Prof. Dr. İlber Ortaylı’dan “İstanbul” eleştirisi: Ulaşım sistemi büyük atılımlar içerisinde ama bu şekilde hâlledilemez; artık “kanser ovaları” teşekkül etmiştir!

Prof. Dr. İlber Ortaylı’dan “İstanbul” eleştirisi: Ulaşım sistemi büyük atılımlar içerisinde ama bu şekilde hâlledilemez; artık “kanser ovaları” teşekkül etmiştir!

Prof. Dr. İlber Ortaylı’dan “İstanbul” eleştirisi: Ulaşım sistemi büyük atılımlar içerisinde ama bu şekilde hâlledilemez; artık “kanser ovaları” teşekkül etmiştir!
Yayınlama: 14.12.2025
A+
A-

Prof. Dr. İlber Ortaylı, kendi gençliğindeki İstanbul’la bugünkü İstanbul’u karşılaştırdığı yazısında bazı eleştirilerde bulundu. İstanbul’un tarihi yarımadasındaki yapılaşmayı sert sözlerle eleştiren Ortaylı, ulaşım sorununa da işaret etti. Ortaylı, Marmara bölgesinde yüklenen sanayi yükünü de eleştirdiği yazısında, su kaynağı sorununa da işaret etti.

Hürriyet’te kaleme aldığı yazısında eleştirilerde bulunan Ortaylı, özetle şunları kaydetti:

“Konstantin surları Yenikapı ile Unkapanı arasında uzanır. Genişleyen şehri Theodosius, 5. asırda inşa ettirdiği surlarla meydana getirdi. İstanbul hâlâ bunlarla yaşıyor; fakat estetik hakkını vererek kullanamıyor. İçindeki sakil belediye binaları, İstanbul Büyükşehir Belediye binası gibi, istimlak edilerek kaldırılmalıdır.”

“İkincisi, surların içi, yani tarihî Intra Muros, bugünkü perişanlığını doğrudan doğruya İstanbul belediyelerinin muhtelif tarihlerde yaptığı ya yolsuz ya da usulsüz işlemlere borçludur. Sur içi denen bölgedeki yolsuzluklarda kamu müesseselerinin suçu büyüktür. Maalesef İstanbul Üniversitesi de bunlardan biridir. 1956’larda başlayan istimlak faaliyetleri, ki daha önce de benzeri işler yapılmıştı, şehrin tarihî toponomisini mahvetmiştir. İstanbul, bunları er veya geç tazmin edecek; fakat gelecek nesillere ağır bir yük olacaktır.”

“En mühim sorunu bizim nesil bulmuştur. Biz, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra doğan nesiller, başka bir İstanbul’da büyüdük. Bu mütevazı, hem de çok mütevazı bir İstanbul’du. Bunun da ulaşım dertleri vardı ama daha insani yapıdaydı. Kokan tramvay görmüyordum; tramvayda sarkıntılık vakaları anlatılırdı ama bugünkü gibi büyük bir problem hâline gelmemişti. Suyun çok daha az olduğu İstanbul’da bu kadar pislik görülmedi. Suyu verilmeyen apartman neredeyse hiç olmadığı hâlde, bu şehrin ahalisinin temiz bir şehirde temizliğe dikkat ederek yaşadığını söylemek mümkün değil.”

“Ulaşım sistemi büyük atılımlar içerisinde ama bu şekilde hâlledilemez. Metrobüs dediğiniz metro değildir. Son haftalarda yine kazalar artmaya başladı. Yaya istasyonlarıyla metronun işleyişi arasında denge yok. Bazı metro istasyonları hiç bitmiyor; devamlı inşa hâlinde. Bunun kabahati merkezi ulaştırmada mı, yoksa büyükşehir belediyesinde mi? Ceremesini İstanbul halkı çekiyor. Kış geldi, durakların hâli ibretlik.”

“Şunu artık unutmamamız lazım; Koskoca 800 bin km2’nin sanayisini Marmara bölgesine yığmak, delilerin bile tahammül edemeyeceği bir durumdur. Nitekim artık ‘kanser ovaları’ teşekkül etmiştir. Kendiliğinden yıkılmaya başlayan binalar, imar yolsuzluklarının hazin delilidir. Barajlar suyu karşılamayacak diyorlar; aslında karşılayamayacağı bir kuraklığın olmasından çok, sulak arazilerin yerleşmeye açılması bile gayrikanunidir. İmar düzeni bozuk semtleri örnek göstermek mümkündür. Bu kaçak yapıdan oluşan bir metropol dünyada yoktur ve metropol, bütün Marmara’yı çeviren bir megapole dönüşmüştür. Üç tarafı denizlerle çevrili İstanbul’da su yolları hâlen ulaşım için dikkatlice ve verimli bir şekilde kullanılmamaktadır.”

Yazının tamamını okumak için .

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.