Washington-Tahran hattında belirsizlik: Abluka kalkacak mı, savaşa geri mi dönülecek?

ABD Başkanı Trump, Pakistan’ın talebi üzerine İran’ın anlaşmaya yönelik önerisini sunmasına kadar ateşkesi uzatma kararı aldığını duyurdu. İran ise, ABD’nin “deniz ablukasını” sona erdirmesi halinde bir sonraki görüşme turunun yapılabileceğini belirtti. Peki ABD deniz ablukasını kaldırır mı?

Washington-Tahran hattında belirsizlik: Abluka kalkacak mı, savaşa geri mi dönülecek?
Yayınlama: 22.04.2026
A+
A-

ABD Başkanı Donald Trump, Pakistan’ın talebi doğrultusunda İran’ın anlaşmaya ilişkin teklifini sunmasına kadar ateşkesin uzatılmasına karar verildiğini açıkladı. İran’ın BM Daimi Temsilcisi Emir Said İravani ise, ABD’nin “deniz ablukasını” kaldırmaya hazır olduğuna dair bazı sinyaller aldıklarını ifade etti. İravani, ablukanın sona ermesi halinde müzakerelerin bir sonraki aşamasına geçilebileceğini dile getirdi. Peki ABD deniz ablukasını gerçekten kaldırır mı? Washington bu süreçte hangi tavizleri vermeye hazır? Sürecin uzaması yeni bir anlaşmanın önünü mü açar, yoksa daha geniş çaplı bir çatışmaya mı yol açar? Ortadoğu Uzmanı Haydar Oruç, gelişmeleri Sputnik için değerlendirdi.

‘İran’ın Hürmüz kartı beklenenden çok fazla bir etki yarattı’

Ortadoğu Uzmanı Haydar Oruç, Haziran ve Şubat öncesindeki müzakereler esnasında ABD’nin İran’ı vurmasının büyük bir güvensizlik yarattığını ve günümüzde de bu güvensizliğin izlerini gördüğümüzü söyledi:

“İsrail/ABD ve İran arasında başlayan ve 40 gün süren savaş sonunda tüm tarafların belirli bir bedel ödediği ve bu nedenle de Pakistan’ın arabuluculuğunda başlayan görüşmelerde 8 Nisan itibariyle 15 günlük bir ateşkes üzerinde mutabık kalındığı görülmektedir. ABD ile İran arasında hem 2015’teki nükleer anlaşma esnasında hem de geçtiğimiz Haziran’da patlak veren 12 Gün savaşından önce, hatta 28 Şubat’tan önce de bir müzakere süreci yürümekteydi. Dolayısıyla tarafların birbirlerini tanımadıklarını söylemek gerçekçi değildir. Ancak özellikle Haziran ve Şubat öncesindeki müzakereler esnasında İran’ın vurulması haliyle büyük bir güvensizlik yaratmıştır. Bugün de bu güvensizliğin izlerini görmek mümkündür.”

“ABD’nin ateşkes öncesinde İran’ın sunduğu 10 maddelik çerçeveyi kabul ettiği bazı yetkililer tarafından yalanlanmış olsa da, nihayetinde bazı sözler verildiği ve bu sayede de ateşkesin kapısının açıldığı muhakkaktır. Ancak İslamabad’taki ilk tur görüşmede herhangi bir anlaşma ortaya çıkmaması, buna rağmen ateşkesin devam etmesi tarafların makul davranmaları halinde bir sonuca ulaşılabileceğini düşünmemizi sağlamıştır. Ateşkes başladıktan sonra İran’ın Hürmüz Boğazı’nı açmasına rağmen ABD’nin bu fırsattan istifade edip savaş gemilerini körfeze sokmak istemesi ve Lübnan’a yönelik saldırıların durdurulması konusunda İsrail’e yeterli baskıyı yapmaması nedeniyle İran’ın Hürmüz’ü tekrar kapatmasından sonra başlayan ABD ablukası ise, bir yandan Hürmüz’ün açılmasına hizmet etmeyen gereksiz bir hamle gibi gözükse de nihayetinde İran’ın petrol ticaretini darbe vurması hasebiyle bir hayli etkili olduğu görülmüştür. Dolayısıyla nasıl ki İran’ın Hürmüz kartı beklenenden çok fazla bir etki yarattı ve ABD’yi ateşkese zorladıysa bugün de ABD ablukasının İran’ı zorladığı görülmektedir.”

‘Tekrar savaşa dönülmesi İsrail dışında hiç kimsenin istemediği bir durum’

Ortadoğu Uzmanı Haydar Oruç, sorunların çözümlenmesi için her iki ülkeninde eş zamanlı olarak Hürmüz üzerindeki geçiş yasağı ve abluka uygulamasını kaldırması, Hürmüz’ün gemilerin serbest geçişine açılması gerektiğini aksi durumda savaşa tekrar dönüleceğini söyledi:

“İran müzakerelerin ikinci turu için masaya oturma şartı olarak ablukanın kaldırılmasını talep etmesi ne kadar rasyonel ise, ABD’nin de İran’dan Hürmüz’ü açmasını istemesi o kadar rasyoneldir. Dolayısıyla bu sorunun çözümlenmesi için tarafların masaya oturmasını sağlamak üzere her iki tarafın da eş zamanlı olarak Hürmüz üzerindeki geçiş yasağı ve abluka uygulamasını kaldırması, Hürmüz’ün gemilerin serbest geçişine açılması uygun olacaktır. Zira bunun alternatifi tekrar savaşa dönülmesi olacaktır ki, bu İsrail dışında hiç kimsenin istemediği bir durumdur. İran tarafının da sahadaki gerçekliği iyi okuması, maksimalist taleplerde ısrar etmemesi isabetli olacaktır. Kaldı ki İran 40 günlük savaşta rejimini ayakta tutarak büyük bir başarı göstermiş ancak savaşı galip olarak bitirmemiştir.”

‘İran’ın da ABD’nin de makul çerçevede kalması, karşı tarafı zorlayacak, kabul edilmesi mümkün olmayan taleplerde ısrar etmemesi gerekiyor’

Uzman Oruç, kazananı olmayan bir savaşta yüksek taleplerle bulunmanın daha fazla kayba yol açacağını belirtti:

“Kazananı olmayan bir savaştan bu kadar çok yüksek taleplerde bulunmak, ya hiçbir şey edememekle ya da yeniden savaşa dönülüp daha fazla kayba uğramakla sonuçlanabilir. Bu nedenle İran’ın da ABD’nin de makul çerçevede kalması, karşı tarafı zorlayacak, kabul edilmesi mümkün olmayan taleplerde ısrar edilmemesi gerekmektedir. Eğer İran bu konuda daha fazla ısrar ederse Trump’ın savaşa devam etmesi hususunda koz verecek ve bu da en çok İsrail’in işine yarayacaktır. Ateşkes sürecinde tarafların yaptığı tahkimat ve yığınaklara bakıldığında ise yeniden savaşa dönülmesinin, hiç arzu edilmese de, hala masadaki seçeneklerden biri olarak durduğu görülmektedir. Bu nedenle İran’ın da ABD’yi sıkıştırdığını ve istediğini alabileceğini düşünerek, anlaşma konusunda bu kadar direnç göstermesinin mantıklı olmadığı görülmektedir.”

“Ancak eğer İran veyahut İran’ın içindeki bazı klikler bu ateşkes sürecinde hiç kimsenin bilmediği yeni yetenekler kazandıysa ve bu yetenekler sayesinde ABD/İsrail’e büyük bir hezimet yaşatabileceğini düşünüyorsa, bu fırsatı kullanmak isteyecektir. Fakat bunun büyük bir kumar olacağı unutulmamalıdır. ABD’nin de İran’ın egemenliğine saygı duyması, İran’ın tam teslimiyeti anlamına gelecek taleplerden vazgeçmesi ve bükemediği bileğe saygı göstermesi beklenmektedir.”

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.