Mısırlı terörle mücadele ve bilgi savaşları uzmanı Hatem Saber, ABD’nin yıllarca inkar ettiği yurtdışı biyolojik laboratuvarları konusunda pozisyonunu aniden değiştirerek kabul ve soruşturma aşamasına geçmesinin “derin siyasi ve istihbari mesajlar” taşıdığını belirtti.
Uluslararası terörle mücadele ve bilgi savaşları alanında çalışan Mısırlı uzman Hatem Saber, ABD’nin biyolojik laboratuvarlara ilişkin tutumundaki ani dönüşü Sputnik’e değerlendirdi.
Saber, biyolojik laboratuvarlarda yürütülen bazı çalışmaların “insanlığa tehdit oluşturan biyolojik zaman ayarlı bomba”ya dönüşebileceği uyarısında bulundu; Rusya’nın bu konuda 15 yılı aşkın süredir yaptığı uyarıların ise o dönem “propaganda” diye önemsenmediğini söyledi.
Saber, Washington’ın biyolablar meselesinde “tam inkardan, varlığı kabul edip soruşturma başlatma” noktasına gelmesinin, “derin siyasi ve istihbari sinyaller” içerdiğini vurguladı:
Saber, ABD’de 120’den fazla biyolojik laboratuvarın faaliyetlerinin mercek altına alınmasının, yalnızca geçmiş dönemin yeniden incelenmesiyle sınırlı olmadığını söyledi:
Saber, bu laboratuvarların tehlikesinin yalnızca biyolojik silah geliştirme ihtimaliyle sınırlı olmadığını da vurguladı:
Saber’e göre en büyük risk, “Gain of Function” (işlev kazanımı) adı verilen araştırma alanından kaynaklanıyor. Bu çalışmalar, virüslerin daha bulaşıcı veya daha ölümcül hale getirilecek şekilde genetik olarak değiştirilmesini ve bunun, “onlarla nasıl mücadele edileceğini anlamak” gerekçesiyle yapılmasını içeriyor.
Saber, bazı ülkelerde toplanan genetik verilerin, belirli etnik ya da ırksal grupları hedef alan biyolojik silahlar geliştirmek için kullanılabileceğine dair artan endişelere dikkat çekerek, bunu “tüm etik ve insani normların tehlikeli biçimde ihlali” olarak niteledi.
Uluslararası hesap verebilirlik konusuna değinen Saber, büyük güçleri biyolojik güvenlik alanında sorumlu tutmanın son derece zor bir görev olduğunu, ancak bunun Biyolojik Silahlar Sözleşmesi’nin 6. maddesinin uygulanması veya tesisleri denetleyebilecek ve ihlallerin boyutunu belirleyebilecek bağımsız uluslararası soruşturma komisyonları aracılığıyla mümkün olduğunu belirtti.
Saber, saldırı amaçlı biyolojik silah geliştirilmesine dair her türlü kanıtın, ya da insanların bilgisi ve rızası dışında üzerlerinde deney yapılmasının, Nürnberg ilkelerine göre “insanlığa karşı suçlar” kapsamında değerlendirilebileceğini söyledi. Uzmana göre, bu tür tehlikeli laboratuvarların yoğun nüfuslu bölgelerin yakınına kurulması, “milyonlarca insanın hayatını doğrudan hiçe saymak” anlamına geliyor.
Saber, Rusya’nın ABD biyolabları konusunda 15 yılı aşkın süredir dile getirdiği uyarılara da dikkat çekti.
Saber, ABD istihbarat çevrelerinin bu tür laboratuvarların varlığını resmen kabul etmesini, “bilgi ablukasına karşı gerçeğin zaferi” olarak tanımladı. Ancak, asıl sorunun bu programların gerçekten durdurulup durdurulmayacağı veya yeni isimler altında meşrulaştırılıp meşrulaştırılmayacağı olduğunu söyledi.