Prof. Dr. Kozanoğlu, doların düşüşünün nedenlerini tek tek sıraladı: Trump frene bastı ama yetmedi…
Ekonomist Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu, doların düşüşünün nedenlerini madde madde sıraladı. Kozanoğlu, “ABD dolarının; avro, pound, Japon yeni, Kanada doları, İsveç kronu, İsviçre frangı gibi temel dövizler karşısında değerini ölçen DXY endeksi 2025 yılında yüzde 10 değer yitirdikten sonra, geçtiğimiz hafta da kayıplarına bir yüzde 3 daha ekledi. Özellikle Trump’ın Grönland’ı işgal tehditleri, buna AB ülkelerinin misilleme yapması halinde yüzde 25 ek bir gümrük vergisi uygulayacağı açıklamasıyla dolar yeniden düşüş trendine girdi. Borsaların da sert düşüşü Trump’a uyarı oldu. Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu’ndaki konuşmasıyla frene bastı, ama bu geri adım piyasaları rahatlatmaya yetmedi, doların değer kaybı sürdü.” diye yazdı.
Prof. Dr. Kozanoğlu, BirGün’deki yazısında, “Trump’ın ikinci dönemiyle birlikte 2025’te dolar gün yüzü görmedi. Oysa 2010 ile başlayan 2024’te sona eren süreçte yükselişini aralıksız sürdürmüş, dolar endeksi yaklaşık yüzde 40 değer kazanmıştı.” ifadelerini kullandı.
Kozanoğlu, yazısını şöyle sürdürdü:
“ABD dolarının; avro, pound, Japon yeni, Kanada doları, İsveç kronu, İsviçre frangı gibi temel dövizler karşısında değerini ölçen DXY endeksi 2025 yılında yüzde 10 değer yitirdikten sonra, geçtiğimiz hafta da kayıplarına bir yüzde 3 daha ekledi. Özellikle Trump’ın Grönland’ı işgal tehditleri, buna AB ülkelerinin misilleme yapması halinde yüzde 25 ek bir gümrük vergisi uygulayacağı açıklamasıyla dolar yeniden düşüş trendine girdi. Borsaların da sert düşüşü Trump’a uyarı oldu. Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu’ndaki konuşmasıyla frene bastı, ama bu geri adım piyasaları rahatlatmaya yetmedi, doların değer kaybı sürdü.
Doların son dönemlerdeki irtifa yitirmesinde kuşkusuz başka etmenler de önemli rol oynadı. Birincisi, on yıllardır Japonya’da faizler düşük seyrediyor. Bu “carry trade” denilen, yen cinsinden borçlanıp başta ABD varlıkları olmak üzere daha yüksek getirili kağıtlara girmeyi çekici kılıyordu. Japonya’da enflasyonun kıpırdaması sonucu Mart 2024’ten bu yana 9 kez faiz artışı gerçekleşti. 20 Ocak’ta yeni Japon Başbakanı Takaichi’nin erken seçime gideceğini açıklaması ve programında vergi indirimleri yanında, silahlanma ve sanayi sektörüne yönelik harcama artışlarının da bulunması ortalığı karıştırdı. 7,3 trilyon doları bulan Japon devlet tahvilleri piyasasında satışlar meydana geldi. Tahvil fiyatlarının düşüşü ile otomatik olarak getirilerin artması yen cinsinden borçlanma maliyetinin yükselmesi demekti. Bu da getirisi göreceli daha yüksek ABD tahvillerinden çıkıp yene dönüş riskini ortaya çıkardı. Çünkü ABD hazine kağıtlarının yüzde 13’ünü Japon yatırımcılar ellerinde tutuyor.
İkincisi, Trump’ın silahlanma bütçesinin 1,5 trilyon dolara yükseleceğini açıklaması, faiz ödemelerinin 1 trilyon doları aşması ABD bütçe açığını artıracak. Geçtiğimiz yıllarda Amerikan ekonomisinin özellikle AB ülkelerinden daha hızlı büyümesinin ve en son üç faiz indirimiyle ABD faizlerinin daha yüksekte bulunmasının göreceli avantajlarının da ortadan kalkmasıyla birlikte, doların değer kaybı hızlanıyor.
Üçüncüsü, Trump’ın AB’ye yönelik salvoları, ister istemez onların da finansal kozlarını oynayarak misillemede bulunmaları olasılığını akla getiriyor. AB ülkelerinin ellerinde 8 trilyon dolarlık ABD finansal varlığı bulunduruyor. En son bazı Danimarka ve Hollanda emekli fonlarının dolar bazlı devlet tahvillerini elden çıkarması, bu satış eğiliminin güçlenebileceğini düşündürüyor.
Dördüncüsü, sadece dolar endeksindeki hareketler resmin bütününü yansıtmıyor. Çünkü hem bütçe açıklarının artmasının kamu borçlarını tırmandırması, hem de jeopolitik gerilimlerin ekonomik yaptırımlar olasılığını akla getirmesi sonucu tüm devlet tahvillerinden çıkma, başta altın olmak üzere kıymetli madenlere ve kripto paralara yönelme eğilimi güçleniyor. Çünkü altın ve kripto paralar bir ülkeye ait olmadığı, bir cezalandırma aracına dönüşemeyeceği için çok daha güvenceli görülüyor. Nitekim altın fiyatları geçtiğimiz hafta kısa süreli de olsa 5 bin 600 doları aştı. Gümüş ve platinyumda da benzer artışlar gözlendi.
Beşincisi, dolara ve ABD egemenliğindeki SWIFT ödeme sistemine karşı BRICS Artı ülkelerinin arayışları sürüyor. Bir yandan BRICS Pay ve BRICS Bridge gibi ödeme sistemleri geliştirilirken öte yandan Çin kendi ödeme altyapısını devreye soktu. Dağıtılmış Defter Teknolojisi (DLT) ve merkez bankası dijital parası da yine dolar sistemini törpüleyecek potansiyel taşıyor.”
Yazının tamamını okumak için .