Tanıl Bora, Yalçın Küçük’ü yazdı: Birkaç kuşağı gerçekten etkileyen bir iz bıraktı, AKP iktidarına karşı durdu

Yazar, editör ve çevirmen Tanıl Bora, Birikim dergisinde kaleme aldığı bugünkü yazısına, geçtiğimiz hafta hayatını kaybeden yazar ve akademisyen Prof. Dr. Yalçın Küçük’ü taşıdı. Bora, “Yalçın Küçük, birkaç kuşağı, gerçekten etkileyen bir iz bıraktı …

Tanıl Bora, Yalçın Küçük’ü yazdı: Birkaç kuşağı gerçekten etkileyen bir iz bıraktı, AKP iktidarına karşı durdu
Yayınlama: 15.04.2026
A+
A-

Yazar, editör ve çevirmen Tanıl Bora, Birikim dergisinde kaleme aldığı bugünkü yazısına, geçtiğimiz hafta hayatını kaybeden yazar ve akademisyen Prof. Dr. Yalçın Küçük’ü taşıdı. Bora, “Yalçın Küçük, birkaç kuşağı, gerçekten etkileyen bir iz bıraktı. AKP iktidarına karşı durmasıyla etkili oldu. Darbeci girişimleri-hazırlıkları kovuşturma savıyla başlayıp alabildiğine geniş bir “iltisak” mantığıyla muhalifleri kriminalize etmeye dönüşen Ergenekon davasına katılarak gadre uğradı.” diye yazdı.

Tanıl Bora, 6 Nisan’da hayatını kaybeden Prof. Dr. Yalçın Küçük’ü köşesinde kaleme aldı. Küçük’ün birkaç kuşak üzerinde etkileyici izler bıraktığını kaydeden Bora, “Sanırım ilk etki, 1980’ler/90’lar dönümünde, solda 12 Eylül sonrasının örgütsel dağınıklığı sürerken, bir yeni derleniş iddiasını temsil eden bir kutup olarak öne çıkmasından, bir mahfil teşkil etmesinden kaynaklanır. ‘Yeni derleniş’ demem biraz da şundan: Sovyetik parti geleneğinden geliyordu fakat kendi küresinin dışına çıkmıştı; söylemiyle ve radikalizmiyle ve doğrudan temaslarıyla, devrimci sosyalist hareket geleneğine de hitap edebiliyordu. (Aslında aynı kökten gelen Metin Çulhaoğlu ve Gelenek dergisi de böyle bir iddianın çevresinde dolanmıştı – ama ‘doktrin’ ve meşrep farkı vardı.) Bu, Yalçın Küçük’ün etki havzasını genişleten ilk merhaledir.” ifadelerini kullandı.

“Sanırım Küçük’ün etkisini –bütün evrelerinde– açıklarken belirleyici etken, aydına yüklediği muazzam anlam ve önemdir. Aydın öncülüğü idealine, aydın heroizmine yaptığı entelektüel ve duygusal yatırımdır. Halaskâr münevveran mitini sürdürmek arzusundaydı; kendini feda eden, kendini yakan öncü aydın imgesinin aşığıydı. Leninist parti fikrinin “işçi sınıfına dışarıdan bilinç götürme” misyonunu genelleştirmişti adeta; dünyaya ve cümle âleme dışarıdan bilinç götürmeye azmetmiş gibiydi. Bunun cezbesi içindeydi. Bu iddianın performatif timsali oldu. Cezbenin cazibesiyle etkiledi.” diye yazan Bora, şöyle devam etti:

“Yalçın Küçük, -adı üstünde, son dönemi olduğu için-, büyük ölçüde “son dönemi” ile bilindi, hatırlandı. Aşağı yukarı yirmi yılı tutan o son döneme damgasını vuran ‘şey,’ Sabetaycılık takibatı, isimlerden siyasal-toplumsal GBT çıkarsayan “onomastik” ve genel olarak komplo teoremleridir; daha doğrusu, akıl yürütmenin, analizin komplo çözümlemeye dönüşmesidir. Zaten gür gümrah üremekte olan komplo zihniyetine, –sofistikeleştirerek-, su taşıdı bu dönemde – ve bununla etkili oldu. Bu etki, onu “hayranlık nesnesi” ile “deli-dâhi gösterisi” arası bir yere oturtan sahnelemelerle çoğaldı.

Ve tabii, AKP iktidarına karşı durmasıyla etkili oldu. Darbeci girişimleri-hazırlıkları kovuşturma savıyla başlayıp alabildiğine geniş bir “iltisak” mantığıyla muhalifleri kriminalize etmeye dönüşen Ergenekon davasına katılarak gadre uğradı. Esasen, ulusalcı-Kemalist diye tanımlanabilecek kürede etkiliydi son döneminde. Cemaat değiştirmişti. Öncelik olarak koyduğu cumhuriyet savunusu, bir status quo ante (eski statüko) savunusundan, muhafazakâr bir cumhuriyetçilikten ve ayrıca “millîcilikten” ne derece farklılaşıyordu? Cumhuriyeti bir yurttaş ve kamu iradeciliği tohumu olarak ve bir halk cumhuriyeti özlemiyle gören bir damar mıydı? Vardı belki ama onu ayırt etmek zorlaşmıştı ve kendisi de ayırt etmeye o kadar önem verecek halde değildi.

Son söyleşilerinden birinde yaptığı muhasebe, şöyle:

‘Özellikle AKP bizi tekrar Kemalist yaptı. Biz ne idik? Biz Sosyalisttik. Sosyalist, Kemalist değildir. Kemalist’le ortak yanları vardır ama aynı değildir. Biz Kemalizm’i aşmaya çalıştık sosyalist olarak. (…) Biz anti-Kemalist değildik ama çok ciddi olarak eleştirilerimiz vardı. Yeteri kadar halkçı olamadığını bulurduk. (…) Ben kendime hiç Kemalist de demedim, komünist de demedim…'”

Yazının tamamını okumak için .

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.