Mehmet Ocaktan: Demokrasi ve hukuk karnesi zayıf olan ülkeler için, Maduro örneğinde ibret verici dersler var

Mehmet Ocaktan: Demokrasi ve hukuk karnesi zayıf olan ülkeler için, Maduro örneğinde ibret verici dersler var

Mehmet Ocaktan: Demokrasi ve hukuk karnesi zayıf olan ülkeler için, Maduro örneğinde ibret verici dersler var
Yayınlama: 07.01.2026
A+
A-

Karar yazarı Mehmet Ocaktan, “Özellikle demokrasi ve hukuk karnesi zayıf olan ülkeler için, Maduro örneğinde ibret verici dersler olduğu kanaatindeyim. Dünyada yaşanan gerçekler gösteriyor ki hukukun yok edildiği, adaletin terazisinin bozulduğu toplumlarda huzuru, iç barışı sağlamak da refahı arttırmak da asla mümkün değildir.” diye yazdı.

Ocaktan, bugünkü köşesinde Venezuela lideri Maduro’nun demokrasi ve hukuk karnesini kaleme aldı. “İnsanlığın yüz yıllara dayanan tecrübelerinin sonunda elde ettiği evrensel hukuk normlarına rağmen, bugün Amerika gibi yıllardır demokrasi hikayesi yazan bir ülkenin mafyatik yöntemlerle Venezüella’ya çöküp devlet başkanını tam bir haydutlukla kaçırması insanlık için bir utanç fotoğrafıdır.” ifadelerini kullanan Ocaktan, “bu meselenin bir de Maduro cephesi var” diyerek şunları yazdı:

“Dikdatöryal hevesleri uğruna, halkını görülmemiş bir ekonomik krize ve yoksulluğa mahkum etti. Ve ne yazık ki rakamlarla ifade edilen yoksulluk, giderek bir insani bir trajediye dönüştü.

2015’te yapılan parlamento seçimlerini Maduro kaybetti, ancak tümden denetimine aldığı yargıyı kullanarak parlamentoyu fiilen devre dışı bıraktı. Bu yeni dikdatoryal sürecin bedeli ağır oldu. 2014–2017 yılları arasında süren protestolarda, resmi ve bağımsız kaynaklara göre en az 131 kişi güvenlik güçleri tarafından öldürüldü. Öğrencilerin öncülük ettiği kitlesel gösteriler sert biçimde bastırıldı; ifade ve basın özgürlüğü fiilen askıya alındı. Ve sonunda devleti, vatandaşını ikna eden bir siyasal yapı olmaktan çıkarıp, bir güvenlik aygıtına dönüştürdü.

Partisinin iktidarına yönelik tehditleri savuşturmak için bölgesel hükümet seçimlerini defalarca erteledi. Siyasi muhalefetin kontrolündeki tek hükümet organı olan özel bir yasama organı için hileli bir seçim düzenledi. Bu yeni süper organ, ülkenin anayasasını yeniden yazma ve yürütme yetkilerini genişletme konusunda sınırsız yetkiye sahip oldu.

Dahası, iktidarına karşı artan halk hoşnutsuzluğunun gücünü kırmak için elinden gelen her şeyi yaptı. Yargıyı tümden kontrolü altına alarak siyasi tutukluları hapse attı, basın özgürlüğünü yok etti.

Maduro’nun en büyük hatalarından biri, ülkedeki yapısal çöküşü yönetmek yerine, uluslararası yaptırımları siyasi bir kalkan olarak kullandı ve krizin bütün suçunu ‘dış güçler’e yükledi.

Bir taraftan baskı ve hamasetle dikdatörlüğünü güçlendirirken, bir taraftan da yeni Maduro zenginleri yarattı ve milyonlarca insan, temel gıdaya erişebilmek için Maduro’ya sadakat göstermek zorunda kaldı.

Kısaca özetlemeye çalıştığımız bu tablo gösteriyor ki Maduro, kelimenin anlamıyla Venezüella’da bir dikdatörlük inşa etti.

(…)

Galiba bir gerçeğin altını çizmek gerekiyor. Özellikle demokrasi ve hukuk karnesi zayıf olan ülkeler için, Maduro örneğinde ibret verici dersler olduğu kanaatindeyim.

Dünyada yaşanan gerçekler gösteriyor ki hukukun yok edildiği, adaletin terazisinin bozulduğu toplumlarda huzuru, iç barışı sağlamak da refahı arttırmak da asla mümkün değildir.”

Yazının tamamını okumak için .

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.