Kulislerde Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tekrar cumhurbaşkanlığına aday olabilmesi için Anayasa değişikliği ve diğer ihtimaller tartışılıyor. AKP’li bir kaynak CHP’ye karşı açılan “mutlak butlan” davasını işaret ederek …
Kulislerde Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın tekrar cumhurbaşkanlığına aday olabilmesi için Anayasa değişikliği ve diğer ihtimaller tartışılıyor. AKP’li bir kaynak CHP’ye karşı açılan “mutlak butlan” davasını işaret ederek; “Acaba o davanın sonucunda, Kılıçdaroğlu’na yakın milletvekillerinin desteğiyle bir anayasa yapılabilir mi?” dedi. Erdoğan’ın tekrar adaylığı ve çözüm süreci için Anayasa değişikliği ihtimalin değerlendiren DEM Partili bir kaynak da“Anayasa değişikliğinin, süreci yıllarca uzatmak anlamına geldiğini ve bir oyalama taktiği olduğunu düşünürüz” ifadelerini kullandı. Öte yandan DEM Partili kaynaklar, “PKK’nın silah bırakmadığı” söylemlerine ilişkin olarak yasal güvence vurgusu yaparak; “Memlekete geldiğinde cezaevine girilmeyeceğinin garantisi alındı mı” sorusunu yöneltti.
Gazeteci Barış Pehlivan, Cumhuriyet’te yayımlanan yazısında Erdoğan’ın tekrar cumhurbaşkanı adayı olabilmesi için atılabilecek adımları ve çözüm sürecine dair kulis bilgileri aktardı.
Pehlivan’ın yazısı şöyle:
“Biliyoruz ki Erdoğan’ın seçimde yeniden aday olabilmesi için ya anayasanın 101. maddesinin değişmesi ya da Meclis’in bir erken seçim kararı alması gerekiyor. Peki, Erdoğan’ın mevcut planı gerçekte ne ve o plana yetecek gücü var mı? Bu sorunun yanıtını AKP, CHP ve DEM koridorlarında aradım.
Önemli bir AKP’li kaynak, “Mutlak butlan davasına bakmak lazım” diye söze başladı. Ve hemen ardından ekledi: “Acaba o davanın sonucunda, Kılıçdaroğlu’na yakın milletvekillerinin desteğiyle bir anayasa yapılabilir mi?” Duyduğum, bir sorudan ziyade masadaki senaryolardan biriydi.
İktidar koridorlarında “Sürecin bir anayasaya ihtiyacı var” sözü de duyuluyor. Peki, DEM Parti ve PKK cephesi bu yola nasıl bakıyor? Özetle, süreçteki tıkanıklığı anayasa değişikliğiyle aşma fikri samimi bulunmuyor. Örneğin DEM Parti’den bir kaynak “Anayasa değişikliğinin, süreci yıllarca uzatmak anlamına geldiğini ve bir oyalama taktiği olduğunu düşünürüz” diyor.
Meselenin bir başka yönü daha var. Güvenlik bürokrasisinin tespitine göre; mağaraların sadece yüzde 30’u boşalmış, yılbaşından bu yana da 90 terörist teslim olmuş. Yani, devlet “PKK silah bırakmadı” görüşünde. DEM Partili kaynağa soruyorum bu durumu. “Silahı nereye, kime bırakacaklar” veya “Memlekete geldiğinde cezaevine girilmeyeceğinin garantisi alındı mı” gibi sorularla, yasal güvence olmadan silah bırakmanın akla uygun olmadığı tezini dile getiriyor. Ve önemli bir ekleme yapıyor: “PKK yakın zamanda devlete iki şart iletti. Biri; Öcalan’ın İmralı’da bir eve çıkması, diğeri ise kapsamlı bir süreç yasasının çıkması.”
“İktidarla Anayasa yapmayız gibi bir pozisyonda değiliz ama ne yapmak istediklerini görmek lazım”
Aydın Ünal Yeni Şafak’taki köşesinde “Cumhur ittifakı, CHP’yi ve Özgür Özel’i düştüğü bu bataklıktan çekip çıkarabilir” diyor. Dediğinin pratikteki karşılığının ne olduğunu bilen Ünal ekliyor: “Yanlış anlaşılmasın, yargıya müdahale yoluyla değil, siyaseten mümkün.” Sonunda ise açık açık, CHP’nin yeni anayasaya “evet” demekten başka çıkışı görünmüyor, tezini paylaşıyor. Peki, CHP bu meseleye nasıl yaklaşıyor? Partinin hem süreç komisyonunda olan hem de hukukçu olan kurmaylarıyla konuştum.
CHP’li kurmaydan şu sözü de duydum: “İktidarla kesinlikle anayasa yapmayız, şeklinde bir pozisyonda değiliz ancak ne yapmak istediklerini görmemiz lazım.” CHP’nin, anayasal zorunluluk olduğuna inandığı ara seçimler için adımlara devam edeceğini de belirtip erken seçim için ise şu strateji vurgulanıyor:
“Erdoğan’ı tekrar aday yapmak amacıyla, olağan seçim tarihinden 2-3 ay önce yapılacak göstermelik bir erken seçime destek vermeyiz. Hemen seçim yapılması gerektiğine inanmakla birlikte, genel başkan Özel’in gündeme getirdiği 2027 sonbaharı gibi tarihleri değerlendirebiliriz.”