‘Çözüm süreci’yle ilgili konuşan CHP milletvekili Oğuz Kaan Salıcı, “Şöyle bir tercihte değiliz: Ya barış ya demokrasi. Hem barış olsun hem demokrasi olsun” dedi.
CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı, Rudaw Araştırma Merkezi tarafından, Irak Kürdistan Bölgesel İdaresi’nin başşehri Erbil’de düzenlenen Erbil Forumu’na konuk olarak katıldı.
Forumda konuşan Oğuz Kaan Salıcı, Abdullah Öcalan’ın PKK’ye yaptığı silah bırakma davetine değindi.
“Bir yandan dünkü açıklamanın eşliğinde konuşuyoruz, yani silah bırakma ve PKK’nın kendisini lağvetmesinin ifade edilmesi” diyen Salıcı, “Bu çok değerli bir şey. Silahın gölgesinde siyaset olmuyor. Silahın gölgesi siyaset olmadığı gibi, silahlı mücadele yoluyla hak arama dönemi uzun zaman önce bitti aslında. Umarım örgütü feshetme ve silah bırakma gerçekleşir ve yeni bir dönem açılır” tabirlerini kullandı.
‘DEMOKRATİKLEŞME GEREKİYOR AMA POLİTİKLER TUTUKLANDI, İKİ HAFTA ÖNCE FALCI TUTUKLANDI’
Türkiye’nin demokratikleşmesi gerektiğini belirten Salıcı, “Bu devrin devamında bir demokratikleşmenin gelmesi gerekiyor ve bu demokratikleşmenin yalnızca Kürtler için değil, bütün Türkiye’de yaşayan 85 milyonun tamamı için gelmesi gerekiyor. Şöyle bir örnek vereyim: Bundan yanlış hatırlamıyorsam iki hafta önce Türkiye’de bir falcı tutuklandı, kimi siyasilerle ilgili bir şeyler söylediği için. Bu esasen Türkiye’deki demokratikleşme adımlarının çok büyük ihtiyaç olduğunu gösteren bir örnek. Bundan Ötürü Türkiye’deki ortalama demokratik standartların üste çekilmesine ihtiyaç var. Yani herkesi kucaklayan bir demokratik standardın üste çekilmesine ihtiyaç var” diye konuştu.
Demokrasi standardının yükselmesi için başkanlık sistemi yerine güçlendirilmiş parlamenter sistemi önerdiklerini hatırlatan Salıcı, “Şöyle bir tercihte değiliz: Ya barış ya demokrasi. Hem barış olsun, hem demokrasi olsun. Barış silahların bırakılması ile olabilir. Silahlı terör biter, bundan ötürü barış gerçekleşmiş olur. Pekala kâfi midir? Demokrasi olmadan kâfi değildir. Aynı vakitte demokrasinin gelebilmesi için de, örneğin bizim bir başkanlık sistemi problemimiz var. Biz CHP olarak güçlendirilmiş parlamenter sistemi savunan siyasi partiyiz. Demokrasinin standartlarının üste çekilebilmesi için de başkanlık sisteminin sona ermesi gerekir” dedi.
Üniter yapının korunmasını savunduklarını dile getiren Oğuz Kaan Salıcı, şunları söyledi:
‘CHP FEDERASYONA DA ÖZERKLİĞE DE KARŞI DURAN BİR PARTİ’
“Bireylerin anadili kendi kimliği, anadili kendi erdemidir. Bundan Ötürü kendi lisanını, kültürünü geliştirmesinin önündeki manilerin kaldırılması gerekir. Kendi özlediği hayatı yaşamasının yollarından bir tanesi demokratik haklardır, öbürü de kendi kültürel imkanlarını kullanabiliyor olmasıdır. Bu kültürel imkanları kullanabilmesinin de önünü açmak gerekir. Bütün bunları da Türkiye’nin birliği bütünlüğü içinde yapmak gerekir. Yani üniter devlet yapısı içinde. Açıkça söyleyeyim CHP federasyona da özerkliğe de karşı duran bir parti. Klâsik duruşunu devam ettirecek, ferdî hakları güçlendirerek ve mümkün olduğunca kültürel sorunlarda şahısların, toplumun ifade özgürlüğünü artıracak bir gayret içinde olacağız.”
‘CHP, KÜRT SORUNUNUN TAHLİLİNE BİR PÜRÜZ KOYMADI’
“CHP, Kürt sıkıntısının tahliline bir mahzur koymadı ama CHP her halükarda demokratik sistemin daha ileriye gitmesi için bir mücadele verdi. Bugün Türkiye’nin batısında da, Türkiye’nin doğusunda da Kürt seçmenin CHP’ye yöneliyor olmasının temel nedenlerinden bir tanesi bu demokratik mücadele. Esas prestiji ile ihtiyaç olan şey demokratik bir sistem. Türkiye’de esasen bu demokratik sistemin yeniden kurulmasına ihtiyaç var. Barış olmalı, kimse ölmemeli, Türkiye zenginleşmeli, refah içinde bir ülkeye dönüşmeli, bunun için de demokratik siyasetin önü açılmalı ama bunun aynı vakitte demokratik adımlarla devamının gelmesi sağlanmalı. Sıkıntıya yalnızca CHP’nin Kürtlere ne vaat ettiği üzerinden bakmamayı tercih ediyoruz. Herkese ne vaat ettiği üzerinden bakıyoruz. Kürtleri yalnızca Doğu ve Güneydoğu da yaşayan vatandaşlarımız olarak görmüyoruz. Kürtler İstanbul’da da, İzmir’de de yaşıyorlar ve hatta Kürt seçmenin üçte biri batı vilayetlerinde yaşıyor. Bundan Ötürü iç içe geçmiş toplum yapısı var. Bu iç içe geçmiş toplum yapısını daha ileri götürmek için herkesi kucaklayan bir iş yapmamız gerekiyor. Diyarbakır’da demokrasiden şikayeti olan bir vatandaşımız ile İstanbul’da demokrasiden şikayeti olan bir vatandaşımızın şikayetlerini ortaklaştırıp birlikte çözmemiz gerekiyor. Biz bu perspektiften bakıyoruz sıkıntıya. CHP, barış sürecine tıkaç olmayacaktır ama çok önemli olan soru şu; Erdoğan bu sürecin neresinde, onu bilmek istiyorum.”