde devam eden dönüşümde, geçmişin değerlerini koruma düşüncesinin geri planda kaldığını söylüyor.
Ünlü’ye göre bugün Kadıköy Rıhtımı’nda yaşananlar, bu sürecin devamı niteliğinde. Kamusal ve simgesel alanların yeni anlamlarla yeniden kurgulanması, kent hafızasında kalıcı kırılmalar yaratıyor.
Tartışmanın siyasal dili: Şehircilik mi, tahammül mü?
Kadıköy Rıhtımı’ndaki proje etrafında şekillenen tartışma, siyasal dil üzerinden de derinleşiyor.
Kadıköy Belediye Başkanı Mesut Kösedağı, projeye yönelik itirazların inançla değil, yer seçimi ve kamusal alanın kullanımıyla ilgili olduğunu söylüyor. Kösedağı, cami yapılması planlanan alana yürüme mesafesinde birden fazla cami bulunduğunu, bölgede bu yönde bir talep olmadığını vurguluyor. Asıl sorunun, zaten yoğun olan yaya ve araç trafiğinin daha da artması olduğunu belirtiyor.
Buna karşılık iktidar cephesinden gelen açıklamalar ise tartışmayı farklı bir çerçevede kuruyor. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral itirazları “şehircilik değil, tahammül” meselesi olarak tanımlıyor. Saral, bu itirazları Taksim Cami süreciyle ilişkilendirerek benzer bir zihniyetin bugün Kadıköy’de devrede olduğunu savunuyor. Bu yaklaşımda cami, kentin sembolik kimliğini tamamlayan bir unsur olarak öne çıkarken, rıhtımın mevcut kullanım biçimleri ve tarihsel katmanları ikincil bir yerde duruyor.
Kent hafızası açısından bakıldığında, tartışma iki farklı yaklaşımı karşı karşıya getiriyor: Bir tarafta rıhtımı geçmişten bugüne biriken kullanımlarıyla ele alan bir okuma, diğer tarafta kamusal mekanı yeni sembollerle yeniden tanımlamayı savunan bir siyasal dil bulunuyor.
Proje ne öngörüyor, neden iptal edilmişti?
Proje, yaklaşık 19 bin 950 kişi kapasiteli bir cami ile üç bodrum katlı 1242 araçlık yer altı otoparkını kapsıyor. Cami, şadırvan ve hizmet birimleri için 11 bin 232 metrekare taban oturumlu, toplam 33 bin 559 metrekarelik bir inşaat alanı öngörülüyor.
Bilirkişi raporunda ise projenin kanunlara uygun şekillendirilmediği tespitleri yer alıyor.
Raporda projenin Kültür Bakanlığı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu’nun ilke kararları ve Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’na aykırı olduğu tespiti yer aldı. Ayrıca, yer altı otoparkının tescilli ağaçların bulunduğu aktif yeşil alanla çakıştığı, parkın niteliğinin zarar göreceği belirtildi. Tescilli ağaçlara ilişkin uzman görüşü alınmadığı da kayda geçti.
Mahkeme, projenin Kıyı Kanunu Uygulama Yönetmeliği’ne uymadığını, alanın deniz sınırı içinde kaldığı ve dolgu alanı olduğu, dolgu alanlarının çoğunluğunun açık alan olması gerektiği, mevzuatta belirlenen inşaat alanının 24,2 katı fazla inşaat alanı önerildiği, yapıların ölçek ve gabari açısından Haydarpaşa Garı’ndan daha yüksek olduğunu tespit etti. Kent siluetiyle kurulan ilişkinin değerlendirilmemesi de iptal gerekçeleri arasında yer aldı.
Danıştay kararı neyin sınırı olacak?
Ünlü’ye göre Danıştay’ın vereceği karar, yalnızca Kadıköy Rıhtımı ile sınırlı kalmayabilir. Ancak Türkiye’de kent, kültür ve tarih alanlarında bütünlüklü bir devlet politikası bulunmadığını düşünen Ünlü, bu nedenle kararların başka projelere nasıl yansıyacağını öngörmenin zor olduğunu ifade ediyor. Ünlü, ciddi bir kent kültürü sorunu bulunduğunu ve bu meselenin tek tek projelerle değil, daha geniş bir bakışla ele alınması gerektiğini vurguluyor.
Bu yönüyle Kadıköy Rıhtımı’ndaki cami ve yer altı otoparkı tartışması, İstanbul’un kamusal alanlarla nasıl ilişki kurduğunu ve kentin geleceğine dair hangi tercihleri yaptığını gösteren kritik bir eşik olarak öne çıkıyor.
İlk olarak 7 Şubat 2026 tarihinde yayımlanan bu haber 17 Mart 2026 tarihinde güncellenmiştir.