Mahfi Eğilmez: Bu faizle üretim yapmak mümkün değil
Mahfi Eğilmez
TCMB faizi artırınca iş dünyasından faizlerin yüksekliğiyle ilgili şikâyetlerde önemli artış oldu. İş dünyası temsilcileri “bu faizlerle, bu kadar yüksek finansman maliyetleriyle üretim yapmak mümkün değil” diyorlar. Şikâyetler, faiz oranlarıyla sınırlı değil. İhracatçılar ve turizmciler de bir yandan yüksek faizden bir yandan da uzunca bir müddettir kurun sabitleşme eğilimi içinde olmasından rahatsızlar.
Aynı bireyler, tıpkı tüketicilerin büyük çoğunluğu gibi, gerçek enflasyonun aslında TUIK’in açıkladığı enflasyon oranının en az yüzde elli üzerinde olduğundan şikâyet ediyorlar. Şayet bu şikâyetleri doğruysa yani enflasyon gerçekte yüzde 38,1 değil de yüzde 75 dolayındaysa o zaman yüzde 75’e kadar kredi faizi düşük oranlı faiz demektir. Şayet faiz oranı yüksekse o zaman enflasyon onların dediği benzeri yüzde 75 değil, TUIK’in açıkladığı benzeri yüzde 38,1 demektir. Bir diğer tabirle bu şikâyetlerin ikisi aynı anda haklı olamaz.
2021 Eylülünde TCMB faizi düşürmeye başladığında bunun yanlış bir adım olduğunu söyleyenlerin sayısı bir elin parmakları kadar azdı. Enflasyon süratle yükselir, faizler de süratle düşürülürken enflasyonun çok altında maliyetle kredi kullanan iş etrafı temsilcilerinin çoğu, iktisadın girdiği yanlış yol konusunda pek bir ikaz yapmadılar, tam aksine bu teşebbüsü desteklediler. İktisatçıların bir kısmı bunun yanlış olduğunu söylerken birçok kişi onları yeni ekonomiyi izleyememekle suçladı. Yeni ekonomiyi tasarruf sahiplerinin tasarruflarını enflasyonun altında bir maliyetle (negatif gerçek faizle) kullanmanın doğru olduğunu savunmak olarak anladılar ve anlattılar. Böylelikle tasarruflar yer değiştirdi. Bugün yaşadığımız ekonomik külfetlerin temelinde yatan kusurlardan birisiydi bu. Faiz getirisinin enflasyonda yaşanan kaybı karşılayamadığını gören tasarruf sahipleri, tasarruflarını dövize ve altına yatırarak çok önemli bir kısmını ekonomi dışına çıkararak banka ya da ev kasalarına koydular.
Şimdi faizler yükselince kıyameti koparanların çoğu o zaman bu irrasyonel faiz indirimini alkışlıyor, enflasyonun çok altında oranlarla kullandıkları kredilerle iş yapıyorlardı. Birçok kişi düşük faizle kredi alıp o krediyle döviz alıyordu. Yeniden istiyorlar ki düşük faizle kredi kullansınlar ama enflasyon da düşsün. O işler o denli olmuyor. Tasarruf sahiplerinin tasarruflarını ucuza kullanarak üretim yapmak sonsuza dek sürdürülemiyor.
Bugün faizlerin yüksekliğinden şikâyet etme hakkı olanlar sırf o gün faiz indirimlerinin yanlış olduğunu öne sürmüş olanlardır.
Kura gelince, orada da benzer problemler söz konusu. Bugünkü tuhaf kur seviyesi 2021 Eylülünde faiz sebep enflasyon sonuç yaklaşımıyla başlayan enflasyonun çok altında faiz (negatif gerçek faiz) uygulamasının sonucudur. Faizler düşürülüp de insanlar tasarruflarını dövize yönlendirince bunu önlemek gayesiyle geçilen kur korumalı mevduat faciasından kurtulabilmek, dolarizasyonu azaltabilmek için kurun bir süre sabit tutulması ve bu yolla Türk Lirasının cazip hale getirilmesi kaçınılmaz bir adımdı. Bu şekilde dışarıdan carry trade ile döviz çekildi, kur güzelce sabitleşti ve dövize geçen yerli tasarruf sahipleri de yavaş yavaş döviz satarak Türk Lirası mevduat hesaplarına ve tahvillere geri döndüler. Bu durum kurların sabitleşmesine, bundan ötürü Türk Lirasının pahalanmasına yol açtı. Değerli Türk Lirası, ithalatı özendirirken ihracatı zorlaştırdı.
Bugün kurdan şikâyet etmeye hakkı olanlar o gün kur korumalı mevduata karşı çıkıp, faizlerin enflasyonun üzerinde olması gerektiğini savunanlardır.
Hep söyledik: Faizi yanlış belirlerseniz ekonomiyi çökertirsiniz, sonradan doğru belirleseniz de sırf bu adımla ekonomiyi düzeltemezsiniz diye. Ama biz söyledik biz dinledik. Ve sonunda bugünlere geldik.
Bugünkü durumda faizler iddia edildiği benzeri yüksek değil. Açıklanan enflasyon gerçeği göstermiyor. Önce gerçeklerin tam olarak açıklanması gerekir. Ondan sonra faiz yüksek mi değil mi görebiliriz.
Kurlara gelince, o da son vakitlerde Euro / TL kurunun yükselmesi, Türk Lirasının Euro’ya karşı değer kaybetmesiyle olağana dönmeye başladı. USD/TL kuru son günlerde biraz yükselse de fazla oynamıyor. Zira ekonomi yönetimi IMF’nin istikrar programı uygulamalarının temel taşlarından birisi olan kuru çıpa olarak kullanma teklifine uygun hareket ediyor. Türkiye, ihracatının birçoklarını Avrupa’ya yaptığı ve turizm gelirlerinin birçoklarını Avrupalılardan elde ettiğinden Euro/TL kurunun yükselmesi iyi bir gelişme. Türkiye’nin dış borçlarının çoğu Dolarla olduğu için USD/TL kurunun fazla yükselmemesi de o denli.
Herhangi bir işyerini, bir sistemi, bir ekonomiyi doğru yönetebilmenin birinci kuralı gerçekleri kabul etmektir. Şayet gerçekleri kabul etmiyorsanız alacağınız tedbirler hayal âlemine hitap edeceği için tahlil getiremez. Enflasyon yüzde 75 ise bunu kabul edip ona göre tedbir almak gerekir. Enflasyon yüzde 75 iken onu yüzde 40 benzeri gösterince faizin yüzde 70’e çıkması halinde iş dünyası isyan eder ve güya haklı benzeri görünür.
Bu yazı Mahfi Eğilmez’in şahsî blogundan alınmıştır