Türkiye’de barış güvercinle anlatılır, serçeyle kurulur
Önder İnce
Türkiye’de barış, uzun yıllardır bir temenni olarak dolaşımda. Herkes barışı savunduğunu söylüyor; ama barış, bu ülkede hâlâ gündelik hayatın parçası olamıyor. Çünkü barışı konuşmakla, barışı kurmak arasındaki fark görmezden geliniyor.
Barış, yalnızca güvercinin gökyüzünde süzülmesi değildir. Barış, serçenin sokakta yaşayabilmesidir.
Serçe küçüktür. Güçsüzdür. Göze batmaz. Ama Türkiye’yi ayakta tutan odur. Yoksullukla boğuşan emekçi, anadilini sakınarak konuşan yurttaş, düşüncesini yazarken iki kez düşünen gazeteci, üniversitede suskunluğa zorlanan akademisyen, gelecek kaygısıyla yaşayan genç… Türkiye’nin serçeleri bunlardır. Barış, onlar için bir ideal değil; ertelenemez bir ihtiyaçtır.
Buradan açıkça siyasilere seslenmek gerekiyor.
Güvenlik diliyle barış kurulmaz
Türkiye’de siyaset, barışı hâlâ güvenlik parantezinde ele alıyor. Oysa güvenlik merkezli her yaklaşım, serçeyi ezer; güvercini vitrine koyar. Barışı bir “risk” olarak gören hiçbir siyasal akıl, onu toplumsallaştıramaz.
Barış; operasyon diliyle, tehdit söylemiyle, “ama”larla kurulmaz. Barış, cesaret ister. Siyaset, bu cesareti göstermek zorundadır.
Siyaset kurumuna çağrı
Barış istiyorsanız:
• Eşit yurttaşlığı tartışma konusu olmaktan çıkarın.
• Anadili bir “sorun” değil, bir hak olarak tanıyın.
• İfade özgürlüğünü istisna olmaktan çıkarın.
• Yargıyı siyasetin aparatı olmaktan kurtarın.
• Yerel demokrasiyi güçlendirin, kayyım siyasetinden vazgeçin.
Bunlar ideolojik talepler değil; serçenin hayatta kalma koşullarıdır.
Muhalefete açık uyarı
Muhalefet için de söylenmesi gerekenler var. Barış, yalnızca iktidar eleştirisi değildir. Barış, kendi seçmenini de dönüştürmeyi göze almaktır. Toplum hazır değil bahanesi, siyasetsizliğin adıdır.
Barış, oy hesabına kurban edilemez. Barışı erteleyen her muhalefet, iktidarın dilini yeniden üretir. Serçeye sahip çıkmadan güvercin uçurmak, samimiyet değildir.
Medya, akademi ve iş dünyasına not
Barış yalnızca siyasetçilerin meselesi de değildir.
• Medya, barışı kriminalize eden dili terk etmelidir.
• Akademi, suskunluğu değil bilgiyi örgütlemelidir.
• İş dünyası, istikrar adına adaletsizliğe sessiz kalmamalıdır.
Serçe yalnız bırakıldığında, toplum da yalnız kalır.
Son söz yerine
Türkiye’nin barışa ihtiyacı var. Ama daha çok, barışı taşıyacak toplumsal iradeye ihtiyacı var. Bu irade yukarıdan bildirilerle değil, aşağıdan hayatlarla kurulur.
Siyasete düşen görev şudur: Güvercini konuşturmak değil, serçeyi korumak.
Çünkü serçenin yaşayamadığı bir ülkede barış, yalnızca güzel bir kelime olarak kalır. Ve Türkiye’nin artık güzel kelimelerden çok, yaşanabilir bir barışa ihtiyacı var.