Öğretmen Fatma Nur Çelik’in öldürülmesi ardından Eğitim-Sen’den çağrı: Okullarda güvenlik önlemleri arttırılmalı, rehberlik çalışması yapılmalı

Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Genel Başkanı Kemal Irmak, İstanbul’da öğrencisi tarafından bıçaklanarak ölüdürlen öğretmen Fatma Nur Çelik hakkında yaptığı açıklamada okullardaki güvenlik önlemlerine ve rehberlik hizmetlerine …

Öğretmen Fatma Nur Çelik’in öldürülmesi ardından Eğitim-Sen’den çağrı: Okullarda güvenlik önlemleri arttırılmalı, rehberlik çalışması yapılmalı
Yayınlama: 05.03.2026
A+
A-

Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Genel Başkanı Kemal Irmak, İstanbul’da öğrencisi tarafından bıçaklanarak ölüdürlen öğretmen Fatma Nur Çelik hakkında yaptığı açıklamada okullardaki güvenlik önlemlerine ve rehberlik hizmetlerine ilişkin olarak çağrıda bulundu. Avrupa’da gittiği bir okulda güvenlik kontrolü nedeniyle 15 dakika bekletildiğini anlatan Irmak, “Güvenlik önlemlerini sadece eğitimciler değil dışarıdan gelebilecek her tür riske karşı çocuklarımızın da yararınadır. Bugün, ekonomik açıdan daha zengin semtlerde, velilerin bağışlarıyla, okul- aile birliği bütçesinden karşılanarak bunu uygulayan okullar var. Oysa merkezi bir planlama ile Türkiye’nin her yerinde bir standart haline gelmesi lazım bu önlemlerin” dedi. Irmak, okullarda rehber öğretmenlik hizmetinin de güçlendirilerek suça meyilli çocukların rehabilite edilmesi gerektiğini vurguladı.

Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, Hürriyet’ten Fulya Soybaş’a İstanbul’da öldürülen öğretmen Fatma Nur Çelik’e ilişkin açıklamalarda bulundu. Okullardaki güvenlik ve rehber eksikliğine dikkat çeken Irmak, şunları söyledi:

“Eğitimin kalitesi, o ülkenin geleceğini belirler. Bu çocuklar da bu ülkenin geleceği! Dolayısıyla gerçekçi ve uygulanabilir politikalara ihtiyaç var.

Öncelikle öğretmenlerimize kaybettikleri itibarları geri verilmeli. ‘Boş boş oturuyorlar’ gibi söylemlerle itibarsızlaştırıldılar. 147 şikâyet hattı ile CİMER’e yapılan, öğretmeni huzursuz eden, veliyi ise her koşulda haklı gören, mesnetsiz başvurular da bugünkü tablonun temel sebeplerinden. Gelen şikâyetleri bir görseniz… ‘Benim çocuğumla daha az ilgileniliyor’dan tutun da öğretmenin kullandığı kalemin rengine, yediği yemeğe, kıyafetine, saçına, bakışına, arabasına kadar… Bu şikâyetler öğretmenlere elbette tebliğ ediliyor, bu da eğitimcilerde derin bir üzüntü yaratmasının yanı sıra, ‘Karışırsam şikâyet edilirim, başıma iş gelir’ kaygısı yaratıyor. Bu kaygıyla nasıl verimli olunabilir ki? Öğretmenin kurması gereken otoriteyi ellerimizle yok ettik.

Okullarımızın güvenlikli hale gelmesi de şart. Okul kapılarına, üniformaya dayalı olmayan bir güvenlik görevlisi, gerekliyse bir metal dedektör/turnike konulmalıdır. Avrupa’da okul ziyareti yaptık, 15 dakika bekletildik, ciddi bir güvenlik aramasından geçerek girdik içeri. Çünkü dünya artık eski dünya değil. Bu önlemler, sadece eğitimciler değil dışarıdan gelebilecek her tür riske karşı çocuklarımızın da yararınadır. Bugün, ekonomik açıdan daha zengin semtlerde, velilerin bağışlarıyla, okul- aile birliği bütçesinden karşılanarak bunu uygulayan okullar var. Oysa merkezi bir planlama ile Türkiye’nin her yerinde bir standart haline gelmesi lazım bu önlemlerin.

Güvenliği elbette sadece kapıya güvenlik dikerek başaramayız. Okullar kalabalık, ikili öğrenime devam edenler var. Kim, nasıl bir aileden, nasıl bir sosyoekonomik ve kültürel yapıdan geliyor, hangi çocuklar suça meyilli… Tespiti zor. Rehber öğretmen açığımız var. Var olanların bir kısmı da kâğıtta. Suça eğilimli çocukların tespiti, eğitimi, rehabilitasyonu, bu çocukların yeniden topluma kazandırılması konusunda ailelerle beraber çalışılabilecek düzenlemeler yapılmalı.”

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.