Sözcü yazarı Saygı Öztürk, 16 bakanlığa Acil Durum ve Savunma Daire Başkanı atamasını değerlendirdiği bugünkü yazısında, “Etrafımız ateş çemberine dönünce, bütün bakanlıklara önceki gün daire başkanları atandı ve Resmi ve Gazetede yayımlandı. Bu …
Sözcü yazarı Saygı Öztürk, 16 bakanlığa Acil Durum ve Savunma Daire Başkanı atamasını değerlendirdiği bugünkü yazısında, “Etrafımız ateş çemberine dönünce, bütün bakanlıklara önceki gün daire başkanları atandı ve Resmi ve Gazetede yayımlandı. Bu, etrafımızda savaşın kısa sürede bitmeyeceği ve genişleyebileceği izlenimine yol açtı. Yoksa, 16 yıl sonra bu hazırlıklara niçin başlansın?” diye yazdı.
6 Mart 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan karar doğrultusunda, daha önce kurulması kararlaştırılan Acil Durumlar ve Savunma Planlaması Dairesi Başkanlıklarının yönetimine atamalar yapıldı. Sözcü yazarı Öztürk, bugünkü “Etrafımız ateş çemberine dönünce sivil savunmayı hatırladık” başlıklı köşesinde söz konusu atamaları yorumladı.
“Günümüz savaşlarında cephe hattı ile sivil alan arasındaki ayrım giderek ortadan kalkıyor. Kritik altyapılar savaşın stratejik hedefleri arasında ilk sıralarda yer alıyor. Sivil nüfusun korunması artık yalnızca insani bir mesele değil, aynı zamanda doğrudan bir ulusal güvenlik konusuna dönüştü.” ifadelerini kullanan Öztürk, şunları kaydetti:
“Soğuk savaş dönemini hatırlattığı gerekçesiyle Sivil Savunma Genel Müdürlükleri 2009 yılında kaldırıldı. Krizler, savaşlar başlayınca 2025 yılında bakanlıklarda “Acil Durum ve Savunma Planlama Dairesi” kurulması kararlaştırıldı. Ancak, bu görevlere ABD ve İsrail’in İran’a saldırısına kadar atama yapılmamıştı.”
Öztürk, 4 yıl Milli Güvenlik Kurulu (MGK) Genel Sekreterliği’nde Seferberlik ve Savaş Hali Hazırlıkları Daire Başkanlığı görevinde bulunan emekli Tuğgeneral Murat Kaya‘nın uyarılarını aktardı:
“Sivil savunma sistemlerinin asıl etkinliği büyük ölçüde barış döneminde yürütülen planlama, hazırlık, eğitim ve koordinasyon faaliyetlerine dayanıyor. Sivil savunmanın gerçek değeri, işlevi, kriz ve savaş anlarında ortaya çıkan sonuçlar üzerinden değil, bu süreçlere zemin hazırlayan barış dönemindeki sivil hazırlıkları üzerinden değerlendirilmeli.”
Öncelikle şehirler için olası savaş ve kriz senaryolarını dikkate alan kapsamlı tahliye, barınma ve lojistik planlarının hazırlanması büyük önem taşıyor. Bunun yanı sıra enerji hatları, limanlar, veri merkezleri, havaalanları ve iletişim ağları gibi kritik altyapı unsurlarının korunmasına yönelik çok katmanlı güvenlik ve koruma sistemlerinin oluşturulması gerekiyor.
Sığınaklar, tahliye güzergâhları ve toplanma alanları barış döneminden itibaren sistematik bir yaklaşımla belirlenmeli. Bunun yanı sıra kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleer tehditlere karşı kurumsal ve toplumsal hazırlık kapasitesi geliştirilmeli. Okullarda da sivil savunma bilincini artırmaya yönelik eğitim ve farkındalık faaliyetleri yaygınlaştırılmalı. Böylece toplumun kriz durumlarında bilinçli ve organize şekilde hareket edebilmesi sağlanmış olur.”
Öztürk, yazısını, “Etrafımız ateş çemberine dönünce, bütün bakanlıklara önceki gün daire başkanları atandı ve Resmi ve Gazetede yayımlandı. Bu, etrafımızda savaşın kısa sürede bitmeyeceği ve genişleyebileceği izlenimine yol açtı. Yoksa, 16 yıl sonra bu hazırlıklara niçin başlansın?” ifadeleriyle sonlandırdı.
Yazının tamamını okumak için .