Siyasi Analist Suat Delgen’e göre ABD’nin başını çektiği Doğu Akdeniz’deki Güney Kıbrıs, Yunanistan ve İsrail ittifakının askeri ve savunma iş birliği boyutuna gelmesi Türkiye’nin güvenliğini negatif yönde etkileyecek. Delgen, Türkiye’nin bu denkleme dahil olması gerektiği görüşünde.
Doğu Akdeniz’de enerji güvenliği adı altında şekillenen ve savunma sanayi iş birlikleriyle askeri bir boyut kazanan yeni kuşatma stratejisi, Türkiye’yi bölge denkleminde kritik bir yol ayrımına sürüklüyor.
ABD’nin oyun kurucu rolünü üstlendiği ve İsrail, Yunanistan ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni odağına alan mekanizma; Hindistan, Orta Doğu ve Avrupa’yı birbirine bağlayan IMEC Koridoru ve enerji forumları aracılığıyla somutlaşırken Türkiye’nin bu geniş hat üzerinde dışlandığı göze çarpıyor. Özellikle Ege’den Kıbrıs’a kadar uzanan savunma iş birlikleri ve enerji sahalarının ABD koruması altına alınması, Ankara’nın hem diplomatik hem de askeri manevra alanını daraltıyor.
ABD’nin Doğu Akdeniz’e odaklanan IMEC vurgulu yeni yasa tasarısını Siyasi Analist Suat Delgen ile konuştuk.
‘Doğu Akdeniz’de savunma sanayinin de işin içine girmesi Türkiye’yi rahatsız edecek’
Delgen’e göre Mavi Marmara olayından sonra çöküşe geçen ABD-İsrail Türkiye ekseni, yerini Türkiye’siz bir denkleme bıraktı. Delgen; ABD’nin başını çektiği Güney Kıbrıs, İsrail ve Yunanistan ittifakının, savunma sanayi alanında da iş birliği yapmasının Türkiye’yi ciddi derecede etkileyeceğini düşünüyor:
‘Doğu Akdeniz’de enerji denklemi Türkiye’siz kuruluyor’
Suat Delgen’e göre ABD’nin oyun kurucu olduğu Doğu Akdeniz enerji projelerinde Türkiye bilinçli biçimde dışarda tutuluyor; Ankara ise alabileceğinin altında bir rol ile denkleme çekilmek isteniyor. Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de elini güçlendirebilmesi için Mısır’la ilişkileri derinleştirerek mevcut enerji hatlarına alternatif projeler üretmesi gerektiğini de belirten Delgen, sözlerini şöyle sürdürdü:
‘Türkiye, Yunanistan’ın korkusunu kullanan İsrail’in oyununu bozmalı’
Delgen’e göre İsrail’in ‘kullandığı’ Yunanistan, Türkiye’ye karşı bir askeri ittifak da geliştirme niyetinde. Delgen, Türkiye’nin denkleme dahil olduğu noktada Yunanistan ile ilişkileri ABD-İsrail ittifakı olmadan yürütmesi gerektiği görüşünde:
“Yunanistan ile iş birliği yapan İsrail, Yunanistan’ın Türkiye korkusunu akıllıca kullanarak silah satıyor ve keşif gözetleme kabiliyetlerini Ege’ye kadar uzatmış oluyor. Yunanistan Aşil Kalkanı Projesi ile Ege adalarına hava savunma sistemi kuruyor ve İsrailli firmalarla çalışacak. Girit’e bir hava radarının konumlandırılması projesi de var. İsrail, keşif gözetleme imkan kabiliyetlerini tüm Doğu Akdeniz ve Ege’yi kapsayacak şekilde genişletiyor. Bu noktada da Yunanistan’ın Türkiye korkusunu kullanıyor. Yunanistan’ı birkaç günde Türk ordusunun işgal edebileceği söyleniyordu. Bunlar belli noktalarda insanın gururunu okşuyor. Yunanistan’da ciddi bir Türkiye korkusu olduğu doğru ancak akıllı bir ülke bu korkuyu deşmez. Bu korku deşildikçe Yunanistan, Türkiye’ye karşı askeri ittifak geliştirmek istiyor. İsrail ve ABD ile ilişkilerini askeri bazda geliştiriyor. Kazanan Fransız ve İsrail şirketleri oluyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan düzenlediği bir toplantıda Türkiye-Yunanistan arasında stratejik diyalog toplantısının şubat ayında olacağını beyan etti. Türkiye, Yunanistan’a ‘hak ve menfaatlerimizi koruma noktasında kararlıyız ama sizi tehdit olarak görmüyoruz’ demeli.
Yunanistan her zaman taleplerini yüksekten açar. ‘Ege’de kara sularımızı 12 mile çıkartma hakkımızı saklı tutuyoruz’ diyorlar. Mantıklı bir ülke kara sularını 12 mile çıkarmaması gerektiğini bilir. Türkiye dahil hiçbir ülkenin bunu kabul etmeyeceğini bilmeleri gerek. Türkiye’nin de başka herhangi bir ülkenin de buna vereceği tepki belli. Türkiye ve Yunanistan kendi sorunlarını ABD’yi, İsrail’i aradan çıkararak konuşmalı. Diğer ülkeler iki ülke arasındaki ilişkiyi, bu ülkelerin kırılganlıklarından faydalanarak lehlerine kullanıyorlar. Kazanan İsrail şirketleri oluyor. Yunanistan 2030 ya da 2035 yılına kadar 100 milyar dolara yakın savunma sanayiye para harcamak istiyor. Bu mümkün değil. Bu para harcanırsa halkın refahından kesilecek. Türkiye bölgesel bir aktör olarak gücünü daha diplomatik ve yumuşak kullanarak bu oyunu bozmalı. Türkiye’nin denkleme dahil olacağını düşünüyorum.”
‘Türkiye, Kıbrıs meselesini Doğu Akdeniz’deki gelişmeler çerçevesinde yeniden değerlendirmeli’
Delgen’in Doğu Akdeniz’de kritik gördüğü ülkelerden biri de Kıbrıs. Delgen’e göre Türkiye’nin Kıbrıs ile ilgili gelişmeleri bölgedeki gelişmeler çerçevesinde yeniden ele alması gerekiyor:
“Ana noktalardan biri de Kıbrıs. Trump, Grönland’da yaptığı gibi ‘Kıbrıs bizim için ulusal güvenlik meselesi’ deyip hak talep ettiğinde Türkiye, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, İngiltere ne diyecek? Yaşadıklarımız bu ihtimalin uzak olmadığını söylüyor. Davos’ta ABD Ticaret Bakanı, ‘Küreselleşme bizim açımızdan başarısız oldu’ dedi. ABD, kendisi için savaşacak hak ve menfaatlerini gerçekleştirmekte vekil güç olacak ülkelerle iş birliğine gidiyor. Dünya da daha kaotik bir döneme giriyor. ABD’nin taleplerini kritiğe tabi tutabileceğimiz şeyler tartışmalı. Şu an daha üsten ve kuralsız talepler gelecek. Türkiye’nin Kıbrıs konusunda dikkatli adımlar atması gerektiğini düşünüyorum. İki devletli çözüm uygulanabilir mi değil mi ölçmek gerek. Kıbrıs’ta federasyon görüşmeleri BM ve AB’nin teşvikiyle yeniden başlayacak. Kıbrıs meselesini Türk Dışişleri’nin yeniden oluşan bu koşullar çerçevesinde değerlendirmesi gerekiyor. Ağrotur ve Dikelya, iki İngiliz egemen üssü. 1959-1960 kurucu anlaşmalarda İngiliz toprağı olarak kabul ediliyor. Ancak 7 Ekim’den sonra Orta Doğu’ya yönelik icra edilen alanlarda buralar lojistik üsler oldu. Güney’deki deniz üssü, ABD’nin gireceği şekilde derinleştiriliyor. İş birliği enerji temelli başlamış olsa da askeri ve savunma sanayi iş birliği var. Bu da doğal olarak Türkiye’nin güvenliğini etkileyecek. Türkiye bu denklemin dışında kalamaz. Türkiye, İsrail ve Yunanistan ile normalleşmek durumunda kalacak. Türkiye bu normalleşmeye nerede, ne zaman dahil olacağını şimdiden hesaplamazsa kendisine dikte edilen koşullara evet demek durumunda kalır.
Türkiye’nin TPAO üzerinden Chevron ile denizde ve karada ortak sondaj faaliyeti için iş birliği imzalamasını bu çerçevede değerlendirmek lazım. İşin içine Libya, Doğu Akdeniz girecek. Türkiye’nin elinde araştırma gemileri ve sondaj gemileri var. Bunlar belli noktalarda atıl kalmış vaziyette. Belki Güney Kıbrıs’ta Chevron ile TPAO ortak sondaj faaliyetinde bulunacak. Türkiye tek başına girdiğinde problem çıkarabilecek birtakım yerler belki iş birliği çerçevesinde tüm kamuoyunu tatmin edecek. Buna nasıl dahil edilmek istendiği önemli.”
‘Türkiye’nin, ABD’nin karşısında olabilmenin sonuçlarını hesaplaması gerek’
Delgen’e göre Suriye’de ABD ile ortak hareket eden Türkiye, Doğu Akdeniz’deki ABD varlığını hesaba katmalı:
‘Pentagon’un strateji belgesinde de Doğu Akdeniz’e önem veriliyor’
Delgen, Pentagon’un yayınladığı strateji belgesinde de Doğu Akdeniz’e atfedilen öneme işaret ederek Türkiye’nin, ABD’ye bölgedeki bu ‘dışlanmanın’ sebebini sorması gerektiğini söylüyor: