Geçtiğimiz ay İngiltere’nin Kent bölgesinde ortaya çıkan ve kısa sürede yayılan menenjit vakaları, Türkiye’de de tedirginliğe yol açtı. Prof. Dr. Meltem Işıkgöz Taşbakan, menenjitin yetişkinlerde de görülebileceğini söyleyerek özellikle risk gruplarında aşının ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi.
Geçtiğimiz ay İngiltere’nin Kent bölgesinde ortaya çıkan ve kısa sürede yayılan menenjit vakaları, ülkede tedirginliğe yol açtı. Türkiye’de ise nisan ayında Kocaeli’nde okulda rahatsızlanan 8 yaşındaki bir öğrenci, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti; olay sonrası sınıfındaki 28 öğrenciye koruyucu tedavi uygulandı. Ardından mayıs ayında yine aynı kentte 4 aylık bir bebek de menenjit nedeniyle yaşamını yitirdi. Peki menenjit tanısı koymak zor mu? Vakalarda artış var mı? Belirtiler neler? Prof. Dr. Meltem Işıkgöz Taşbakan, Sputnik’e değerlendirdi.
‘Erken tanı konulur, tedavisi hızlı başlanırsa ölüm oranını azaltmak mümkün’
Beyin ve omuriliği saran zarların iltihaplanması olarak tanımlanan menenjit, enfeksiyon hastalıkları arasında en yüksek ölüm oranına sahip hastalıklardan biri olarak öne çıkıyor. Prof. Dr. Meltem Işıkgöz Taşbakan’a göre hastalığa; bakteriler, virüsler, tüberküloz etkenleri ve mantarlar neden olabiliyor:
‘Menenjit erişkinlerde de görülüyor’
Prof. Dr. Meltem Işıkgöz Taşbakan erişkinlerde menenjit vakalarının büyük bölümünden meningokok ve pnömokok bakterilerinin sorumlu olduğunu söyleyerek bu enfeksiyonun her zaman görülebilen bir risk olduğunu belirtiyor:
“Menenjitte gördüğümüz belirtiler ateş yüksekliği, baş ağrısı, bilinç kaybı ve özellikle meningokok menenjitinde döküntüler görülebilmekte. Peki tanısını nasıl koyacağız? Tanısını koymak için beyin omurilik sıvısı dediğimiz sıvıdan değerlendirme yapmak lazım. Mutlaka lomber ponksiyon yapılarak tanısı konulabilir. Eğe lomber ponksiyon yapılmaya yasaklı bir durum yoksa burada sıvıyı alıp incelemek gerekir, çeşitli biyokimyasal testlerin yapılması lazım. Herkes meningokok enfeksiyonu veya pnömokok enfeksiyonu açısından riskli midir? Tabii ki riskimiz var ama bazı durumlarda meningokok enfeksiyonu veya pnömokok enfeksiyonu riski artmakta.”
Kimler risk altında?
Prof. Dr. Meltem Işıkgöz Taşbakan her birey için risk bulunsa da bazı grupların menenjit riskinin daha yüksek olduğunu özellikle dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı.
‘Korunmanın en etkili yolu aşı’
Taşbakan’a göre menenjit aşısı, hastalıktan korunmada en etkili yöntem. Özellikle meningokok aşısı ve pnömokok aşısı, risk grupları için hayati önem taşıyor. Dünya genelinde en sık görülen A, C, W, Y ve B tiplerine karşı geliştirilen aşıların mevcut olduğu belirtilirken, uzmanı şu uyarıyı yapıyor:
“En önemli şey ‘bu enfeksiyonlardan nasıl korunabiliriz?’ Menajitten korunmak için elbette meningokok menenjitinden de, pnömokok menenjitinde de korunmak için özellikle risk gruplarının aşılanması çok önemli.”
“Tüm dünyada sık görülen A, C, W, Y ve B tipine karşı aşılar mevcut ki bunlar zaten en sık görülen meningokok tipleri. Bunlara karşı da aşı yaptırmamız gerekiyor. Yaptıralım mı? Kesinlikle. Bebeklerimizi, iki yaşın altındakilere mutlaka uygulanması lazım ama özellikle yetişkinlere de kalabalık yerlerde yaşayanlar, gençler, yurtta kalan öğrenciler, artı herhangi bir şekilde bağışıklığı baskılanmış hastalığı olanlar ya da buna yönelik tedavi alanlara meningokok aşısı yaptıralım. Dörtvalanma aşıyla birlikte mutlaka B tipini de yaptırmamız gerekli. Tabii ki riske göre bazen tekrar dozları da gerekebiliyor. Ama ilk etapta tek doz da ikisinden de yaptırmamız mümkün. Tek doz derken B tipini mutlaka iki doz şeklinde yaptırıyoruz. Ama dörtvalanlıyı tek doz yapılabilmekte.”