Bir süreci yaşıyoruz aslında. Yani böyle biz tabii toplum olarak hep hayret ediyoruz. Hep şaşkınlıkla karşılıyoruz. Oysa adım adım gelen ve hem de en iyimser tahminle söylüyorum, 2014’ten bu yana adım adım gelen demokratik kazanımların giderek yok edildiği, giderek tüketildiği ve bu aşamada da demokratik kazanımlardan, onların kaybedilmesinden öte demokratik kırıntıların da yok edildiği bir süreci yaşıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin anayasal kurumları çoktan işlevini kaybetti. Yani bir hukuk devletini falan konuşmak bizim için son derece lüks, son derece anlamsız. Bakın Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin şu anda kurumları yok efendim, kurumları yok. Yargı bugün Adalet ve Kalkınma Partisi’nin yargı kolları halinde çalışıyor. Türkiye Büyükmeclisi’nin bir iradesi kalmadı. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bugün ne üzerinden yönetiliyor biliyor musunuz? Bakın TMSF üzerinden yönetiliyor. TMSF üzerinden vatandaşın mülküne çökülüyor, mülküne, mülkiyetine çökülüyor. YSK üzerinden yönetiliyor. YÖK üzerinden yönetiliyor. Efendim, RÜSÜK üzerinden yönetiliyor. TÜİK üzerinden yönetiliyor. TÜİK üzerinden ne yapılıyor? Hayat pahalılığı konusunda, enflasyon konusunda sahtecilik yapılıyor. Kemal Bey ve Sayın Kılıçdaroğlu bugün için şekli anlamda, tırnak içinde söylüyorum, şekli anlamda bir genel başkan. Ama bakıyorsunuz, bakıyorsunuz, vatandaşın arasına karışamıyor, vatandaşın arasına çıkamıyor. Bakıyorsunuz, 13-14 yıl yaptığı, 13 yıl yaptığı genel başkanlık dönemindeki söylemlerden birisini bile dile getiremiyor bu iktidara karşı. Böyle bir savrulma olur mu? Haziran 2017’de hak, hukuk, adalet diye yollara düşen Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, 16 Nisan 2017’de anayasa referandumunda 2,5 milyon mühürsüz oy geçerli sayıldığı akşam sahtecilikte Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi’nden Yüksek Seçim Kurulu’na kadar yürüyemedi. Neden? O zaman o hak, hukuk, adalet 450 kilometrelik yürüyüşün inandırıcılığı söz konusu olabilir mi? Bütün bunların hepsi bir konoloji içinde değerlendirildiği zaman Cumhuriyet Halk Partisi yönetiminin, bakın Cumhuriyet Halk Partisi kitlesini elbette ayırıyorum o geniş halk yönlerini, ama Cumhuriyet Halk Partisi kitlesinin bilinçli ve etkili bir muhalefet yapmadığını görüyoruz. Bilinçli ve etkili, görünürde bir muhalefetin yapıldığını görüyoruz. Kontrollü bir muhalefetin yapıldığını görüyoruz. 3-5 aydır, 5-6 aydır iktidar odaklarıyla temas içinde olduğu anlaşılıyor. Birincisi bu. Karara hazırlıklı mıydı? Evet, çok net bu. O videodan dolayı mı? O 5-6 aylık süreci özetlediğimiz zaman görüyorsunuz, anlıyorsunuz.